Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Mayıs 16, 2021

Beklenen Misafir

Şehirde büyük bir hazırlık var. Herkesi bir telaş sarmış ki sormayın gitsin. Evler baştan aşağıya temizleniyor. Hanımlar mutfağı yiyeceklerle doldurup taşırıyor. Erkekler ise, kimileri işten izin alıyor, kimileri iş çıkışlarını erkene alıyor. Bütün ev halkı ile cümbür cemaat akşam yemeğini yemek için hepsi evlerine erkenden geliyor. Çarşı-Pazar hareketleniyor. Esnaflar vitrinlerini yeni ürünlerle donatıyor. Tezgahlarını al benili hale getiriyorlar. Dükkanlarını erken açıp geç kapatıyorlar. Halk, çarşı-pazarı dolduruyor, zannedersin ki alış-veriş çılgınlığı başlamış. Kollar poşetleri taşımaktan bitap düşmüş. Neredeyse poşetlerin ağırlığından kollar uzadı uzayacak. Şehir yönetimi ise, mesai saat çizelgelerini değiştiriyor. Mesaileri geç başlatıp erkene alıyorlar.


Anlayacağınız şehirde, komple bir hazırlık, bir telaş, bir heyecan. Tüm bunlar gelecek bir misafir için. Evet, bir misafir için şehir baştan aşağıya idarecileri, halkı, esnafı ve çoluk çocuğu tümünde bir hazırlık, bir heyecan, bir telaş alabildiğine almış başını gitmiş. Öyle bir hazırlık ki, şehir, sil baştan yeni kurallar, yeni düzen, sıfırdan bir hayat kuruluyor ve hayata başlanıyor. Bir misafir için bunca hazırlık da neyin nesi?

Bu misafir, öyle sıradan birisi değil. Haşmetli, ulu, zengin, merhamet sahibi, cömert, müşfik, ve yanında da kendisi gibi ve o özelliklerini tamamlayan birçok yardımcıları var. Senede bir defa gelir, bir ay durur ve şehri her bakımından zenginleştirir ve bereketlendirir gider. Bu bir ay süresince, o şehirde kendisi ve yaverleri ile birlikte evlere konuk olurlar. Ağırlandıkları evlere cömertliklerinden o ev halkına hediyeler, ikramlar bırakarak giderler. Ev bereketlenir. 11 aylık ihtiyaç karşılanır. Çarşıdaki tüm esnafa uğrayarak vitrin ve tezgahlardaki tüm malları alıp çarşıyı pazarı bereketlendirir.
Evet, tüm hazırlıklar tamam. Dört gözle merhamet ve ikram sahibi misafiri bekliyorlar. Fakat şehir kendisini nasıl karşılayacak, nasıl hazırlıklar yapıyorlar ve nasıl bekliyorlar öğrenmek için misafir gelmeden yaverlerini gizlice gönderiyor. Ayrıca kendisinden önce habercilerini gönderiyor. Gelmem yakındır hazırlığınızı yapın diye.


Bu misafir dünyada ne kadar şehir varsa hepsine yardımcıları ile birlikte uğrar misafir olur. Maalesef bazı şehirler misafirin kıymetini bilmezler bırakın hazırlığı geldiğinde de hiç oralı olmazlar bile. Misafir gelmiş gitmiş hiç haberi olmazlar. O misafirin maddi ve manevi bereketlerinden hissedar olamadan hayatlarını sürdürür giderler. Bu misafirin değerini anlamak ilk önce onu karşılamaktan ve ziyaretine hazırlık yapmaktan geçer. Ne kadar iyi hazırlanırsak ve ne kadar güzel karşılarsak misafirimizin o kadar değerini, kıymetini anlarız ve kendisinden o kadar istifade ederiz, bereketleniriz ve nasipleniriz.


Peki, kim bu misafir ve yardımcıları? Zenginliği cömertliği nereden geliyor? Bitmek tükenmek bilmeyen hazinesinin kaynağı ne? Cömertliğini, merhametini tamamlayan yardımcıları kim? Bütün bunları benim gibi sizler de merak ettiniz değil mi?


Hepimizin merak ettiği, konuk olduğu mekanları bereketlendiren, feyizlendiren misafir; içinde bin aydan daha hayırlı bir gecenin bulunduğu, oruç ibadetinin farz kılındığı, hayırlı bir işin farz mesabesinde olduğu, farzın da 70 kat sevabının verildiği, sabır hasletini barındırdığı, kendisine sabredenlerin mükafatı cennet olduğu, rızıkların arttırıldığı, bol bol yardım ve ihsana giriftar olunduğu, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından azad olunan, on bir ayın sultanı adıyla, şanıyla Ramazan ayıdır.
Ramazan gelir gelmesine fakat, kimilerine rahmetini, bereketini bırakarak, günahlarının affedilmesine vesile olarak gider. Kimilerine de uğrar fakat bereketini, rahmetini yağmur çiselemesi gibi günahtan yaralı gönüllere merhem olmadan çekip gider. Kimilerine de hiç uğramadan, hiç bereketini, ihsanını bulaştırmadan çekip gider.


Ramazandan istifade etmenin en önemli yolu, başta hazırlanmak. Ramazan daha beden şehrimizi ziyaret etmeden O’nun gelişine maddi ve manevi hazırlık yapmalıyız. Maddi hazırlık, çarşı-pazar dolaşılarak evimizi iftariyelerle donatmak değildir. Bedenimizi Ramazan’a alıştırmak için Recep ve Şaban aylarında oruç tutabiliriz. İşlerimize Ramazan’ın geldiğini yansıtmalıyız. Artık dünya işlerini bir kenara bırakıp ahirete yoğunlaşmalıyız. Bu sebeple İzin alabiliyorsak alalım. Alamıyorsak da iş çıkışlarımızı İftarda evimizde olabilecek şekilde düzenleyelim. İftarı ailece aşmanın huzurunu mutluluğunu yaşayalım.


Manevi hazırlık ise, her şeyden önce kendimizi masivadan uzaklaştırmaya gayret etmeliyiz. Günahlardan kaçabildiğimiz kadar kaçmalıyız. Mü’minlerin süsü takva elbisesini giyerek başta tüm kötü işlerden, kötü ahlaktan, fiillerden kendimizi imtina etmeliyiz. Bol bol sevap, hayır hasenat işlemeliyiz. Hasılı ramazan gelmeden kendimize çekidüzen vermeliyiz. Ramazan’ın ruhaniyetine kendi ruhumuzu hazırlamalıyız.


Bu hazırlıkları Ramazan’ın gelmeden önce haberci olarak gönderdiği Recep ve Şaban aylarında yapmalıyız. Bu aylarda ne kadar çok hazırlanırsak Ramazan bize hoş gelir ve biz de hoşça karşılarız.


En başta bereket, merhamet sahibi bir misafirin bir şehre ziyarete geleceğinden bahşetmiştik. Bu sebeple tüm şehir halkı büyük bir hazırlığın içine girdiğini ifade etmiştik. Genelde bu hazırlıklar çarşı-pazar ve ev merkezliydi.


Bildiğiniz gibi o haşmetli bereketli misafir Ramazan, şehir insan, çarşı-pazar alışverişi de iftar ve sahur alışverişleridir.


Ramazan rahmetiyle bereketiyle bizlerin beden şehrine ziyaret ediyor. Şehir nasıl halk ve birçok birimlerden, yapılardan oluşuyorsa insan da birçok azalardan oluşuyor. Her bir organı ayrı bir birimdir. Ramazan da her organımız için ibadet vardır. Bu sebeple ramazana sadece mutfak olarak hazırlık değil tüm beden ve azalarımızla hazırlık yapıp karşılayalım ve ramazanı öyle tüm ruhumuzla veda edelim vesselam.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir