Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Eylül 19, 2021

Boğaziçi Üniversitesi Özgürlükçü İmiş!

Kriteri ne bunun? 28 Şubat döneminde başörtülü öğrenciler hiçbir sıkıntı yaşamadan derslere girebilmişler imiş!

Birincisi, bu bir şehir efsanesi, yani doğru değil. Başörtülüler Boğaziçi’nde de sıkıntı yaşadılar. Orada da başını açmak zorunda kalan, peruk takan, okula ara veren ve hatta okulu bırakan/uzaklaştırılan öğrenciler oldu.

İkincisi, diyelim ki bu böyle oldu, bu durum o üniversitenin özgürlükçü olduğunu mu gösteriyor? Hayır. Asla. Aldığı puan karşılığında (emeğinin karşılığı olarak) gelen bir öğrenciyi sırf başörtülüdür diye hak ettiği okuluna sokmamak büyük bir ayıptır. Bunu yapmamak ise sadece bu ayıbı yapmamak olur. Özgürlükçülük bu değil.

Şimdi ben size özgürlükçülüğün kriterini söyleyeyim, bakalım sınıfı geçebiliyor mu Boğaziçi?

Bir üniversitenin en önemli başarı kriterlerinden biri de akademisyen olan mezun sayısıdır(oranı). Madem bu başörtülüler özgürce okudular burada(iddia böyle ya), bunların içinden herhalde birkaç tanesi de akademisyen olarak üniversitede kalmıştır, değil mi? Öyle olmalı yani. Tümü değil elbette ama akademisyen olmayı düşünen ve bunu hak eden birkaç başörtülü olmuştur hehalde, degil mi? Peki var mı? Yok. Tek bir tane bile yok.

Neden yok? Bu başörtülü öğrencileri ayrımcılık yapıp daha kötü mü eğittiniz yoksa ayrımcılık yapıp akademisyen mi yapmadınız onları? Hangisi ise sonuç değişmiyor. Ayıp ettiniz. Bırakın özgürlükçü olmayı ayıp ettiniz, ayıp. Kendinize getto kurdunuz.

Boğaziçi’ne üniversite sınavında derece yaparak giren birçok İmam-Hatip mezunu öğrenci oldu, hatta Türkiye birincisi olan var. Mesela Mustafa Kıyıklık(Kartal Anadolu İHL, 1997). Mustafa, akademisyen olmak istediğini beyan etmişti TV’deki röportajlarında, büyük bir heyecanla. Hani nerede o, böyle bir isim göremiyorum akademisyen listenizde, ne yaptınız ona?(onun gibilere?)

Mesele başörtülü akademisyen meselesi değil, bu bir zihniyet meselesi. Soruyorum size, bu üniversitede kaç tane muhafazakâr-dindar akademisyen var? Veya var mı?

Mesela Ahmet Davutoğlu, kendi mezunlarınızdan, neden yıllarca kadro arayıp durdu yaban ellerde? Neden ‘’sen bizim evladımızsın, gel buraya’’ demediniz? Ehliyeti mi yoktu, liyakatı mı? İstanbul Erkek Lisesi mezunu, Boğaziçi mezunu ve 4 yabancı dil biliyor, uluslararası ilişkiler uzmanı. Uluslararası ilişkiler bölümündeki mevcut akademisyenleriniz içinde İngilizce, Almanca, Malayca ve Arapça bilen var mı mesela? Ama o kadro ararken kendi üniversitesinin yanından bile geçemedi, ancak özel bir üniversitede bulabildi kadroyu, neden?

Bunlar örnek bazı isimlerdi. Eğer bir üniversite özgür ise, herkese eşit şans tanıyorsa, (hadi diğer üniversiteden mezun olanları geçtik), o üniversiteden mezun olan her fikirdeki insana kapılarını açar/açmalı. Aksi halde özgürlükçülük söylemi lafta kalır. Tıpkı Boğaziçi Ü’de olduğu gibi.

Ya Hu doğma büyüme Boğaziçili (yani Robert Kolej mezunu) olan Mim Kemal Öke’ye bile tahammül edemeyen(buradaki bile tahfif amaçlı değil, periferden gelmiyor, dışardan değil anlamında) ve milliyetçi-muhafazakar düşünceleri nedeniyle ‘’seni istemiyoruz burada’’ diyen bir üniversiteden bahsediyoruz, bunun neresini tartışıyoruz? Bunun neresi özgür bir üniversite?

Burası bir getto, getto! Özgürlükçülük oyunu oynamanın anlamı yok.

Not;
1-Rektör atamaları ile ilgili görüşümü daha önce yazmıştım, tekrara gerek yok ama bu protestoların rektörle ilgili olduğunu ve rektör istifa ederse duracağını sanmak saflıktır.

2-Tüm bunlar mevcut üniversite sisteminin sorunları yok anlamına gelmiyor elbette ama ben çözüm önerisi olarak sunulan bazı ezberlerin kelimenin tam anlamı ile bir ‘’ezber’’ olduğunu düşünüyorum. Ama bu yazının konusu bu değil.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir