Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Haziran 14, 2021

Sadece İsrail mi Zalim!

ABD ve Rusya’nın Suriye ve Irak’ta, Suudi Arabistan’ın Yemen’de, Çin’in Uygur Türklerine, Fransa’nın Cezayir’de yaptıkları nedir? Zulmün en acımasızı değil midir? Bu yaptıklarıyla İsrail kadar zalim değil midir onlar da?

Suriye, Irak, Yemen’de birbirlerini din adına Allah billah aşkına öldürenler, birbirlerinin namuslarını bile heder edenleri nasıl isimlendirelim?

Peki ya hanımını vahşice öldüren koca, komşusunun arazisine çöken zorba, yanında çalışan kişinin alın teriyle kazandığının karşılığını vermeyen patron, kendi yakınlarına iş açmak için haksız yere işten atan idareci nedir? Bu yüzden zulmün milleti, dini, etnik kökeni de olmaz…

Zulmün iyisi, güzeli, faydalısı, doğrusu da yoktur! Az zalim çok zalim de yoktur! Sadece zalim ve mazlum vardır…

Zulmün ve zalimin çeşitlerini duyan insan , içinde yetiştiği toplumdan öğrendiklerine göre kendince adalet ve zulüm çerçevesinde zihninde sıralama ve kategori oluşturur…Bu yüzdendir ki, ABD Başkanı Bayden’e İsrail’in yaptıklarını sorarsanız, bize göre çok zalimce bir yaklaşım ortaya koyarak ” İsrail’in kendini savunma hakkı vardır ” diyerek açıklar. Bu soruyu Alman, İngiliz, Rus’a sorsanız nüans farklarıyla ABD Başkanına yakın yaklaşım içinde olduklarına şahit oluruz.

Görünürde devlet isimlerinin, ırkların, dinlerinin, mezheplerin ve gruplarının farklı olması kafamızı asla karıştırmasın. Kuran-ı Kerim çok karmaşık olan bu sistemi sadeleştirmiştir. Buna göre insanları tasnif etmek bakımından ikiye ayırmıştır. Adil ve zalim. Sistemsel olarak da adalet ve zulüm.

Böyle bakarsanız, Amerikalı Hıristiyan aktivist bir hanımefendi, Filistinlinin evinin İsrail tarafından yıkılmasını önlerken dozerin altında kalıp can vermişti. Böyle biri Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ı yönetenlerden daha yararlı iş yapmış değil midir? Hangisini kendinize daha yakın hissediyorsunuz?

Dinimiz, kimden gelirse gelsin, hangi dine ve millete mensup olursa olsun, Allah’a ortak koşmayı en büyük zulüm olarak adlandırmıştır. Bugün de Allah inancı olmayan zalimlerinin mazlumlara yaptıkları ortadadır. Nitekim ayeti kerimede rabbimiz şöyle buyuruyor. “Lokman’ın oğluna öğüdünü hatırla! O şöyle öğüt veriyordu: “Yavrucuğum! Allah’a asla ortak koşma!Çünkü şirk, büyük bir zulümdür.” Lokman suresi 13.ayet

Kuran’ı Kerim’de bir peygamberin kendi oğluna böyle bir tavsiyede bulunmasını, kendilerini Müslüman olarak tanımlayanların da bu tehlikeye maruz kalabileceklerini , yaptıkları zulmün onları da şirke götürme tehlikesinin olduğuna işaret etmek içindir. Zulmün şirke götürmesine gelince, toplumda kişilerin sayıca çok olmaları nedeniyle elde ettikleri güç, nüfuzlu ve etkili olmaları, yetkili olmaları halinde ellerindeki mühürle edindikleri makamlarla şayet Allah’ın haram dediklerine helal, çirkin dediklerine güzel, faydalı dediklerine zararlı, zulüm dediklerine adalet, batıl dediklerine de hak demeye başlarlarsa işte bu çok sorunlu bir haldir. Bu da yaratıcının yerine geçmek ve onun emirleri zıddına hüküm koymak anlamına gelir.

Bu yüzden, Filistinlilere, Doğu Türkistanlılara ve diğer coğrafyada ezilenlere sahip çıkmamızın asıl nedeni dini veya etnik sebepler nedeniyle değil de aksine kimden gelirse gelsin veya kime yapılırsa yapılsın zulme ve zalime karşı çıkma da gösterdiğimiz ilkeli tavırdandır. Bugün şayet Filistinliler Yahudilere zulmetmiş ve çocuklarını öldürmüş olsaydı, İsrail’e gösterdiğimiz tepkiyi onlara da gösterirdik. Tam da bu noktada Müslüman olarak bizlerin, ” İsrail’in kendini savunma hakkı vardır diyen zalimden üstünlüğümüz ve faziletimiz işte budur. Müslümanlar olarak bizler, Müslüman bile olsa kimin yaptığına bakmaksızın zulme kaşıyız…Mazlumun yanındayız. Bu nedenle dinimiz ve ona hakkıyla uyanlar dünyanın yeniden adil düzene kavuşmasını sağlayabilecekleri iddiasındadırlar.

Zulmün dereceleri ve vasıtaları çeşitli olur. Ama hiç biri daha hafif olduğu için diğerini meşru hale getirmez. Bu yüzden yerlisi yabancısı, dindarı dinsizi, bizden olanı olmayanı ayırımı yapılmaz. Ayırım zalim ve mazlum üzerinden yapılır. Silahla yapılan zulüm, silahsız olanı meşru hale getirmez.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir