Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Mayıs 13, 2021

HDP İktidar Olacak Öyle mi?

İstenen bu mudur?

Tartışmalara bakar mısınız…?

Bana kalırsa İstanbul seçimlerinin en kazançlı partisi HDP olmuştur. Hem de PKK terör örgütüyle arasına mesafe koyma ihtiyacı hissetmeden, devletimizin bölünmez bütünlüğünü fırsat bulduğunda tartışmaya açmaya devam etmesine rağmen CHP,İyi Parti, dolaylı yollardan Saadet Partisi başta olmak üzere oluşturulan birliğin doğal üyesi haline gelerek kendini iyice koruma altına almıştır. Terör sorunu bu haliyle siyasileşerek çok büyümüştür.

Millet İttifakını oluşturan partilerin HDP ile yeni ittifaklarının meşruiyetini, Ak Parti’nin geçmişte uyguladığı ve bana göre de siyasi manada ülkemizin geleceği açısından karşılığını aldığı çözüm sürecinden aldıklarını söylüyorlar. Oysa o dönemde şiddetle karşıydılar çözüm sürecine. Şimdi de yeni bir çözüm sürecini HDP ile birlikte kendilerinin uygulayacağını söylemektedirler. Oysa bu konuyla ilgili Ak Parti yönetiminde olan devletimiz denemesini yapmış ve de HDP’nin kasıtlı hataları yüzünden başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu karar Ak Parti’nin değil, devletimizin bütün kurumlarıyla verdiği kararıdır. Bir tecrübe aynı kötü sonucu vereceğinden bir daha asla denenemez.

Terör örgütü başının mektubunun devlet televizyonundan okunması duygusal olarak bakılırsa anlaşılmaz. Akılla okunması gerekir. Şayet Ak Parti dağda PKK ile mücadelesini bırakıp bu mektubu okutsaydı eleştiriler haklı olabilirdi. Ama PKK’yı bitirme noktasına getiren güvenlik güçlerimizin mücadelesini veren Ak Parti ve idare ettiği devlet kurumlarımızın mektup okunması halinde örgüt içinde parçalanmalara ayrışmalara neden olacağını öngörmüşlerse-sonuç verip vermediği ayrı bir tartışma konusu- akıl böyle bir mektubun okunmasını söyler…

Önemli olan husus şudur. Ak Parti politikaları sayesinde köşeye sıkışan HDP ve de güvenlik güçlerimizin dağdaki teröristlerle yoğun mücadelesi HDP’yi millet ittifakının içine sığınmaya mecbur etmiştir. Tarafları da rahatsız eden bu birliktelik ne HDP’nin içinde ne de İyi Parti’nin içine sinmiş değildir. Birbirinin varlık sebepleri olan partilerin bir araya gelmeye mecbur olmaları demokratik açıdan çok büyük bir sorundur. Çünkü birlikte üretmezler sadece yıkıp tahrip ederler. Vatan aşkını yüreğine kazımış İyi Partili bazı milletvekilleri bu durumdan son derece rahatsızdırlar…

Özellikle CHP’nin HDP ile birlikteliği meşru hale getirme gayretleri de gözden kaçmamaktadır. Demirtaş’ın tiyatrosuna gitmek ve orada omuz omuza poz vermek de PKK ile ilişkisini kesmediğini söyleyen HDP’yi meşrulaştırma ve güzelleme sembolü olmuştur.

Bu durum 28 Şubat 1997 yılının şartlarına benzetilmeye çalışılmaktadır. Oyun aynıdır. O gün vesayet sistemi “İrtica PKK’dan daha tehlikelidir” demiştir. Bununla asıl tehlike PKK ve FETÖ’yü kamufle etmişlerdir. İrticanın kaynağı da Refah Partisi’dir öyle ise Refah Partisi PKK’dan daha tehlikelidir saçmalığını dillendiriyorlardı. Düşmanca yaklaşımın düşüncesi, Refah Partisi iktidara gelmesin de ne olursa olsun idi.

28 Şubat düşüncesi bugün de,” Ak Parti ve Lideri Erdoğan iktidardan düşsün de gerekirse ülke batsın” düşmanlığı ve öfkesi haline gelmiştir. Düşünebiliyor musunuz? Millet ittifakı HDP’siz iktidar olmaz. CHP’nin sözcülerinin her defasında HDP güzellemeleri yapmak durumunda kalmaları bu nedenden dolayıdır. Erdoğan ve Ak parti gelmesin de HDP iktidar ortağı olsun öyle mi? Birbirinin zıddı olan tüm partiler bir araya Erdoğan’ı indirmek için gelecekler. Peki hizmet adına ne yapacaklar veya ne üretecekler? Olsun! Erdoğan gitsin de hizmet de olmasın öyle mi? İktidar nasıl olursa olsun öyle mi? Bu ne kadar öfkeli ve düşmanca bir tutum!

Öfke üzerinden insanları koordine ederek ülkemize çok büyük zarar verecek ve tahrip edecek bir sonuç da alabilirler. Ne yazık ki, bu şekilde öfkeli duygularına mağlup olmuş bir topluluk da meydana getirmeyi başardılar. Bu topluluğun başına bir lider aramaktadırlar. Bu lideri sırasıyla, Kemal Kılıçdaroğlu, Mustafa Sarıgül, Muharrem İnce, şimdi de İmamoğlu olarak düşünmektedirler. Bunun benzerini 28 şubatta yapmışlardı ve büyük huzursuzluk meydan getirmişlerdi.

Oysa doğal olanı, toplulukların karizması, fikirleri, projeleri , ufku, basiret feraset ve uygulama beceriyle lider etrafına toplanmalarıdır. Ama burada birbirinden dağınık bir çok legal illegal guruplar bir araya getirilip başına bir lider monte edilmek istenmektedir. Buna bizler alabildiğince, gücümüz yettiği kadarıyla geceli gündüzlü karşı duracağız. Biz 28 Şubat 1997 yılından bu tiyatroyu biliyoruz.

Şehitlerimize rahmet diliyorum. Başımız sağ olsun…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir