Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Haziran 16, 2021

Prof. Muhammed Gazzali’yi Niçin Hatırlayalım?

İsrail’in demir kubbesi HAMAS füzeleri karşısında kevgire dönünce Netanyahu tehditler savurarak ateşkese razı oldu.

2007 yılından bu yana kuşatma altındaki Gazze’nin yokluk içinde olmasına rağmen her türlü saldırıya hazırlıklı oluşu, silahlarını ve füzelerini geliştirmiş olması ayrı bir konu.

Ancak bence on bir günlük saldırı sürecinde bir kez daha netleşen gerçek şu ki; İsrail 2 milyara yakın nüfusu olan ve İsrail’i durdurmaya ve istediği anlaşmaya zorlayacak imkânlara sahip olan İslam ülkelerinden HAMAS’dan korktuğunun binde biri kadar bile korkmuyor.

Çünkü İslam ülkeleri İsrail’in işgal ve hak ihlalleri karşısında bırakın bir füzeyi bir kurşun bile sıkamıyor. Yapılan açıklamalar verilen beyanatlar hatta BM’de ve Güvenlik Konseyi’nde alınan yüzlerce karardan bile zerre kadar çekinmiyor.

Saldırıyor hem de Müslümanların en mukaddes günlerinde!

Ama aynı İsrail Filistin’nin kuvay-ı milliyesi olan HAMAS’ın fırlattığı bir füze üzerine alarm vererek sığınaklara koşuyor!

Gerçek şu ki İsrail sadece kuvvetten anlıyor. Ateşkes de bitireceğini zannettiği Gazze’nin verdiği savunma tepkisi üzerine geliyor.

Allah için, Filistinli direniyor.

Lakin onun canı pahasına yaptığı bu direnci ‘Filistin’in özgürlüğü için yeterli midir?’ sorusuna olumlu cevap verebilmek maalesef mümkün değil.

Evet, Filistinli üzerine düşeni yapıyor, asıl ihmalkâr olan İslam dünyasıdır ve yöneticileridir.

İslam dünyasında İsrail’e diz çöktürecek yeterli imkân fazlasıyla var ama siyasi irade yok!

İşte tam bu noktada merhum Prof. Muhammed Gazzali’yi rahmetle anmak isterim.

1996 yılında vefat eden Muhammed Gazzali şahsiyetli bir âlimdi. Yetmişli yıllarda Medine-i Münevere İslam Ünivesitesi’nde verdiği bir konferansını dinlemiş ve etkilenmiştim. Sonraları bir müddet Mısırda Evkaf Bakanlığı da yaptı. Fıkhu’s-Siyre isimli kitabını Türkçeye ben kazandırmıştım, Risale yayınları da basmıştı.

Merhum, doksanlı yıllarda ümmetin durumunu 10 maddede özetlemişti. Demişti ki;

“1-Liyakatsizlerin yönettiği ve liyakatlilerin aşağılandığı bir millete yazık olur.

2-Tıpkı imana zorlamanın insanı mümin yapmayacağı gibi erdemli olmaya zorlamak da insanı erdemli yapmaz. (Özgürlük ortamı önemlidir.)

3- Evhamlarıyla, dünya sevgisi ve ölüm korkusuyla yaşayan Arap toplumları değişmeden ve halkıyla alay eden Arap yönetimleri yok olmadan İsrail yok olmaz.

4-Bir spor müsabakasında yenilince heyecanlanan ümmetin, uygarlık, sanayi ve sosyal yenilgilerinde neden bir kılı bile kıpırdamaz anlayabilmiş değilim!

5-Aldatıcı dindarlık milletler için apaçık inkârdan daha tehlikeli olabilir!

6-Firavunlar ve diktatörler tanrılık ilan ettiler. Çünkü karşılarında kendilerine düşüncesizce ve şuursuzca hizmet eden topluluklar buldular.

7-Bozuk bir ülkede adalet sarayları dikmek, ahlaken çözülmüş bir ülkeye âdâb kuralları koymak gibidir.

8-Halk, yöneticiler bozulduğu için bozulur. Yöneticilerin bozulması âlimlerin bozulması sebebiyledir. Kötü âlimler ve kötü hâkimler olmasa, dürüstlerin korkusuna yöneticilerin yolsuzlukları da azalır.

9-Bir yanlışı düzeltmek isteyenlerin önce alternatifini hazırlamaları gerekir.

10-Kalkınma tarihinde bilinen odur ki, zihinsel uyanıklık daima siyasi ve sosyal etkinliklerden önce gelir.”

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir