Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Kasım 30, 2021

Din Eğitimi Üzerine Bir Raporun Tenkidi

Kıymetli bir dostumun vesilesiyle önemli bir sivil toplum kuruluşunun ülkemizdeki din eğitimi ile ilgili hazırlamış olduğu bir rapordan haberdar oldum. Dostum din terbiyesine olan özel ilgimi bildiği için benden rapor hakkındaki fikirlerimi de istedi. Rapor elime ulaşır ulaşmaz ilgiyle okumaya başladım. Yaklaşık doksan sayfalık raporu baştan sona ilgiyle ve zevkle okudum.

İlk sayfasından son sayfasına kadar büyük bir emek ve uzman gayreti olduğu belli olan rapor ülkemiz adına gerçekten umut verici bir çalışmaydı. İçinde mevcut durumda yaşanan aksaklıklar ve çözüm önerileri de yer alan rapor son hali verildikten sonra yayınlanarak kamuoyunun ve devletimizin takdirine sunulacak inşallah. Şuan için taslak halinde olan raporun ismini zikretmek doğru olmaz. Son hali yayınlanınca hep beraber okuyacağız inşallah.

Raporun yıllardır kanayan yaralarımıza önemli reçeteler sunduğu gerçeğini aklımdan çıkarmayarak yapıcı eleştiri babından naçizane eleştirilerimi de yazma ihtiyacı hissettim. Belki daha kapsamlı bir çalışmaya vesile olur duasındayım.

Büyük bir uzman kadrosuyla hazırlanan raporun psikoloji ve sosyoloji boyutlarında eksik kaldığı kanaatini taşıyorum. Yaşadığımız çağda modern insanın ve toplumun dine atfettiği anlam esas alınarak dini onların anlayışına sunma gayreti hissettim raporda. Maalesef modern insan ve toplum artık dine yapılan her davranışa cevaz vererek meşru hale getiren bir noter muamelesi yapıyor. Kendini dine değil; dini kendine uydurmaya çalışıyor. Hal böyle iken dinin yüce amaçlarını insanlara anlatma gayreti gibi ulvi bir gaye ile çıkılan yolda dini, insanların sıradan bir kavram olarak görmelerini netice verecek yaklaşımlardan uzak durmak gerektiğini düşünüyorum.

Raporun önemli bir eksikliği de gerek genel olarak insan terbiyesinde gerekse de özel anlamda din terbiyesinde çok önemli bir kavram olan “ihtiyaç hissettirme” kavramı üzerinde yeterince durulmamış olması. Dinin hem dünya hem ahiret için önemine vurgu yapılmış olmasına rağmen pratikte bunu insanımıza nasıl anlatacağımıza yönelik şümullü bir strateji ortaya konulmamış. Yani modern insan ve toplum, hayatının merkezine neden dini koymalı ve bunu nasıl yapmalı sorularına açık ve net bir biçimde eğilmeyen rapor birçok istatistiki bilgi ile dünyanın sahih bir din anlayışına ne kadar muhtaç olduğunu ortaya koyabilirdi.

Raporun giriş kısmında kısmen değinilmiş olsa da din eğitiminde ailenin rolüne yeterince vurgu yapılmadığını ve bu alanda neler yapılabileceğine dair önerilerin sıralanmadığını görüyoruz. Oysa herkesçe malumdur ki din eğitiminin en önemli temelleri okul öncesinde, dolaysı ile ailede başlar. Eğer din eğitimi alanında önemli bir rapor hazırlıyorsanız okul öncesi dönemdeki çocukların din terbiyesi için aileler ile ilgili teklifler de yapmak elzemdir. Aksi takdirde eğitim değil sadece okulda başlayacak formel öğretimden bahsedebiliriz. Ev içindeki anne-çocuk, baba-çocuk, anne-baba-çocuk ve anne-baba iletişimlerine dair bir model sunarak din eğitiminin bu iletişim ağına entegre edilmesi gerekmektedir. Rapor daha çok devletten talep edilen politikalara yönelik olduğu için devletin de bahsini ettiğimiz iletişim ağına yönelik özellikle Aile Bakanlığı nezdinde ciddi çalışmalara ağırlık vermesi talep edilebilirdi. Din eğitimine yönelik hazırlanan bir raporun olmazsa olmazlarından biri bu olmalı diye düşünüyorum.

Din öğretimi alanında ülkemizde farklı mezheplerden olan vatandaşlarımıza yönelik olarak da bir model sunulmadığı için raporun bu yönünden eksik kaldığını düşünüyorum. Ayrıca ülkemizin büyük oranda ehl-i sünnet vel cemaat mezhebine mensup olması cihetiyle üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin ehl-i sünnet vel cemaat akidesini ve fıkhını tam olarak öğrenmedikleri ve dahası birçok büyük şüphe ile mezun olarak öğretmen ya da imam olduklarını biliyoruz. Ehl-i sünnet vel cemaat mezhebinin muazzam birikiminden bihaber ve dinin aslına dair birçok şüphe ile mezun olan bu gençlerin sağlıklı bir din eğitimi ve din öğretimi gerçekleştirebileceğine inanmak maalesef çok güç. Raporda bu problemin nasıl çözüleceğine dair bir teklif yok. Ancak bu denli teferruatlı bir raporda bu hayati konuyu atlamak büyük bir eksikliktir diye düşünüyorum.

Sonuç olarak her hal ve şartta böyle bir girişimin varlığı dahi bizzat büyük bir gelişmedir. Ben bu raporun yayınlanıp kamuoyuna ve yetkili kişilere arz edildiği takdirde önemli gelişmelere vesile olacağını düşünüyorum. En azından dikkatler bu alana çevrilecek ve başka STK’lar, üniversiteler ve ya devlet organları tarafından yeni çalışmaların fitilini ateşleyeceğine inanıyorum. Bu açıdan gündeme din eğitiminde yeniden bir yapılanmayı getirebilmek ve tartışılmasını sağlamak dahi büyük bir başarıdır. Bu çalışmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz eder raporda emeği olan herkese teşekkür ederim.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir