Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Mart 6, 2021

Sonunda Buldum Gibi…

Neyi buldum? Kur’an ve bilim arasında ilişkiyi nasıl bir temele oturtmamız gerektiği konusunda bir süredir düşünüyordum. Günümüzde bilimsel gelişmelerden yola çıkarak Kur’an’ı anlamanın yanlış olduğuna dair entelektüel bir akım gittikçe kabul görüyor gibi. Malum gerekçeler: Bilim değişmektedir. Hiçbir zaman bilimden önce Müslümanlar Kur’an’a bakıp bir bilimsel keşifte bulunmamıştır. Evet, bunlarda nisbî de olsa bir haklılık payı var. Ama bu, bilimsel gelişmelerle Kur’an’ın irtibatını kurmamıza mutlak mani mi olmalı? Bundan olacak ki, günümüzde Kur’an ile bilimin arasının ayırt edilmesi gerektiğini savunanlar olmuştur. Bazıları tarihselcidir. Bunlara göre nüzul bağlamında bu bilimsel keşifler yoktur. Dolayısıyla ayetlere bu anlamları giydiremeyiz. Bazıları filozofik olarak itiraz etmektedir. Din ile felsefe, din ile bilimin arası ayırt edilmelidir. Dinin amacı dünyayı açıklamak değil, dünyaya anlamak vermektir. Bilim açıklar, din ısıtır, derler. Bu anlayışta Kur’an ile bilimin uzlaştırılmasının lüzumsuz olduğuna dair bir inanç var. Bu da bir tür entelektüel laikliği savunur gibidir. Ben bunların nisbî endişelerini kabul etsem de Kur’an’ın evrenselliğini kabul ettiğim için sonuçta hiçbirine katılmıyorum. Zira Kur’an ile bilimsel gerçekliklerin uzlaştırılması gerektiğini savunuyorum. Onun için şu ayırımın yapılması gerektiğini düşünüyorum:

  1. Deney ve gözlem ile ulaşılan somut gerçeklikler vardır. Buna “yakın gerçeklik” diyebilirim. Bu, kesin bilgidir. Mesela artık günümüzde rahimlerde olan bilinmektedir. Kur’an’da ise “rahimlerde olanı Allah’ın bilebileceğine “dair ayet var. Dolayısıyla bu ayetin zahiri terkedilmeli ve yorumlanmalıdır.
  2. Deney ve gözlem yolu ile ulaşılan soyut gerçeklikler var. Buna “uzak gerçeklik” diyebilirim. Burada kesinlikten değil, olasılıklardan bahsetmek mümkündür. Yeni Fiziğin geldiği nokta da budur. Evrenin ve insanın oluşumu ile ilgili teoriler böyledir. Bu durumda ben Kur’an’ın zahirini kabul ederim, ardından ona uygun teoriyi tercih ederi. Mesela evren bilmem kaç milyar önce oluştu. Bilimsel açıdan evreni Allah’ın yaratması da, rastlantısal olarak evrenin meydana gelmesi de olasılıklar açısından mümkündür. Ben, Kur’an’ın zahirini kabul ederim ve bilimsel olasılıklar açısından Yüce Tasarımcı’nın varlığına dair teoriyi kabul ederim. Bilimsel açıdan insanın hayvanlardan ortak bir atadan evrimleşerek meydana geldiği olasılıklardan bir olasılıktır. Ancak bu noktada ciddi tartışmalar da vardır. Evrim’in politik ve gücü ilgilendiren bir tarafı vardır, o da ayrı bir mesele. Bununla birlikte Kur’an’ın zahiri bunun aksinedir. Bu noktada Kur’an’ın zahirini kabul ederim. Bilimsel olasılığı reddederim.

Böylece Kur’an’la bilimsel gelişmelerin ilişkisinin nasıl olacağına dair bir çerçeve belirmiş olmaktadır. Tabii bu çerçeve her türlü eleştiriye ve katkıya açıktır.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir