Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Temmuz 3, 2022

Prof. Dr. Necmettin Erbakan

Ben İTÜ yü 1980 de (darbeden bir tık önce) bitirdim. Necmettin hoca 1948 de bitirmiş. Hoca dememin sebebi zamanında bu sıfatı onunla dalga geçme anlamında kullananları kınamak içindir. O gerçek bir ‘hoca’ öğretmen. Bir profesör. Doktorasını Almanya’da yapmış. Orada hem bilimin inceliklerini kapmış, hem de batı uygarlığının gerçek yüzünü tanımış. Onların, ‘batı değerleri’ denilen refah ve özgürlükler, rahatlık üzerine kurulu sistemlerinin başka diğer ülkelerin yoksulluk ve geri kalmışlığı üzerinden sağladıklarını; aşırı bencilleştiklerini, insani değerlere sadece kendilerini layık gördüklerini kavramış. Ülkesine de bu ‘ikinci, belki de üçüncü dördüncü derece’ mertebesinden baktıklarını görmüş.

Çıkış yolunu da kafasında netleştirmiş. Kendin olacaksın. Yani onların eline bakmayacaksın. Kendi başını kendin bağlayacak, onların seviyesine yükselecek uzun erimli bir çalışma yürüteceksin. Bunu yapabilmek için de kendin olacaksın. Yani onlara öykünmek yerine kendi toplumunun değerlerine yaslanacaksın. Geçmişinden gelen ama zamanla yıpranmış, daha doğrusu bu öykünme sevdası yüzünden yıpratılmış kendine özgü değerleri yeniden ayağa kaldıracaksın. Kendi geri kalmış, batı hayranı ‘aydın’ zümrenin küçümsediği hatta hakir gördüğü ama hasletlerini kaybetmemiş toplumunun o hasletlerini yeniden canlandıracaksın.

Hoca bunları yapmak için Almanya’da kalıp rahat bir yaşam sürme imkanı varken bunu göz ardı edip ülkesine dönmüş. Bunun için mücadeleye girmiş. Önce mezun olduğu okulunda dersler vermiş. Gümüş motoru kurmuş. Bakmış böyle olmayacak, bu tür bir ulusal hamlenin yolu birinci dünya savaşında ülkeyi teslim alanlarca yönetilen gudubet siyasetçe kesilmiş, o da siyasete atılmış. ‘Milli görüş’ demiş;’ sanayimizi geliştirmeliyiz, motor yapmalıyız’ demiş. Ve egemen elitist anlayış tarafından alaya alınmış; dalga geçilmiş. Basın organlarınca oluşturulan algı operasyonlarıyla itibarsızlaştırılmaya çalışılmış. Bu yaklaşım uzun bir süre de tutmuş ne yazık ki. Onun bu fikirleri konuşulup tartışılacağına ‘glu glu dansı’ benzetmesi konuşulmuş. İktidara yaklaştığı anlaşılınca da darbe şantajıyla başbakanlığı elinden alınmış; partisi kapatılmış; siyasetten yasaklanmış.

Peki şimdi nereye geldik? Onun ektiği tohumlardan filizlenen başka bir siyasi yapı iktidarda. Ve ilhamını ondan aldığı fikirleri yaşama geçirmekle uğraşıyor, ülkenin makus talihini yenme mücadelesi veriyor. Her türlü zor ve baskıya direniyor. Darbe ile ülkeyi karanlıklara sürüklemek isteyenleri alt ediyor. Bu siyasi anlayışa karşı batılıların desteği ile amansız bir savaş açmış Kılıçdaroğlu bile ondan övgüyle söz etmek zorunda kalıyor. ‘O bir cumhuriyet çocuğu’ diyor.

Kaderin cilvesi ki vefatı, kendisini derdest eden bir anlayış ve uygulamanın yıldönümünden bir gün önceye rast gelmiş. Hayat şimdi intikam alıyor sanki. Kendisini saygıyla anıyor, Allah’tan rahmetler diliyorum.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir