Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Mart 5, 2021

İslam ve Ahlak Versus Bilim ve Teknoloji

Şöyle bir cümle kursak herhalde doğru olur: Bilim ete kemiğe büründü, teknoloji diye göründü. Bilimin teori kısmında o kadar çok tartışma var ki, herhangi bir kesinlikten bahsetmek mümkün değil. Ancak bu durum azınlık olan bilim adamları etrafında tartışılır olmuş, çoğunluk olan halkın umurunda dahi olmamıştır. Peki bilim gücünü nereden almaktadır? Bilimsel bilgi birikimini yadsımayalım, ancak bilim, esas gücünü ürettiği teknolojiden, ürettiği ilaçlardan, azalttığı acılardan, sağladığı konfordan almaktadır. Kısaca denilebilir ki gücünü pratikten alıyor. Görülen o, duyulan o, dokunulan o, hissedilen o.

Buradan kendi payımıza nasıl bir ders çıkarabiliriz? Takdir edersiniz ki, Müslümanların bilimsel bilgi birikimini yakalamaları şimdilik zor gözüküyor. Esasen yaşamın asıl amacı da salt bilgi değildir. Peki nedir o zaman? Şöyle bir cümle kursak herhalde yanlış yapmayız: İslam ete kemiğe büründü, ahlak diye göründü. İslam’la ilgili tarihte ve günümüzde o kadar çok teorik tartışmalar var ki, neredeyse çoğunda kesinlik sağlanamamıştır. Peki İslam ve Müslümanlar gücünü bu teorik tartışmaları alabildiğine yapmasından mı alacaktır yoksa İslam’ın ahlak yüzünü ortaya koymasindan mi? Elbette ahlaktan alacaktır, insana dokunuştan, yüreğe dokunuştan alacaktır.

Nasıl ki bilim, pratiği olan teknolojiden güç alıyorsa İslam da pratiği olan ahlaktan güç alacaktır. Mesele bilim ve teknolojiyi kullanıp yararlanma meselesi değildir. Elbette o olacak ve devam edecektir. Asıl mesele neyi kaybettiysek onu arayıp bulma meselesidir.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir