Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Nisan 22, 2021

Zekat Kurumunun Güncellenmesi -VI

Zekat kurumunun güncellenerek aktif hale getirilmesi ile ilgili son yazıya gelmiş bulunuyoruz.

Birinci yazıda “zekatın anlam ve önemi”, ikinci yazıda “zekatın, Sadaka ve İnfak ile İlişkisi”, üçüncü yazıda “zekat-vergi ilişkisi”, dördüncü yazıda “zekatın nelerden verilmesi gerektiği ve zekat mükellefiyeti”, beşinci yazıda da “kazançlarımızın ne kadarını, kime, nasıl infak edeceğimiz” üzerinde durmuştuk.

Bugün de -sonuç olarak- “Zekatın güncellenmesi” başlığı ile yazdığımız beş yazıyı özetleyerek maddeler halinde vermeye çalışacağız.

  1. Zekat, sosyal dayanışma sisteminin vazgeçilmez temellerinden biridir; fakirin zenginde olan hakkıdır; zira yüce Allah: “onların mallarında muhtaç ve yoksulların hakkı vardır” (Zariyat, 19)
  2. Sosyal dayanışma sisteminin vazgeçilmez temellerinden biri de sadakadır. Sadaka, her türlü “iyi ve yararlı iş” demektir. Zekat da her türlü mali ve ahlaki sorumlulukları kapsadığı -iyi ve yararlı bir iş- olduğu için, sadakanın bir parçası olarak kabul edilmiştir.
  3. Zekat vermek, sadaka vermek demektir. Tövbe suresinde, “zekatın verileceği yerler” olarak kabul edilen ayette (60) zekat değil, “sadakat/sadakalar” olarak ve hem de “feride/farz” olarak geçmektedir.
  4. Zekat, Kur’an’da sadakanın bir parçası olarak tanıtılırken, zamanla İslam fıkhında bütün infakların başı kabul edilmiştir.
  5. Kur’an’da zekat ile ilgili herhangi bir ayrıntı yoktur. Zekat ile ilgili ayrıntılar, tamamen “sünnet” denilen Nebi as’ın uygulamalarıyla şekillenmiştir. Bu da zekat uygulamalarının değişkenliğini göstermektedir.
  6. Fıkıh literatüründe- zekat ayrı, vergi ayrı tanımlanmış ise de “hakkın edası” anlamında ikisi de vergidir. Dolayısıyla “zekat vergisi” olarak ifade etmenin hiçbir sakıncası yoktur.
  7. Nebi as ve ilk iki halife döneminde zekat sadakası bir vergi (hak) olarak yönetim/idare tarafından hazinede toplatılır, sonra ihtiyaç sahiplerine dağıtılırdı.
  8. Zekata tam bir işlerlik kazandırıp faal hale getirmek için Türkiye’de “sosyal güvenlik bakanlığı” adıyla bir bakanlık kurulmalı, “zekat” adı altında her türlü sadakalar (infaklar/yardımlar) bu bakanlık eliyle ve belgeyle toplanarak “Kur’an’ın öngördüğü” ihtiyaçlara harcanmalıdır.
  9. Kurulacak olan “sosyal güvenlik bakanlığı” köylere varıncaya kadar şubeler açmalı ve tüm ülkede ihtiyaç sahiplerini hakkaniyetle tespit ederek derecelendirmeli (mesela 1. 2. 3. Derecede ihtiyaç sahibidir) ve her yıl bilgileri güncellenmelidir.
  10. Kimlerin “zekat mükellefi” olacağı, “zekat kurulu” tarafından, İstatistik Kurumu’nun verileri –sosyo-ekonomik durum- dikkate alınarak hazırlamalı ve ihtiyaç duyulduğunda veriler yenilemelidir.
  11. Zekat mükellefi olmak için Türkiye’de bugün itibariyle -İstatistik Kurumu’nun verileri dikkate alındığında, dört kişilik bir ailenin yeme, içme, giyinme, iskan, ısınma, enerji, sağlık, eğitim, iletişim, ulaşım, seyahat gibi zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması için yaklaşık aylık beş bin liraya ihtiyaç olduğu görülür. Dört kişilik bir aile için nisap miktarı “beş bin lira” ise, iki kişilik bir aile için de “üç bin lira” kabul edilebilir.
  12. Zenginlik ölçüsü (nisap); 80 gram altın, 40 koyun/keçi gibi belli miktarda mala-servete-ticarete sahip olmak değil, ne kadar rızıklandığımız (kullandığımız, yararlandığımız) ile ölçülmelidir. Mesela; maaş 5 bin, ticaret 3 bin, zirai ürünlerden 2 bin, hayvan ürünlerinden bin lira (toplam 11 bin lira) gibi.
  13. Aylık 5 bin, yılda (5×12) 60 bin lirayı esas alarak “altın kıymeti” üzerinden bir nisap miktarı (zenginlik ölçüsü) çıkarmanın hiçbir yararı ve anlamı yoktur; zira hayat standartları sürekli değiştiği için bu rakamlar göreceli ve sürekli değişmektedir. Onun için her yıl zekat vergisi –tıpkı fıtır/fitre sadakası gibi- yenilenmesi zorunludur.
  14. Zekat mükellefiyeti konusunda Müslümanları üç sınıfta toplamak mümkündür. Birinci sınıf; zekat vermek zorunda olanlardır ki onların dört kişilik aylık gelir/gideri beş bin liranın üzerindedir.
    İkinci sınıf: Orta halli kimseler; bunlar ne zekat verir, ne de alır ki onların da dört kişilik aylık gelir/gideri beş bin liranın altındadır.
    Üçüncü sınıf: Muhtaç kimseler; bunlar zekat alanlardır ki onların da dört kişilik aylık gelir/gideri çok düşüktür. Tabi, bunların sınıflandırılması gerekir. (1. 2. 3. Derce gibi)
  15. “Zekat nelerden verilmelidir” sorusunun cevabı, nelerden rızıklanıyorsak (faydalanıyorsak, harcıyorsak) onların toplamından verilmelidir. Yeme, içme, giyinme, mefruşat, iskan, ısınma, enerji, sağlık, eğitim, iletişim, ulaşım, seyahat gibi ihtiyaçlarının tümünün toplamı olmalıdır.
    Özellikle belirtelim, kendi evinde oturanlar, yaklaşık bir kira belirleyerek harcamalara katmaları gerekir. Arabası olanlar da arabalarından yararlandıkları ölçüde gider kaydedeceklerdir. Dolayısıyla lüks konut/villada oturanlar ve lüks arabalar kullananlar, yararlandıkları o lüks nimetlerin bedelini zekat vergisi olarak ödemelidirler.
  16. Resmi tapusu bizde olsa bile, rızıklanmadıklarımız (faydalanmadıklarımız) mal ve servetin zekat vergisi yoktur. Zira Allah’ın istediği, “RIZIK” olarak faydalandıklarımızdan vermektir.
    “Size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.” (Bakara 3, 254, Kasas 54, Ra’d 22 gibi)
  17. Allah’ın nimetlerinden yararlandığımız ölçüde zekat vergisini ödemeliyiz. Tıpkı evlerimizde su, elektrik, gaz kullanıp faturasını ödediğimiz gibi. Nasıl kullanmadığımız su, elektrik ve gaz için bir ödeme yapmıyorsak, kullanmadığımız (faydalanmadığımız) Allah’ın nimetlerinden de zekat vergisi ödemek zorunda değiliz.
  18. Yararlandıklarımızın vergisini devlete veriyorsak -su, elektrik, gaz gibi- o harcamalar da zekat giderlerine dahil olduğundan, ayrıca “vergi zekat yerine geçer mi” sorusu da önemini yitirmiş olur; lakin yararlanmadığımız bir mal için verdiğimiz vergi, zekat giderlerine dahil edilemez. O verginin zekat harcamalarında yeri yoktur. Arsa vergisi gibi
  19. Borç ödeyenlerin ödedikleri para, zekat gelir/giderlerine eklenip eklenmediği hususunda neye borçlandıklarına bakmak gerekir. Nimetlerden yararlanmak için borçlanmışlar ise, zekat gelir/giderlerine dahil edilmelidir. İnşaat, arsa, tarla gibi gayri menkule yatırım yapmak için borç ödüyorlar ise, dahil edilemez; zira o inşaat, arsa, tarladan henüz yararlanmamışlardır ve kimlerin yararlanacağını da ancak Allah bilir.
  20. Günümüzde zekat vergisi Müslümanların vicdanına bırakıldığı için, Müslümanlar, -tıpkı namaz, oruç gibi- ciddiye almalı, Allah’ın kullarına olan borcunu titizlikle ödemelidirler.

Şunu özellikle belirtelim ki “zekat” başlığı altında dile getirdiklerimiz -zekat kurumuna işlerlik kazandırmak maksadıyla hazırlanan- bir taslaktır. Yeni bir takım ilkeler önerirken, başata Nebi as olmak üzere “öncekiler yanlış yapmıştır” demiyorum. Onlar kendi konjonktüründe belki en doğrusunu yapmışlardır; ancak yaşadığımız bu 21. Asırda tüm gelişmeleri dikkate alarak “hakkaniyet üzere bir paylaşım ortaya koymaktan başka çaremiz yoktur” diye inanıyorum.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah’ın lütfu geniştir. O her şeyi bilendir.” (Bakara, 261)

Selam ve muhabbetlerimle…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir