Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Eylül 26, 2021

Prof. Dr. Osman Öztürk Hocamızın Selâm Şoklaması

Merhûm Prof. Dr. Osman Öztürk hocamızla birlikte, İstanbul ve ilçeleri yanında, Trakya ve Anadolu’nun birçok il ve ilçesine, sohbetlere ve konferanslara gittik. Belediyeler, müftülükler, üniversiteler ya da bâzı vakıf ve derneklerin dâveti üzerine gittiğimiz bu programlara bendeniz, hocamızın yayıncısı olarak ve hocamızın kitaplarını sergilemek üzere gidiyordum.

Konferanslar ve sohbetler, genellikle yoğun katılımlı ve coşkulu olarak gerçekleşiyordu. Programların başlangıcında, genellikle programın takdimcisi tarafından Osman hocamızın özgeçmişi okunur ve akabinde de hocamız, konuşmalarını yapmak üzere kürsüye dâvet edilirdi.

Osman hocamız, her zaman şık giyimli olmaya ve kıyâfetlerinin sâde olmakla berâber, tertemiz ve muntazaman ütülü olmasına özen gösterirdi. Ayakkabılarının boyasından, arabasının ve ofisinin düzen ve temizliğinekadar, her ayrıntıya dikkat eden prensip sâhibi bir İstanbul beyefendisi idi.

Talebeleri dâhil olmak üzere, kendisini ziyârete gelen tüm misâfirlerini en güzel bir şekilde ağırlar ve uğurlardı. Sehâvet ehli, ikrâm ve kerem sâhibi, nümûne-i imtisâl bir büyüğümüz idi. Hocamızı ziyâret edip de, yerine göre yemeğini yemeyen, çayını kahvesini içmeyen, çikolata ve kolonyasından nasiplenmeye varıncaya kadar, hocamızın misâfirperverliğine şâhitlik etmeyen ve memnûn kalmayan bir Allah kulu göremezsiniz. Hattâ bu bâzen genç talebeleri ve genç misâfirleri için mahcûbiyet boyutuna varacak bir hâl alırdı.

Hocamızdaki bu âl-i cenâplık ve hassâsiyet aslında onun hâl dili ile ve uygulamalı olarak yaptığı bir âdâb-ı muâşeret eğitimi idi. Oturup kalkması, misâfirlerine karşı hitâp şekli, beden dili, göz temâsı vd. her hâli ile güzel bir örneklik teşkîl ederdi hocamız. Başta merhûm muallim Mahir İz hoca olmak üzere, derslerinde ve sohbetlerinde bulunduğu hocalarından tevârüs ettiği bu bilgi ve görgüyü, âdetâ onları temsîl edercesine tatbîk eder ve etrâfına yansıtırdı.

Hocamızın üstün ahlâkî meziyetleri ve örnek şahsiyeti, şüphesiz kitap hacminde bir anlatım gerektir. Yazımızın asıl amacı bu olmadığından burada, bu kadarı ile iktifâ ediyorum.

Osman hocamız bir medeniyet târihi profosörü olarak, her şeyden önce iyi bir hoca ve iyi bir hatipti. Osman hocamıza talebe olan ve hocamızın sohbet ve konfetanslarından birini bile olsun dinleyenler, hocamızın bu konuda hakkını teslîm edeceklerdir.

Hocamız konuşmalarında, ilâhiyatçı olmamasına rağmen âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfleri yerinde ve gereğince, arapça orjinallerini de okuyarak bolca kullanır, bir kısmı farsça olan, dîvân edebiyâtından arûz ölçüsü ile yazılmış şiirleri ve halk edebiyâtından da hece ölçüsü ile yazılmış pek çok şiiri, beyiti ve mısrâ-i bercesteyi ezberden okumak sûretiyle konuşmalarını bunlarla zenginleştirir ve fikirlerini bu edebî müktesebâtı ile güçlendirirdi.

Yine eski hocaların sohbetlerinden hatırında kalan, bir çok hikmetli kıssa, fıkrâ ve anekdotları konuyla bağlantılı olarak, konuşmalarının arasına serpiştirirdi.
Hocamızı can kulağı ile dinleyenlerin hem kitâbî, hem edebî, hem tasavvufî, hem irfân ve hem de aktüel bilgi ve görgüsü muhakkak artmış olurdu.

Şimdi müsaadenizle, yazımızın başlığına dönerek sadede gelmek ve mevzûyu toparlamak istiyorum. Takdimcinin anonsu ile kürsüye yönelen hocamız bâzen ayakta, bâzen de oturarak konuşmalarını gerçekleştirirdi.

Hocamız sohbet ve konferanslarında genellikle günlük hayattaki konuşma sesi tonunu kullanır ve istisnâlar dışında sesini pek yükseltmezdi O sesinden ziyâde sözünü, mesajını ve dâvâsını yükseltmenin gayretinde idi.

Hocamız konuşmalarına salonu şöyle bir süzdükten sonra, besmele, hamdele ve salvele ile başlar, sonra da salonu Allâhın selâmı ile Esselâmualeyküm diyerek selamlardı. Hocamızın bu selâmı, salondakiler tarafından ya içlerinden, ya da genellikle çok cılız bir ortak ses ile alınır ve aleykümselâm diye mukâbele edilirdi.

İşte tam da bu esnâda Osman hocamız, tüm salonun dikkatlerini teksîf etmeyi temîn sadedinde ve salonun tamâmına tartışmasız bir hâkimiyet sağlamak üzere, şu meşhur hamlesini yapardı.

Selâmın cılız alınmasından duyduğu memnuniyetsizlikle:

“- Olmadı!” derdi Osman hocamız.

“- Bu selam alma şekliniz, ne bu salondaki kalabalık cemâata yakıştı, ne de yüce kitâbımız Kur’ân-ı Kerîme uydu” der ve arkasından da hemen şu can alıcı açıklamayı yapardı her seferinde:

“- Mâlûmunuz olduğu üzere selamı vermek sünnet, almak ise farzdır.Ama bu şekilde sizin gibi değil. Peki ya nasıl?

Önce aşağıda meâlini verdiğim, Nisâ Sûresi’nin 86.âyet-i kerîmesini okur ve sonra da mânâsını verirdi: Size bir selâm verildiğinde ya daha güzeli ile veya dengi ile karşılık verin. Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.

“- Şimdi sizleri yeniden selamlıyacağım ve sizden, okuduğum bu âyet-i celîlenin mânâsına uygun bir mukâbele bekliyorum!.” der ve yeniden salonu selamlar:

  • Esselâmu aleyküm.

Bu defâ tüm salon daha güçlü bir şekilde hep berâber şöylece alırlardı hocamızın selâmını:

  • Ve aleykümselâm ve rahmetullâhi ve berâkâtühü.

Bunun üzerine Osman hocamız:

“- Hah işte böyle. Bak şimdi oldu. Artık konuşmamıza başlayabilirim!.” der ve ilân olunan konu çerçevesinde konuşmalarını yaparlardı. Bu hocamızın, insanların dikkatlerini toplayarak hatibe ve konuşmasına konsantre olmalarını ve odaklanmalarını sağlayan bence çok başarılı ve çok etkili bir yöntem ve bir taktik idi. Bu taktiğe müsaadenizle bendeniz, yazımıza başlık yaptığım şekliyle, Prof. Dr. Osman Öztürk hocamızın selam şoklaması diyorum.

İsterseniz sizler de bir deneyiverin bakalım nasıl bir netîce alacaksınız? Ben şahsen tecrübe ettim ve muvaffak oldum.

Bu vesîleyle, yerleri dolmayacak, her biri ehl-i sohbet, ehl-i hâl ve ehli dil olan, gerçek münevverlerimizden biri, muhterem Prof. Dr. Osman Öztürk hocamızı rahmetle ve özlemle yâd ederken, siz değerli Osman hoca dostlarından, tüm göçmüşlerimizle berâber, hocamızın rûhu için de, üç ihlâs ve bir fâtiha okumanızı istirhâm ediyorum.

Rûhu şâd, menzili mübârek. mekânı cennet ve derecesi âlî olsun…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir