Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Kasım 30, 2021

Hadi Bakalım Yeni Tedbirler Hayırlı Olsun

Bence hayırlı değil ama böyle demekten başka bir sözüm yok. İşler o noktaya geldi ki bulaş sayısında Avrupa liderliğine oynar olduk. O nedenle devletin aldığı bu tedbirler başka çare kalmadığındandır. Buna rağmen yetersiz tedbirlerdir. Azaltacaktır ama kalıcı çözüm üretmeyecektir. Mecburen aşıya talim edeceğiz.

Bu ‘tam kapanma’ değildir. Daha sıkı tedbirler alınmalıydı. Ama o zaman da başka değişkenler işin içine giriyor, yorganı başımıza çekince ayaklarımız açıkta kalıyor. Yorgana sığabilmemiz için büzülmemiz gerekiyor ama vatandaş büzülmeye yanaşmıyor tam tersine yayla gibi yayılıyor. Bir vurdum duymazlık, bir sorumsuzluk almış başını gidiyor.

Kapanmanın bu haliyle bile ülkemize maliyeti çok yüksek olacaktır. En başında ekonomik kayıplarımızın sıradan yaşamımıza olumsuz yansıması bizlerin tahmin edebileceğinden daha büyük olacaktır. Hem enflasyon yükselecek hem de Türk parası değer yitirecektir. Ayrıca hazırdan yediklerimizin yerine yenisini koymak epey zaman alacaktır. N’apalım ecele çare yok. Peki bu ecel miydi? Değildi ama el birlik bu durumu biz yarattık. Ecel-i müsemma değil ama ecel-i kazadır. Lakin bu ‘kaza’ işini alkollü araç kullanarak biz kendimiz hallettik.

Nasıl oldu bu? Bir kere zamanında alınmış tedbirlere uymayanlar baş sorumludur. Af edersiniz, maskeyi bir kıçına takmadığı kalanlar. Sahte belgeyle, sudan bahanelerle sokaklarda fink atanlar. Kumar oynamayı, partilerde ağız ağza dans edip aynı kadehten alkol yudumlamayı ölümden daha fazla önceleyenler.

Pandemiye inanmayanlar. Olmadık komplo teorileri üretip yayanlar. Alın görün işte görmeniz gereken yeri şimdi. Bu işin içinde ‘komplo’ olabilir mi; elbette olabilir, ama komploya kurbanlık kuzu gibi boyun uzatmak bile bile lades.

Aşı karşıtları. Sırası gelmiş ama %25 aşı olmamış. Ne ilginçtir ki dünyanın, mevcut aşıları kapış kapış yaptığı bir zamanda devletimizin bin bir güçlükle bulup getirdiği ve pek çok ülkede ücretli iken ücretsiz, hatta ayağımıza gelerek kullanıma sunduğu aşıya burun kıvıranlar. Neymiş; olmama hürriyeti varmış. Bence olmama hürriyeti var olmazsa olmasın. Ama bu kızamık aşısı değil ki, pandemi aşısı. Aşı olmamakla pandemiyi yayma riskini arttırıyor. Kul hakkına tasallut ediyor. Olmak istemeyenin olmaması bana göre en tabi hakkı. Lakin, kendini savunmak adına bunun propagandasını yapması doğru değil. Buna fırsat verilmemelidir. Nasıl cinayetin propagandası yapılamazsa bu da yapılamamalı. Başkalarına ‘olmayın’ denilememeli, fikirleri çelecek şeyler söyleyememeli. Kıs sesini otur di mi?

Bir de düştüğümüz bu durumdan yarar umanlar var. Daha kötü olsun diye beddualar edenler. O kendisi izoleli yaşıyor ya, beter olsunlar diye ateşe benzin dökenler. Devleti, daha da sıkı tedbirlere zorlayanlar. Tam kapanma isteyenler. Bilmez ki tam kapanmayı ne devletin ne de vatandaşın kaldıracak ekonomik gücü yok. Ama olsun, ağzı olan konuşuyor. Belki de kötü olsun ki armut bizim kucağımıza düşsün hesabı yapıyor. Bu iktidar gitsin de isterse memleketin yarısı telef olsun, buna razı olanlar var. Üstelik bunun suçunu da hükümete yıkar, yalancı pehlivan olarak ortada peşrev çekerler.

Bu kadar olumsuzluğa rağmen çıkış yolu var mı; elbette var ama bizim aklımızı başımıza almamız lazım. Tabi varsa akıl. O olmadan kötü şeyleri yaşamamız, kötü sonuçlara katlanmamız kader değildir; bizim kendi kendimize ettiğimizin resmidir. İşte böyle kendimize bayramı da zehir ederiz, başımızdaki belayı da el birlik büyütmüş oluruz.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir