Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Ağustos 2, 2021

“Bu Ülkede Yaşanmaz”


Sağcı-solcu, muhafazakâr-dindar, seküler-laik, liberal-sosyalist vb… nasıl bir ailenin çocuğu olursa olsun eğer yirmi yaş altında bir gençle konuşursanız, muhtemelen şu cümleleri duyacaksınız;

‘‘Bu ülkede yaşanmaz’’
‘’Bir an önce yurt dışına gitmek lazım’’
‘’Ben bu ülkede bir gelecek göremiyorum kendime’’

Evet, bir elinde 12-15 bin liralık i-Phone telefon, diğer elinde i-pad bulunan ve akşama kadar sosyal medyada dolanan bu gençler, sanki akşama kadar güneşin altında pamuk tarlalarında ırgatlık yapıyorlarmış gibi feveran ediyor (ki onlar yapmazlar böyle) ve ezberlenmiş bir şekilde bu cümleleri sarf ediyorlar.

Sanki bu ülkede çok büyük sorunlar yaşıyorlar, özgürlükleri kısıtlanıyor, hiçbir şey yapamıyorlar da yurt dışına çıkar çıkmaz cennete düşecekler! Gidecekleri ülkede hiçbir sorunla karşılaşmayacak ve hep mutlu olacaklar! Algı bu.

13 yaşındaki kızım bir gün Kanada’ya gidiyor, bir gün Izlanda’ya bir gün Finlandiya’ya.
Bugünkü kararını akşam öğrenecegim 🙂
“Tamam kararını ver, hangi ülkeye/şehre gideceğini söyle hemen göndereyim ama önce dil meselesini halletmen lazım” diyorum. Bozuluyor, çünkü
onu bile hiç düşünmemiş! Sanki gideceği ülkede herkes onunla Türkçe konuşacak! Okula gitmeyecek! Ders çalışmayacak! Vs. Böyle düşünüyorlar. Sadece fidecek ve hiçbir sorun yaşamayacak! Burada nasıl bir sorun yaşıyorlarsa!

Bu, sosyal medya algoritmaları ile oluşturulan ve maalesef bilerek veya bilmeyerek yazılı-görsel basının da pekiştirdiği bir algı. Gençleri depresif, pesimist ve amaçsız bir hale getiriyor.

Bu, ülkemiz ve geleceğimiz adına büyük bir tehdit. Yetkililerin bu konuda çok ciddi çalışmalar yapması gerekiyor.

Hemen her gün ‘’Katarlı gençler sınavsız tıp okuyacak ama bize yok’’, ‘’falanca yerde çocuklara tecavüz edildi ama tecavüzcü failler serbest bırakıldı’’, ‘’falanca yerde kadın öldürüldü ama katiller serbest bırakıldı/bırakılıyor’’ şeklindeki manipülatif haberlerle algı oluşturuluyor, pompalanan şu: bu ülkede yaşanmaz, çünkü adalet yok, kanun yok, hukuk yok, can güvenliği yok, namus güvenliği yok, gelecek yok (kaçın kurtulun)!

Sosyal medya algoritmaları, çoğu yalan olan bu spekülatif ve kışkırtıcı haberleri gençlerin önüne düşürünce ergenlik dönemine özgü isyankâr refleksler içindeki gençlerde akran etkileşiminin de etkisi ile protest tavırlar gelişiyor. Kışkırtıcı haberler gençlerin isyankar ruh halleri ile entegre ediliyor.
Ancak eskiden en fazla anne-babaya isyan ve aileden kaçış senaryosu şeklinde gelişen ve çoğunlukla da icra edilmeyen isyankâr tavırlar(fantastik hayaller), artık şimdi internet sayesinde ülkeden kaçış senaryosuna dönüşmüş durumda. Bu fantastik senaryolar da çoğunlukla gerçekleşmeyecek ama gençleri amaçsız ve pesimist bir hale getirecek/getiriyot. Demotive ediyor. Buna bir çözüm bulunmalı.

Keşke imkân olsa da bunu talep eden her gencimizi kontrollü bir deneme programı içinde 3-6 aylığına istedikleri ülkeye (Kanada, İzlanda, Norveç, Finlandiya’ya …) gönderebilsek. Böylece Hanya’yı da Konya’yı da görseler!

Ya da hepsini çay-fındık-pamuk tarlasına ırgat olarak veya bir tamirhaneye çırak olarak gönderebilsek. Bizim gibi bir çocukluk yaşasalar. Onlar için kontrollu bir imkânsızlık yaratabilsek, ne iyi olurdu bu ama maalesef yapamıyoruz, fakat bir şekilde yapmalıyız aksi halde imkankarı ve konforları arttıkça çocuklarımızın pesimist boşlukları da artıyor. Ben daima söylerim, imkânsızlığın verdiği motivasyonu başka hiç bir şey veremiyor. Belki de ilahi adalet böyle sağlanıyor, bilemiyorum. O halde ne yapıp edip bu imkânsızlıkları bir şekilde çocuklarımıza da yaşatmalıyız. Ama bunu ebeveynler yapamaz. Bu (kültür haline gelene kadar) önce devlet politikası olarak uygulanmalı. Batı toplumu bunu bir kültür olarak yapıyor mesela, iyi de yapıyor. Batıda bir ailenin maddi durumu ne kadar iyi olursa olsun çoğu genç 18 yaşından sonra artık part-time bir işte çalışıyor, çalışmak zorunda, örneğin bir büfede garsonluk veya kasiyerlik yapıyor. Ki masraflarını karşılasın.

Dün sosyal medyada ‘’İzlanda geleceğini böyle hazırlıyor’’ manşeti ile dolaşan bir video vardı. İzlanda, demokrasi ve özgürlük indekslerinde en üst seviyelerde gösterilen bir ülke. Gençlerin 1980-1990’larda azması sonucunda bazı tedbirler alınmış, mesela 16 yaş altındaki gençlerin akşam saat 10’dan sonra sokağa çıkmaları yasaklanmış, sıkı takipler yapılmış vs. Bunu ülkemizde yapsak nasıl yorumlanırdı?

Sadece gençlerin değil hepimizin geleceği ile oynanıyor. Buna acilen el atmalıyız.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir