Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Nisan 18, 2021

Kılıçdaroğlu’nun Siyaseti

Doğrusu kendime çok sordum; Kılıçdaroğlu’nun bir siyaseti var mı; diye. Elbette vardı. Çünkü o, bir siyasi partinin başında idi ve onun partiye uygulattığı siyasi strateji 10 milyonun üzerinde oy alıyor. Dahası omurgasını oluşturduğu ‘millet ittifakı’ %45 in üzerinde oy topluyor. Eğer başarabilse ve bir ortak aday çıkartabilse idi Erdoğan’ı zorlayacak bir potansiyeldi bu. Bunu çok istedi ama ittifak ortağı Akşener’e ve de kendi partisi içindeki azımsanmayacak muhalefete kabul ettiremedi.

Elbette her parti iktidara gelmek ister, bunun için mücadele eder. Bunun istisnası proje partileridir; onların iktidar derdi yoktur. Onların görevi rakibi engellemek, ona gidecek oylardan bir miktarına yolu şaşırtıp başka yöne kanalize etmektir. Siyaset sahasının top toplayıcılarıdır onlar.

Tabi Kılıçdaroğlu da partisini iktidara, kendisini yetkili bir koltuğa taşıma derdindedir. Ne var ki bunu tek başına sittinsene yapamayacağını bilir. Onun için partisini buna hazırlamak gibi uzun erimli ve zahmetli bir yolu seçmez. Kısa yoldan, siyaset mühendisliğiyle iktidara gelmek ister. Ama itiraf etmese de rakibin çok güçlü olduğunun, millet nezdinde saygınlığının ve sevgisinin yüksek olduğunun farkındadır. Bu nedenle iktidarla şu ya da bu nedenle arası açık herkesi kendi şemsiyesi altında toplamak ister. Başka hiç bir şart yoktur. Herkes bildiğini okur ama oy vermeye gelince bütün elmalar, armutlar, portakallar, hatta soğan patates bile aynı sandığa dolmalıdır. Hele şu bir türlü baş edemediği ‘güçlü’ iktidar bir devrilsin, ondan sonra isterse tufan olsun. Bir çaresine bakabileceğini sanmaktadır.

Tabi o kadar geniş bir siyasi yelpaze ile iktidara gelmek bu günkü sistemle pek mümkün görünmüyor. O zaman gelsin eski düzen, yani parlamenter sistem dedikleri (sanki şimdi parlamento yokmuş gibi) şey. O eski sistemde istediğin meyveyi sebzeyi bir arada tencereye koyabilirsin. İster aşure, ister ezogelin çorba yapabilirsin. Beğenmezsen gidip lavaboya dökebilirsin. Ondan sonra bir başkalarıyla yeni deneylere girişebilirsin. Bu böyle bir kaç yıl, belki de ay, belki de hafta sürebilir. Memleket işlerinin acelesi yok ya; yer yarılacak değil. Beklesinler. Beyler hükümet kuracak, o bozulursa başka bir tane kurulacak. Nasılsa bir yerlerinden bir vakit tutma imkanı olur.

Tabi bu siyaset oyunu oynanırken bu arada Türkiye’nin iliğini emmek üzere aportta bekleyen güçler boş durmaz. Hazır sahipsiz bulmuşken hortumlarını ülkenin kaynaklarına daldırıverir.

Ha bu akıl Kılıçdaroğlu’nun aklımıdır; Sanmıyorum. Ona bunu, şu hortum sahipleri akıl veriyor diye düşünüyorum. Onun da işine geliyor. Koltukta ben oturayım da, sen sağ ben selamet diye düşünüyor. Ona ‘devir’ ‘seni geçirelim başa’ demişler, o da var gücüyle bunu yapmaya çalışıyor ama başaramıyor. Çünkü partisi lime lime dökülüyor, ortaklarının her birinin kendine göre defosu, aşil topuğu var. Kimi FETÖ den kimi PKK dan arızalı. Bu parçalarla yazboz tamamlanamıyor. Fakat Biden kararlı; pes edene kadar bunun burnundan getirecek bu siyaseti hayata geçirsin diye. Yani Biden pes edene kadar…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir