Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Eylül 24, 2021

Baba Kokusu

İnsan denilen kamil varlığın hayatında her dönemin ayrı bir anlamı ve her yaşın farklı bir güzelliği vardır muhakkak.

İnsanın ömrünün bölümlerini Mevsimler misali diye yorumlayabiliriz. Bu dünyada Anne Rahminden Kabre kadar süren bir yolculuk. Kimi zaman düşüp hüzün denizlerinde boğulmaktan kurtulup yeniden ayağa kalkıp yürüdüğümüz uzun ince bir yol hikayesi.

Çocukluğunu doyasıya yaşamadan genç olup kaşla göz arasında baba olmuş erkek çocuklarının son hikayesidir Baba olmak. Rabbinin kısmet ettiği bir imkân veya lütuf olarak  kabul edebiliriz.

Sözüm Âlemlerin Sultanı iki cihan serveri efendimiz Hz. Muhammed S.A kaderini yaşayan baba sevgisinden mahrum kalmış kardeşlerimize değil. Onlardan peşin peşin özür dilemek istiyorum! İnancımız ve kültürümüz bunu gerektirir.

Yüreği İman dolu Babalarımız, asla babasız çocukların yanında bizleri sevip kucaklarına almadılar. Öksüz ve Yetimler her daim başımızın tacı oldular. Olması gerektiği gibi!

Bugünkü yazımın ilham kaynağı TRT 1’de Cumartesi akşamları yayınlanan “Gönül Dağı” isimli dizi film oldu. Ailece İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Her sahnesi âdeta bir ders niteliğinde. Bir adım ileri gidiyorum Milli Eğitim Bakanlığının izlenmesini tavsiye etmesi gereken bir eser diyorum. Emin olun haftalarca sınıfta anlatamadığımız kavramları sadece bir bölümde insanlarımıza aktarmak mümkün diyebilirim.

Baba kokusu filmde yıllarca babasına küs yaşamış bir kızın duygu dünyasını anlatıyor. Bizlerin henüz hayatta iken kıymetini bilemediğimiz annelerimizin ve babalarımızın aslında ne denli kıymetli olduklarını hatırlatıyor. Kusura bakmayın ama sadece 365 gün içinden bir gün seçip Anneler ve Babalar günü olarak kutlamak deyim yerinde ise Günah Çıkarmak gibi bir kutlama oluyor.

Bizleri dokuz ay karnında, sonrasında yüreğinde taşıyan Cennet Müjdecisi Annelerimizle bizleri bir ömür sırtında taşıyan Babalarımızı 1 güne sığdırmak en hafifinden insafsızca bir yaklaşım olur.

Hani hep konuşulur ya “Evlat Kokusu” diye! Peki siz hiç “Baba Kokusu” nedir duydunuz mu? Muhakkak ki hepimizin evlatları dünyanın en güzel çiçeklerinden daha güzel kokar dahası Cennetteki İrem Bahçeleri ile eşdeğer görürüz.

Oysa “Baba Kokusu” öyle midir! Yorgun bir savaşçı misali heybetli bir bedendir. Kurak topraklar misali Nasır tutmuş ellerinin saçınıza, yanağınıza dokunuşu sizi dünyanın en mutlusu yapar. Ya da açlık kokan dudaklarıyla alnınıza kondurulan bir buse. Var mı yeryüzünde bundan daha değerli bir hediye?

Ne kadar büyümüş olursanız olun siz onun Aslan Oğlusunuzdur! Belki de çocuklarınız boyunuz kadar olmuştur. Hatta dede bile olmuş olabilirsiniz. Bu söyleyeceğim ifade sizlere ağır gelebilir ama gerçek tamda bu cümlede gizlidir.

“Babanız hayatta ise siz henüz Baba olmamışsınızdır.”

Yakın zamanlarda Babalarını Hakkın Rahmetine uğurlayan kardeşlerime söylediğim gibi.

Ne kadar büyürseniz büyüyün sizler ancak Babanız vefat ettikten sonra Baba oluyorsunuz! Bu inkar edilmeyecek bir gerçek. Babanız varken sizin Babalığınız sadece kimlik üzerinde kalıyor. Ne zamanki başınız dara düştüğünde danışacak bir insan arıyorsunuz ve bulamıyorsunuz o vakit anlıyorsunuz ki artık sizde “Baba” olmuşsunuz.

Hayat bu gerçeği tüm acımasızlığı ile yüzünüze vuruyor. Tıpkı saçınıza düşen ilk kar tanesi misali. Belki de o vakit büyümenin çok fazla güzel bir husus olmadığını düşünmeye  başlıyorsunuz. Hep çocuk kalma hayalleri kaplıyor dört bir yanınızı.

Bu vesileyle Hakkın Rahmetine kavuşmuş cümle babalarımıza Cenabı Allah’tan Rahmet diliyorum. Rabbim bizleri de rahmetiyle anılan kullarından eylesin inşallah.

Kimisi arabasının ardına kimisi gönlüne “Babam Sağ olsun” yazdırır. İhtiyar Anne-Baba ile yaşlanan kullar Allah katında mükafat sahibidirler. Çoğu vakit Cenabı Allah o mübarek yaşlıların yüzü suyu hürmetine bizlere merhamet eder. Yaşlılar bulundukları hanelere zenginlik ve bereket getirirler.

Bu yüzden Babanız henüz hayatta iken Evlat olmanın kıymetini bilin. Yok Babanız vefat etmiş ise Evlatlarınıza  Babalık etmenin kıymetini bilin derim.

Sevdiklerimize henüz hayatta ve yanımızda iken muhabbet göstermek en büyük zenginliktir.

Lütfen Üç Günlük Dünyamızı Üç Otuz Paraya Feda Etmeyelim.

Rabbim bizleri bu güzelliklerden mahrum ve uzak eylemesin inşallah.

Selâm ve dua ile…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir