Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Haziran 11, 2021

Reis ve Dondurmacı

Normal koşullarda Cumhurbaşkanımızın bir dondurmacıya girip dondurma yemesi ve gençlerle sohbet etmesi, sembolik açıdan vatandaşla Cumhurbaşkanı arasında engelin olmadığına ve ulaşılabilir olduğuna dikkat çekmek için iyi bir yöntemdir. Peki, maksat hasıl oldu mu?Cumhurbaşkanımız ulaşılabilir biri olarak kabul gördü mü?

Yine biz biliriz ki, Başbakanlığı döneminde sıklıkla simitçi, balıkçı ve taksi esnafına uğrar onların dertlerini dinlerdi…

Acaba bugünlerde bu tür yaklaşımlar faydadan daha çok zarar mı vermektedir? Ulaşılmaz olduğu bir kez daha mı hatırlansın istenmiş oldu ? Amaç nedir o halde?

Kanaatimce, sorun yaşayan, mağdur olan, sıkıntısını gideremeyen, haksızlığa uğrayan ve sesini bir türlü ilgili ve yetkililere duyuramayanlar, dondurmacıda yenilen dondurmadan yürekleri soğumuyor daha çok kırılıp ve de üzülüyorlar. Çünkü dertli insanlar olarak ulaşacak makam ve mevki bulamıyorlar. Ne yazık ki sistem henüz, dert dinleyen ve çözüm üreten bir yapıya kavuşturulamamıştır.

Oysa, hatalara ve yanlışlara engel olacak şekilde düzenlenmiş kurumsal yapıya sahip olsak, Cumhurbaşkanına dert yanmaya gerek kalmaz. Böyle bir yerde de Cumhurbaşkanımızın vatandaşıyla dondurma yemesi nostaljik bir iş olarak kayıtlara geçerdi. Ancak bugün durum öyle değil, Başkanlık sisteminden sonra Ak Partili yetkililer dert dinleyemiyor, dinlese de nasihat etmek ve üzülmek dışında ellerinden hiç bir şey gelmediğini söylüyorlar.

Yıllardır siyasetin içindeyiz…Çok haklı gerekçeyle olsa bile Cumhurbaşkanımızla bir dakika görüşme imkanı bulabilir miyiz? Hayır!

Cumhurbaşkanımızı kötülüklerden korumak adına milletimizden büsbütün kopardılar. Koparanlar da vatandaşın sorunlarıyla asla ilgilenmiyorlar. Vatandaşla ilgilenmek ve sorunlarını çözmek yerine çok ilginç bir yöntem uyguluyorlar. Karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak yerine, binlerce kilometre uzaklıktaki mesafelerde ülkemizin yaptığı başarılı çalışmalardan örnekler anlatıyorlar. Bu taktik, faydadan çok zarar veriyor.

İlk defa böylesini görüyorum…

Bir yandan gözüne sivri topluklu ayakkabıyla basılan vatandaşlarımıza Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtulmasında ülkemizin rolü anlatılıyor…Önce ayağını adamın gözünün üzerinden çeksene!

Çelme takılıp kolu kırılan kişiye, İHA ve SİHA’lar dahil olmak üzere savunma sanayinde ülkemizin geldiği teknolojik üstün seviye anlatılıyor…Adamın kolunu tedavi etsene! Haksız şekilde kol kıran kişiyi hesaba çeksene!

Eli mühürlü bir yetkilinin kafa atıp burnunu kırdığı ve mağdur ettiği bir vatandaşımıza, İsrail’in kafa atıp burnunu kırdığı Filistinli bir çocuğun çektiği acıyı anlatabilir misiniz? Önce kendi acımızı dindirmemiz gerekmez mi?

İçeriden gelen çığlıklara öncelikle kulak asalım lütfen!

Yazık oluyor…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir