Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Eylül 19, 2021

Doğal Seleksiyonu Savunanlar Afrika’daki Çocuğa Ağlayamaz

Evrimci ateistler insanın hayvanlardan bir hayvan olduğunu iddia eder ve insanın günümüzdeki formuna gelebilmesinin temel nedeninin doğal seleksiyon sonucunda ayakta kalabilmesine bağlarlar. Doğal seleksiyon, yani kısaca güçlü olanın ayakta kalabilmesi. İlerlemenin, gelişimin, üstünlük sağlamanın biricik yoluymuş bu doğal seleksiyon. Mesela Hitler de doğal seleksiyon uğruna hasta, sakat ve yaşlıları Alman ırkını saflaştırmak için katletti.

Aslında Hitlerin bu yaptığı ateistlerin doğal seleksiyon iddiasının normal ve doğal sonucuydu şaşırmamak lazım. Burada merhamet, vicdan yok zira bu gayet doğal bir süreçti. Türün devamı için en güçlüler ve en sağlıklılar ayakta kalmalı diğerlerinin soyu kurutulmalıydı. Genler ancak bu şekilde temiz kalabilirdi.

Gelgelelim çelişki olarak gördüğüm noktaya. Evrimci bir ateist için durum tam olarak yukarıda yazdığım gibiyken aynı evrimci ateistlerin tanrının varlığını inkâr ederken klişe haline gelmiş sloganlarını hatırlayalım “Eğer Tanrı olsaydı Afrika’da kimse açlıktan ölmezdi. Tanrı madem merhametlidir neden açlıktan insanlar ölüyor?” Kendince Tanrının varlığını bu şekilde reddeden ateistin çelişkileri buradan sonra başlıyor.

Bu sloganı attıktan sonra Tanrı yoktur dedin. Ancak Afrika’daki açlıktan ölen çocuk için üzülüyorsun. Neden üzülüyorsun? İnsan hayvanlardan bir hayvan değil miydi? Doğal seleksiyon sonucunda zayıfların elenmesi gayet doğal değil mi? Eğer zayıflar yaşarsa türün sağlığı ve dolayısıyla türün devamı tehlikeye girmiş değil midir? Evrim hala devam ettiğine göre ve doğal seleksiyon doğanın temel kanunu olduğuna göre savaşlara, sömürüye, açlıktan-hastalıktan-fakirlikten ölen insanlar için neden üzülüyorsun? “Güçlü olanın ayakta kalması” senin için sevindirici olmalı değil mi? Eğer davanda sadıksan dediklerimi kabul etmek zorundasın aksi takdirde “hayvanlardan bir hayvan ve doğal seleksiyon” iddianı kaldır çöpe at. Eşref-i mahlûkat olduğunu kabul et.

Diğer bir çelişki de şudur. Sömürülmüş, zayıf düşmüş insanlara yukarıdaki çelişkiye rağmen yine de üzülmeye devam ediyorsan bu konuda bir şeyler yapman gerekmiyor mu? Sana göre dünyayı yaşanmaz hale getiren dinler olduğuna göre din mensuplarının inadına bu zayıf insanlara yardım et. Onlar ki bir kuru ekmeğe muhtaçlar klavyenin başında durmadan “tanrı olsaydı insanlar aç kalmazdı” demek yerine Afrika’ya git, onlara su kuyusu aç, et dağıt, fırın aç ekmek çıkar, yetimlerin başını okşa, harçlık koy ceplerine. Bu faaliyetlerin hepsi de sana bir yerlerden tanıdık geliyor değil mi? Tabi ki de geliyor.

Özellikle Müslümanların kurduğu yardım dernekleri bu işi yıllardır profesyonelce yapıyorlar. Bak, kurban bayramı geldi. Tüm dünyadan yüzbinlerce mümin evini yurdunu bırakarak hiç tanımadığı insanlara din, dil, ırk, fikir ayrımı yapmadan sırf insan oldukları için ücretsiz et dağıtmaya gidiyor. Ve bu etlerin parası senin her gün yerden yere vurduğun İslam’ın müntesiplerince sağlanıyor. Peki, doğal seleksiyona inanan kaç kişi şuan Afrika’daki muhtaçlara yardım ediyor? Cevabını sen de çok iyi biliyorsun.

Samimi bir evrimci ateistsen savaşlara, katliamlara, açlıktan ölümlere üzülmemeli hatta sevinmelisin. Zira güçlü olan ayakta kalacak ve türün devamı sağlanacaktır. Hem samimi bir ateistim hem de zayıfların ölümüne üzülüyorum diyorsan da müslümanların evrimsel olarak senden kat be kat önde olduklarını mesela birkaç milyon yıl önde olduklarını kabul etmek zorundasın. Zira müslümanlar senin gibi sadece üzülmüyor; haritadan yerini gösteremeyeceğin ülkelere yardım götürüyorlar. Eğer evrime ve dolayısıyla doğal seleksiyona inanıyorsan Afrika’daki insanlara ve mazlumlara ağlamaya hakkın yok!

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir