Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Kasım 30, 2021

Faiz, Döviz, Enflasyon

Hani Bermuda Şeytan Üçgeni diye bir yer vardır. İçine düşen kaybolur, bir daha da bulunamaz.
Aslında yoktur öyle bir yer. Bir kaç rastlantısal olay bir araya getirilerek böyle bir söylenti oluşturulmuştur, o da tutmuştur. Bermuda Şeytan Üçgeni diye tanımlanan coğrafi bir yer vardır. Ama ona yüklenen fonksiyonlar gerçekte yoktur. Onları biz tamamen kendi zihnimizde oluştururuz.

Faiz, döviz ve enflasyon da ekonominin şeytan üçgenidir. Bunlar arasında hassas bir denge olduğu söylenir. Bunlarla oynarken ‘amman dikkat edin eliniz yanmasın’ denir. Bunların oluşturduğu şeytan üçgeninde ne iktidarlar, ne devletler, ne şirketler, ne KOBİ ler, ne bankalar boğulmuştur. Bu boğulmaların ucu da ister istemez sade vatandaşa dokunmuştur. Ama öyle bir dokunur ki sivri ucuyla derin yaralar açar.

Denilir ki faizi düşürürseniz döviz yükselir; yükseltirseniz enflasyon da artan maliyetler nedeniyle yükselir. Enflasyonu düşürmek için faizi düşürmeniz, dövizi düşürmek için yükseltmeniz gerektiği enjekte edilir. Onun için bunlara ‘ademi irade’ ile dokunmayın derler. Bunları ‘serbest piyasa’ belirlesin derler. Halbuki piyasa ‘serbest’ değildir. Kapitalizmin yeni geliştiği 1700 lü yıllarda değiliz. Ultra tekelci dönemdeyiz. Çok büyük sermaye miktarı belli ve az sayıda kişi ya da ailenin elinde toplanmıştır. O nedenle piyasayı serbest rekabet değil, bu tekelci sermaye belirlemektedir. Dolayısıyla ‘neo liberalizm’ diye bir şey yoktur. Neo olan şey, uluslararası oligarşik sermayedir. Liberalizm ya da serbest rekabet diye zihnimizde kavramlar oluşturulmuştur sadece. Ama gerçekte yokturlar.

Yukarıda anlatılan denge bir masaldır. Geçtiğimiz dönemde ülkemizde hem faiz, hem döviz, hem de enflasyonun üçünün birlikte düşürülebileceği kanıtlanmıştır. Bu deney, oligarşik sermayeyi çok tedirgin etmiştir. O nedenle Türkiye’ye okkalı bir ders verilmesi gerekmektedir; ki ülkeler ve devletler bu yola girmesin. Ülkemize yönelik ekonomik saldırıların temelinde bu sebep vardır. Türkiye oligarşik sermayenin koyduğu uluslararası ekonomik kuralları sarsmaktadır. Maazallah bunu başkaları da benimserse kurulmuş olan ‘uluslararası ekonomik sistem’ sarsılır.

Nasıl Trump’ın 2018 de başlattığı saldırı rahip Brunson yüzünden olmadıysa son döviz operasyonu da merkez bankası başkanı görevden alındı diye olmadı. İktidarın faizleri düşürme ihtimaline bir misilleme olarak yapıldı. Bakın ‘oldu’ demiyorum, ‘yapıldı’ diyorum. Sakın bu yola yönelmeyin bakın biz de neler yaparız mesajı idi o. Trump operasyonu İngiltere merkezliydi; bu seferki Hong Kong merkezli.

Türkiye’nin önünün kesilmesi, bunun için de mevcut iktidarın düşürülmesi, Erdoğan’ın siyaset dışına itilmesi bu yüzden uluslararası ekonomik sistemin hegemonları açısından yaşamsal önemdedir. Çünkü Türkiye yeni bir ekonomik sistem konusunda yalnız değildir. Bu adaletsiz sistem yüzünden canı yanan pek çok devlet de muzdariptir. Bunun önünün alınabilmesi, mevcut sisteme tehdit diye algılanabilecek öneri ve girişimlerin engellenebilmesi için çıban başı olarak görülen Türkiye’deki iktidar anlayışının durdurulması gerekmektedir.

Onların ikide bir Türkiye’ye yönelik döviz operasyonları yapmalarının, yaptırımlarla tehdit etmelerinin, Cumhurbaşkanımıza ‘diktatör’ yaftası asmaya çalışmalarının, dahası marjinal örgütlerle ‘Erdoğan’a ölüm’ mesajları göndermelerinin altında yatan gerçek budur.

Bizdeki muhalefete gelince; Onlar böylesi bir mücadelenin yapılmasından yana değillerdir. Şartların değişmiş olduğunun, Türkiye’nin gücünün arttığının, böylesi bir mücadeleyi verebilecek hale geldiğinin de farkında değillerdir. Mevcut ekonomik sistemin kurallarına boyun eğip, onlarla işbirliği yaparak daha doğrusu ne diyorlarsa onu yaparak bunun karşılığında ödül olarak iktidarın ‘dostları’ tarafından kendilerine verileceğini umuyor, her şeye kalındığı yerden devam edileceği hayalini kuruyorlar.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir