Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Eylül 12, 2021

Partiyi Sevmek Bu mu!

Ak Parti’yi sözde çok sevdiğini söyleyenler, partiye yönelik yaptığımız bazı haklı eleştirilerden rahatsız olmaktaymışlar…Olsunlar! Aynı şekilde bazı partililerin kasıtlı hatalarına karşı özeleştiri yapanları da gerginlik çıkarmak,uyumsuz olmak, ve sert davranmakla itham ediyorlar. Etsinler…!

Bunlar, alçak darbe girişimi öncesinde FETÖ konusunda yaptığımız ağır eleştirilerden de rahatsız olmaktaydılar…Uluslar arası boyut kazanmış FETÖ tehlikesine her dikkat çektiğimizde, bizleri saygın birinin hocalığına laf etmek, yurtdışında Türkçe dilinin öğretilmesinden rahatsız olmak, ülkemizin diasporası için uluslararası eğitim kurumlarının faydasını öngörememekle suçlamışlardı.

Çünkü onlar, geçmişte hem FETÖ’ye sahip çıkarak ve görmezden gelerek kazandılar hem de darbe sonrası FETÖ’ye ağır küfürler ederek kazanmak istemektedirler. Böyle kişilerin tek derdi, şartlar ne olursa olsun makam ve mevki sahibi olmak ve de sadece dünyevi anlamda kazanmaktır…

Bizler ise hem geçmişte FETÖ’ye tavır koyarak çok ağır bedel ödedik, hem de bugün tavrımızı devam ettirerek bedel ödemeye devam ediyoruz. Nasıl oldu bu paradoksal iş? Bu yaman çelişkinin mimarı kim?

Düşünün ki bir cerrah hekim, ameliyat olmazsa çocuğunun ölümüne sebep olacak bir hastalığı teşhis esnasında görmezden gelebilir mi? Ameliyat esnasında alınması gereken hasta organa karşı müşfik davranabilir veya sanki yokmuş gibi durabilir mi? Hastalığa karşı müşfik davranan ve onu görmezden gelen cerrah baba görevini yapmış olur mu? Daha da önemlisi hastalık yok olur ortadan kalkar mı?

Benzeri bir durumu hasta olan bir yakınımızda yaşamıştık. Doktorun söylediği olumsuz hiçbir sözü duymuyorduk…Her söylediği sözü biz duymak istediğimiz gibi anlıyorduk…Fakat çok kısa süre sonra hastamızı kaybettik! Çünkü biz öyle istiyoruz diye hastalık ortadan kalkmamıştı.

Böyleler zannediyorlar ki, güçlü iktidarı yanlışları ve doğrularıyla övmenin konforunu ve sağlayacağı dünyevi faydayı biz bilemeyiz. Nehirde akan suyun akışının zıddına kulaç vurarak yüzmenin zorluğunu ve de serin sulara kendimizi bırakıp suyun götürdüğü yere gitmenin kolaylığından haberdar olmadığımızı sanıyorlar. Onlara deriz ki dava adamı olmak; gerekirse suyun akışının zıddına kulaç atmaktır. Bedel ödemektir, kaybetmektir, feda olmaktır. Bizler de öyle yapmaktayız.

Böylelerin en can sıkıcı tarafı ise, haklı eleştirilerimizi aynen FETÖ’de yaptıkları gibi, ülkemizin kalkınmasına karşı olmak, ve bu uğurda yapılan çalışmalar köprü, yol , hastaneler, İHA-SİHA’ları görememekle suçlamaktadırlar…Büyük kurnazlıktır bu!

Oysa biraz akla sahip olan vatansever hiç kimse ülkemizin kalkınmasına karşı olmaz, aksine bu hizmetlerin bazılarınca yapılan kasıtlı kasıtız hataların ruhsatı haline gelmesine karşı olurlar. Bizler de öyle yapmaktayız.
Hiç kimse Cumhurbaşkanımızın yaptığı hizmetleri kendi kişisel çıkarlarının ruhsatı olarak göremez, görmemelidir!

Sorunun özeti budur!

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir