Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Eylül 19, 2021

Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Bühtandır -3

“Bak, nasıl da Allah’a iftira ediyorlar! Apaçık bir günah olarak bu onlara yeter.” (Nisa 50)

Allah’ın hükümlerine aykırı yeni inanç ve hükümler ihdas edenlere Allah şöyle beddua ediyor: “… Allah onları kahretsin! Nasıl uyduruyorlar?” (Tevbe 30)

“Nebiye atıfla binlerce herze uydurdun;
Yaktın dini mubini yeni bir din kurdun.” (M. Akif)

Bu makaleden önceki iki makalemizde “DİNLERİ İLE İLGİLİ UYDURDUKLARI KENDİLERİNİ ALDATMIŞTI” (1,2) ayetini başlık yaparak, dine yapılan eklemeler (tahrifatlar) üzerinde kısaca durmuştuk.

Birinci makalede, sadece Yahudi ve Hıristiyanlar değil, Müslümanların da dinlerine eklemeler yaparak tahrifat yaptıklarını yazmış ve şu örneği vermiştim:
“(Yahudiler) dinleri hakkında iftirada bulunarak şöyle demişlerdi: “Bize sadece sayılı günlerde ateş dokunacaktır.” (Al-i İmran 24) Maalesef, benzer iftirayı Müslümanlar da yaparak şöyle dediler: “Cehennemde günahlarımız kadar yandıktan sonra çıkıp cennete gireceğiz.”

İkinci makalemizde de “Kainat (evren, dünya, herkes) Muhammed as için yaratıldı” ve “Muhammed as, Allah arşının (kainatın) nurudur” uydurmaları üzerinde durarak, Müslümanların da ehl-i Kitap gibi “Allah’ın dinini değiştirmeye yeltendiklerini yazmıştık.

Bu üçüncü makalemizde de Allah’ın dinine yapılan hurafeler (uydurmalar) konusunu örneklerle sürdürmeye çalışacağız; ancak konuyu daha fazla uzatmamak için, dine yapılan eklemelerin ve yapılan uydurmaların bir kısmını maddeler halinde vermeye çalışacağız.

Başta şunu hatırlatalım ki uydurma ve tahrifatla ilgili vereceğimiz örnekler, sadece zayıf veya mevzu hadislerde geçen rivayetler değildir; Türkiye’de başta DİB olmak üzere kendilerine “Ehl-i Sünnet” (ES) adını veren halkın büyük çoğunluğu (yüzde doksanı) tarafından kabul görüp inanç haline getirilen “resmi” örneklerdir. Bu örnekler öyle kanımsanmış ki bunları kabul etmeyenler, din dışına itilmektedir.

Şimdi, dinin kaynağı olan Kur’an’a aykırı düşen ve toplumda din haline getirilen hurafeleri (uydurmaları) maddeler halinde sıralayalım.

  1. Cehennemden çıkma inancı (daha önceki yazıda üzerinde durmuştuk)
  1. Kainatın Muhammed as hatırı için yaratılması (üzerinde durmuştuk)
  2. Muhammed as’ın, Allah’ın arşının nuru kabul edilmesi (üzerinde durmuştuk)
  3. Kur’an, elçiler arasında ayırım yapmazken (2/285), ES, Muhammed as’a “hayra halkillah” ve “seyyidel evvelin vel ahirin” diyerek, -önceki ve sonraki- bütün yaratılmışların en hayırlısı ve efendisi olarak ilan etti.
    NOT: Sizce Resulullah, günümüzde “sala” adıyla okunan ikinci ezanda aşırı yüceltmeyi görmüş olsaydı, ne derdi? Herhalde “Hıristiyanların İsa’yı tanrılaştırdıkları gibi, beni de tanrılaştırdınız, öyle mi”derdi.
  4. Kur’an, “Muhammed’in günahlarının affı ve makamının yüce olması için dua edin” demediği halde, ES; “salli-barik” ve “ezan duası” adı altında Muhammed as’ın, aracılığı ve yüksek mertebesi için dua etmeyi mükellefin görevleri arasına kattı. Sanki Muhammed as’ın yüksek mertebelere ulaşması için biz günahkar kullara ihtiyacı varmış! Ne garabetler…
    Not: Bu madde için Ahzab suresi 56. Ayeti düşünenler varsa yanılmaktadırlar; zira o ayet tamamen Muhammed as’ın hayatındaki mücadelede onun yanında olmayı, ona destek vermeyi ve onu yalnız bırakıp incitmemeyi ifade etmektedir.
  5. Kur’an, hiç kimseye şefaat edilemeyeceği ve şefaatin bütünü Allah’a ait olduğunu bildirdiği halde, ES, “Muhammed as, (hatta onunla birlikte daha pek çok kimse) ahiret gününde bazı kimselere şefaat edecektir” inancını ortaya koydu.
  6. Kur’an, Muhammed as’ın, miraca (göklere) çıkamayacağını bildirdiği halde, ES, “Muhammed as göklere çıktı, Allah ile görüştü ve beş vakit namaz emrini getirdi” diyerek yeni bir inanç ortaya koydu.
  7. Kur’an, Nebi as’a Kur’an dışında bir mucize verilmediğini söylerken, ES, ona verilmiş onlarca mucize saymaktadır. Halbuki Nebi as, inkarcılara karşı onlarca mucize göstererek gücünü ispatlamış değil, bütünüyle Kur’an ayetleriyle, merhametli ve adaletli davranarak insanları etkilemiştir. Zaten mucizeyle iman etmiş kimse gösterilemez.
  8. Kur’an, Muhammed as’ı düşmanlarının her türlü desiselerine karşı koruduğunu bildirirken, ES, “bir Yahudi ona büyü yaptı ve büyünün etkisiyle günlerce hasta yattı, iş göremez hale geldi” inancını ortaya koydu.
  9. Kur’an’ın her bir ayeti, başlı başına bir “delil, kanıt” iken, ES; Kur’an ayetlerini kapalı ve yetersiz görerek, rivayet ve alimlerin yorumlarını “edille-i şer’iyeden” (şer’i delillerden) sayarak kabul etti ve böylece şer-i delilleri Kur’an, sünnet, icma, kıyas” olmak üzere dörde çıkarttı.
  10. Kur’an, dünya ve ahiret olmak üzere iki alemin (dünyanın) varlığından söz ederken, ES; kabir alemi, berzah alemi, ruhlar alemi, ezel alemi gibi alemler icad ederek akideleştirdi.
  11. Kur’an, insanların, öldükten sonra ancak mahşerde dirileceklerini, yaptıklarının hesabını verdikten sonra ancak ödül veya cezaya müstehak olacaklarını bildirdiği halde, ES; ölenler kabirlerde “münker ve Nekir” adında iki melek tarafından sorgulanacak, bazı günahlarından dolayı azap görecek inancını ortaya koydu.
  12. Kur’an, yaşayanları (dirileri) uyarmak için indirildiğini bildirirken, ES; asla duymayan ölülere “telkin” adı altında bir çeşit kopya vererek, hesap vermelerini kolaylaştırıcı bir inanç geliştirdi.
  13. Kur’an, ölen insanların ancak ahiret günü dirileceklerini söylerken, ES; bazı zevatı “evliya” olarak ilan ederek, ölmüş olsalar bile, zaman zaman dirilip yeryüzünde dolaştıklarını, bazı mabedlerde gezdiklerini ve savaşlara katıldıklarını akideleştirdi.
  14. Kur’an, dua ve ibadette hiç kimsenin aracı kılınamayacağını bildirmesine rağmen, ES; Şeyhlerin (evliya kabul edilenlerin!) himmetiyle, “yüzü-suyu” hürmetiyle (rabıta aracılığı ile) Allah’tan dua istemenin meşruluğunu akideleştirdi.

“Bilelim ki hiçbir Nebi, Allah’ın kitabını bırakın, benim sözlerimi dinleyin” demez.”

(Devam edeceğiz, inşallah..)

Selam ve muhabbetlerimle.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir