Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Kasım 28, 2021

Hayat Bizden Ne İster

Her gün güneş doğar, hayat tekrar dünden kaldığı yerden devam eder. Yaşanan güzelliklerin devamı, aksaklıkların da düzeltilmesi için yeni günde yeni bir başlangıca adım atılır. Yeni güne, yeni bir hayata başlarken kimi nefesler kesilmiş, yeni canlar hayata gözlerini açmış, nice umutlar sönmüş, kim bilir ne kadar yeni ümitler kalplere doğmuş, bazı kötülüklerin izleri silinmiş, bazılarının da yaraları deşildikçe deşilmiş yeni gün merhem olmak için bu yaraların üzerine serilmiş. Yeni başlangıçlar ve sonlar için ve hayatın devamı için güneş, hayata can katmak üzere her sabah doğar. Bu yeni gün içinde neler saklıyor neler. Bunları yaşadıkça görürüz.

Bir soru aklıma geliyor. Yukarıdaki saydıklarımız neden oluyor? Kimileri hüzün yaşarken kimileri sevinç yaşıyor. Yeni umutlar doğarken bazı umutlar ölüyor. Yeni canlar hayat bulurken bazı canlar hayata veda ediyor. Bunlar hep yaşanan gün içinde aynı anda oluyor. Herhalde bu soruya verebileceğimiz cevabı her zaman danıştığımız en büyük rehberimiz olan Kur’an’a bakarak bulabileceğiz. “Güneş ve ay bir hesaba bağlı (olarak hareket ederler). Yıldızlar da ağaçlar da secde ederler. Göğü O yükseltti, denge ve ölçüyü O koydu ki dengeden sapmayasınız; Ölçüyü düzgün tutasınız ve eksik tartmayasınız.” (Rahman 55/5-9) “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer 54/49) ayetlerinde her şeyin bir denge üzerinde kurulu olduğu bildirilmektedir. Doğada her şey tam bir denge üzerine kurulmuştur. Yağmur bile yağdığı yere bu dengeyi korumak için belli bir ölçüde yani tam ihtiyacı karşılayacak kadar yağar. “Gökten uygun ölçüde su indirir, onu arzda tutarız. Kuşkusuz bizim onu gidermeye de gücümüz yeter.” (Mü’minûn 23/18)

Hayatı daima diri ve canlı tutan, hayatı yaşanır kılan en büyük etken dengedir. İyilik ve kötülük, sevinç ve hüzün, ölüm ve can hepsi birlikte dengede yani bir uyum ve ahenk içinde devam edecek ki hayatın anlamı ve manası anlaşılsın ve hayattan lezzet alınsın.

Allah her şeyi bir denge üzerine yaratmıştır. “O, göklerin ve yerin egemenliği kendisine ait olan, çocuk edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, her şeyi yaratan, yarattığına belli bir ölçüye göre düzen veren Allah’tır.” (Furkan 25/2) sonsuz kudret sahibi Allah var olan ne varsa en mükemmel bir şekilde yaratmıştır. Bu mükemmellik tüm varlıkların birbirleriyle uyum içinde hareket etmeleridir. Allah, yarattığı varlıklarının, uyumu devam ettirebilmeleri ve iletişim halinde olmaları için dengeyi kurmuştur. Bu sebeple ne gece ne de gündüz ne yaz ne de kış birbirlerini geçmektedir. Gece ve gündüz, yaz ve kış birbiri arkasında gelip gitmektedirler.

Denge kelimesinin manalarına baktığımızda şunları görmekteyiz: “Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar” bu manalar içinde insanı ilgilendiren ve insanın hem kendisi ile hem insan ve diğer varlıklarla hem de dünya ile uyumlu olarak yaşamasını sağlayacak manası, “Zihinsel ve duygusal uyum, istikrarı” ele alacağız. Bir kişi çevresiyle barışık yaşaması için ilk önce kendisi ile barışık olması, kendisini sevmesi ve kendi içindeki dengeyi kurması lazım. Kişi kendi içindeki dengeyi kurması için ilk önce kendisinin dünyaya gönderiliş ve yaratılmasının gayesini bilecek. Bu gayenin Allah’ı bilmek, tanımak ve O’na iman edip kulluk vazifelerini yapmak olduğunu bilmesidir. Dünyanın ve her şeyin insan için ve insanın tüm varlıklarının merkezinde olduğunu ve insanı kaldırıldığında evrenin hiçbir hükmünün kalmayacağını kabul edecek. Kısacası kişi kendi iç alemi ile çevresi arasında manevi bir bağ kurup o bağı sağlam ilişkilerle kuvvetlendirecek. Bunu da kendi ruhu ve maddi olan dış dünya ile dengeyi koruyarak yapacak.

Hayat sanki zıtlıklarıyla sürüp gidiyor şeklinde görünüyor fakat içinde öyle mükemmel bir denge var ki, dünya ve insan o denge içinde hayat ile birbirleriyle uyumlu bir şekilde yaşamlarını, kusursuzlukla sürdürmektedirler. “Gökleri yedi kat yaratan odur. Rahman’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görüyor musun?” (Mülk 67/3) Bu ayet insan ve dünya arasındaki dengeyi ve uyumu ispat etmektedir.

“Hey şey zıddı ile kaimdir (bilinmektedir ve varlığını devam ettirmektedir)” sözü dünyanın bir denge üzerinde olduğunu gösteren delilerden bir tanesidir. Sıcaklık kavramını anlamamız için soğuğun olması gerekir. Kısayı ölçmemiz için uzunluğun olması gerekir. Güzeli karşıtı olan çirkinlikle severiz. Çirkinden de aynı şekilde güzellikle nefret ederiz. İki zıtlık arasındaki ilişki dengedir. Bu zıtlıklar arasındaki dengeyi muhafaza edip zıtlıklar arasında muvazeneli, dengeli bir şekilde yaşadığımız takdirde bizden iyisi olmaz. Bu zıtlıklar arasındaki denge ise kötü haldeyken sabır, iyi haldeyken şükür, kötü haldeyken iyiliği düşünüp bir gün iyiliğe kavuşacağımıza inanarak o kötü halin durumuna ve şartlarına göre hareket etmektir.

İnsan bu hayatta huzuru, saadeti ister. Bu mutluluğu da ancak kendinde ve dünyadaki dengeyi kurabilirse kazanabilir. En başta bu denge bize bulunduğumuz halin devamlı olmayacağını, gündüzün, yazın, baharın devamlı olmadığı gibi ister neşe olsun ister hüzün olsun mutlaka bir gün geçeceğine inanmamızı sağlar. Bilhassa musibet anlarımızda nasıl gece, gündüze geçiyorsa biz gece de iken diğer yerler gündüzü yaşıyorsa başkalarının yaşadığı saadetler mutlaka bir gün bize de gelecektir inancı ile musibet hüzünlerimiz sevince dönüşür.

Evet, hayat bir denge üzerine dizayn edilerek yaratılmıştır. Hayat, özellikle de Cenab-ı Allah bizden dengeyi kurup ölçüyü bozmamamızı, bilhassa dünya ve ahiret dengesini iyi kurmamızı istiyor. Peygamberimiz (s.a.s.) “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahirete çalış.” (Câmiu’s-Sagîr, II/12, Hadis No:1201) Hadisi ile çok güzel dengeyi nasıl kuracağımızı bize öğretmektedir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir