Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Mayıs 16, 2021

Maske, Mesafe ve Temizlik Sadece Coronavirüse Karşı Değil…

Bilindiği gibi dünya, iki yıldır “coronavirüs” denilen bir hastalığa karşı mücadele vermekte ve yüz binlerce insanını kaybetmektedir. Virüs, sağlık alanında bulaşıcı hastalık yapan bir mikroptur. Bu mikrop, ancak mikroskopla görülebilen enfeksiyon, virüs, bakteri ve parazit gibi yapıların genel adıdır.

Mikrop dediğimiz virüs, çeşitli yollarla insandan insana bulaşır ve uyum sağladığı ortamlarda çoğalmaya başlar. Bilim insanlarına göre, virüse karşı alınması gereken en kolay ve en etkili tedbir, mesafe, maske ve temizliktir.

Virüs/mikrop, sadece sağlık alanında değil, başka alanlarda da ismine çok rastlanan bir kavramdır. Mesela bilgisayarlardaki yazılımlara zarar veren, hatta çöktüren parazit yapılara da virüs denilmektedir.

Bu makalemizde, sağlık/biyoloji alanında değil, “din/insanlık” alanındaki “manevi” virüs üzerinde durmaya çalışacağız.
Din perspektifinden baktığımızda, insanlığımıza zarar veren en büyük virüs şeytandır. Şeytan olarak isimlendirilen varlık, imtihan vesilesiyle fıtratımıza kodlanmış olan kötü gücün adıdır. Şeytan, her insanda kaynak olarak bulunan, nefis, benlik/ego, hased, hırs, gazap, öfke, kin, nifak, şehvet, heva-heves gibi kötü sıfatların (mikropların/duyguların) ortak adıdır.

Şeytanlık virüsü çoğu zaman içimizdeki damarlarda gizlice/sinsice dolaşmaktadır. Görünmediği için ona “minel cinneti” yani “cinlerden” denilmiştir. Bir de görünen “şeytanlık” vardır ki ona da “minennas” yani “insanlardan” denilmiştir. O şeytanlığı (mikrobu) yayan insanları rahatlıkla görebilmekteyiz.
Din (ahlak/insanlık) alanında bünyemize zarar veren virüsten/şeytandan kurtulmak için –sağlıkta olduğu gibi- mesafe, maske ve temizlik kurallarına uymak zorundayız.

“Şeytanlık virüsü”nün bize bulaşmaması için öncelikle kendimizle şeytan arasına mesafe koymalıyız. Şeytanın sinsi tuzaklarını öğrenip o tuzaklara düşmemeye çalışmalıyız. O şeytan, bazen sağdan yanaşarak Allah ile bizi aldatır. Bazen benliğimizi okşayarak, bazen nefsimizi coşturarak, bazen kötülükleri süsleyerek bizi aldatır.
Bazen içimizdeki dürtülerle, bazen de bir insan kılığında bize yaklaşır. Onu tanıyıp aramıza mesafe koymazsak, insanlığımızı çökertir ve bizi beş paralık adam haline getirir. Kur’ani ifadeyle söylersek, “bizi aşağıların aşağısına (en dibe) atar.

Şeytanlık virüsüne karşı alınması gereken ikinci bir tedbir de maskedir. Maske; ağzımıza, burnumuza, gözlerimize, kulaklarımıza ve aklımıza sahip çıkmamız demektir. Ağzımıza virüsün bulaşmaması için, konuşmalarımıza dikkat etmeli ve insanları üzecek ifadelerden kaçınmalıyız. Kötü lakaplar takmak, sövmek, laf taşımak, dedi kodu yapmak gibi şeytani eylemlerden uzak durmalıyız.

Bilindiği gibi, kötülüklerin çoğu, insanların ağızlarına/konuşmalarına sahip çıkmadıklarından doğmaktadır. Onun için “Ya hayır konuşmayı, ya da susmayı” öğrenmeliyiz. Bilelim ki ağzımıza maske/filtre koymadan “edip bir insan” olamayız.

Burnumuza, gözlerimize, kulaklarımıza ve aklımıza da “maske/filtre” takarak her türlü şeytani virüsten kendimizi korumalıyız. Burnumuzu manevi anlamda pis kokulardan uzak tutmalıyız. Gözlerimizi harama dikmemeli, kulaklarımızı da çirkin lakırdılardan korumalı ve mahrem konuşmalara malzeme yapmamalıyız. Aklımızı doğru kullanmalı, şeytani desiselerden, kötü fikirler taşımadan ve her türlü zararlı zanlardan uzak tutmalıyız.

Şeytanlık virüsüne karşı alınması gereken üçüncü bir tedbir de temizliktir. Bilindiği gibi yüce Allah, her insanı fıtrat olarak tertemiz, yani İslam fıtratı üzere yaratmış ve mahlukat içerisinde şerefli bir mevkie yerleştirmiştir. İnsanın bu şerefli mevkide –manen- temiz kalması için Yaratıcı’nın direktiflerine uyması gerekir. İnsanı kirleten şirk, küfür, nifak, fısk, zulüm, haset, kin gibi nazariyelerden ve eylemlerden uzak durması lazım.

Evet, insanın şeytani virüse karşı kendisini koruması için sağlam bir imana, samimi bir duaya, içten gelen bir yakarışa, güçlü bir tevekküle ve salih bir amele ihtiyacı vardır. İnsan bu ihtiyaçlarını makul zeminde karşılar, nefsini tezkiye ederek günahlardan kendini arındırırsa, bağışıklık kazanır ve şeytani virüse karşı kendisini korumuş olur. Aksi takdirde bu manevi virüse karşı yenik düşer ve esfele-i safiline yuvarlanır.

Hülasa, bilmeliyiz ki sadece coronavirüse karşı değil, din (ahlak, insanlık) alanında da mesafe, maske ve temizlik şarttır. Nasıl ki sağlık alanında virüse karşı mesafe, maske ve temizlik şart ise, İslam üzere (insanlık üzere) kalmamız için de şarttır.

Binaenaleyh, İslam ve fıtrat üzere (dürüst, samimi, ilkeli, adalet ve merhametli) kalmak istiyorsak, maneviyatımızı felç eden her türlü virüse karşı erken tedbir almalıyız. Geciktiğimiz takdirde virüs kalbimize iner, kalbimizi körletir, gözlerimizi karartır, kulaklarımızı paslatır, aklımızı tutar ve artık hakikate şaşı bakmış oluruz ki bu durum helakimiz demektir.

Sağlıkla ilgili virüsü/belayı “imtihan” olarak görüp, ayetlere, akl-ı selime, fıtratına, vicdanına kulak vererek özüne sahip çıkanlara selam olsun…

“Kesinlikle bilesiniz ki korkularla, açlıkla; canlardan, mallardan ve ürünlerden eksiltmekle sizleri sınamaktayız. Sabredenler (tedbir alarak katlananlar) kazanacaklardır.” (Bakara suresi, 155)

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir