Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Ağustos 2, 2021

Naziler Komünistler İçin Geldiğinde Sesimi Çıkarmadım

AK parti iktidara geldiğinde ‘faşizm geliyor’ paranoyasına kapılan ‘laik’ ‘Atatürkçü’ ‘solcu’ ya da ‘çağdaş’ gibi sıfatlarla kendini tanımlayan kesime yönelik olarak bu çok bilinen sözle yoğun bir propaganda yapılmıştı. Bu sözlerin sahibi , Alman Protestan Kilisesi’nin Nazilerle iş birliği yapmasına muhalefet eden kilisenin başkanı Martin Niemöller. Önceleri inanmış bir Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi seçmeni olan Niemöller, daha sonra nasyonal sosyalizm karşıtı bir direnişçi olmuştur.

Niemöller’in sözleri aynen şöyle;
”Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.
Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.
Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.
Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim.
Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”

AK parti iktidarından asıl endişelenenler, başta emperyalist merkezler olmak üzere bu iktidarla ayrıcalıklarını, baskı ve sömürü imkanlarını kaybedecek olanlardı. Onlar kendi endişelerini, toplumun geniş kesimlerine benimseterek, kendileri için erkenden gördükleri bu ‘tehdidi’ durdurma amacı taşıyorlardı. Bu endişe zerkini uzun bir süre başlardılar. Hatta hala bunun üzerinden yürüyorlar. 19 yıl geçmiş olmasına rağmen, azalarak da olsa bu endişeleri hisseden, buna inanan önemli bir kesim de hala var.

Bununla demek istiyorlardı ki; AK parti kendi ideolojik görüşünden farklı düşünen herkesi yok edip bir ‘istibdat’ rejimi kuracak. Bu inanışı yaymak ve diri tutmak için ‘eller kaosa kalktı’ dan tutun da ‘Türkiye İran olacak; yok Malezya olacak’ türünden pek çok argümana sarıldılar. Halbuki şimdi anlaşılıyor ki AK Parti iktidarını asıl devirmek isteyenler başta emperyalizmin merkez üssü Amerika olmak üzere emperyalist odaklardır. Amerikan Başkanı Biden, bunu açıkça beyan etmiştir. AK Patinin ‘mahalle baskısı’ uyguladığını iddia edenler kendi mahallelerinde baskının en koyusunu uygulamakta, Cumhur ittifakı yönetimine de ağza alınmayacak galiz küfürler, yalanlar ve iftiralarla yoğun bir algı operasyonu yürütmektedirler.

Tabi faşizm ve benzeri rejimlerin her yerde ve her zamanda aynı şekilde geleceğine iman etmiş olanlar, bu tür propagandalara kandılar. Açık sözlü olmam gerekirse ilk başlarda ben de o propagandanın etkisinde kaldım. Halbuki Türkiye, ne İran gibi bir mollalar rejimi oldu, ne de komünistliğinden dolayı kimseye ilişildi. Nerden baksanız legal çalışabilen 4-5 tane ‘komünist parti’miz var.Tam tersine Türkiye öyle bir yola düzüldü ki Malezya bile (orada kötü olan ne varsa hala anlamış değilim) Türkiye’ye özenir oldu. Görünürde de Türkiye’de baskıcı bir rejim ihtimali yok. Düzenli seçimler yapan, ,yerel yönetimlerin el değiştirebildiği Türkiye de faşizm olduğu kara propagandası, giderek daha az kullanılır olsa da hala piyasaya sürülüyor. İktidarı değiştiremiyorlar çünkü halkın iradesi mevcut iktidardan desteğini çekmiş değil. Buna inananlar, ya da inanır görünenler kendi çıkarlarını, emperyalist merkezlerin çıkarlarıyla aynı görenlerdir. Bu adi propaganda, gerçek faşizm özlemcilerinin bir kontur aldatma propagandasıdır. Buna en çok sarılan FETÖ nün bu ülkeye ne yapmak istediğini görmek istemeyenler dışında kör gözler bile gördü.

Peki AK Parti hiç kimseye ilişmedi mi? İlişmez olur mu; ilk önce asırlık ‘askersel vesayet’ ile hesaplaştı. İkinci olarak devlet içinde devlet olmaya kalkan, emperyalizmin kuklası ve ajanı, Müslüman kisvesine bürünmüş ‘paralel devlet’çiler tasfiye edildi. Üçüncü olarak 9-10 yaşındaki çocukları bile dağa kaldırarak onları birer terörist olarak yetiştirip, Amerika’nın kanatları altında ülkemize karşı ‘hak mücadelesi’ ettiği yalanı ile halkımıza ve devletimize karşı terör estiren terör örgütleri.

Dördüncüsü uyuşturucu baronları. Beşincisi, kendini devletten büyük sanan Al Capone bozuntuları ve onların çeteleridir. Bütün bunlara karşı mücadele, epey yol alınmış olmasına rağmen halen bitmiş değildir. Ama eli kulağındadır. Bakınız bütün bu saydıklarımın hedefi Cumhur İttifakı ve cumhurbaşkanımız sayın Tayyip Erdoğan’dır. Bu zararlılardan arınma büyük ölçekte tamamlandığında devletimiz gerçek bir modern ve demokratik devlete dönüşecektir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir