Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Ocak 27, 2021

Darbelerin İnsan Kalitemize Olumsuz Etkisi

Geçmişte tüm darbelerde olduğu gibi 15 Temmuz alçak darbe girişimi ve 28 Şubat postmodern darbesinin ülkemize ekonomik anlamda çok büyük zararı olmuştur. Gezi parkı kalkışması da öyledir. 1980 darbesinin gerekçesini oluşturmak için üniversitelerin karıştırılması da öyle…Oysa bugün güçlü ekonomilerinden örnekler verdiğimiz Avrupa Ülkeleri o esnada vatandaşlarıyla sorunlarını halletmiş kalkınmaya ağırlık vermişlerdi… Bugün bizlerin yaşadığı ekonomideki sorunlar ve de onların yaşadığı ekonomik bakımdan güçlü olmak sebep değil sonuçtur…

Darbeler ne yazık ki en önemli olumsuz etkiyi, nitelikli ve vasıflı insan kalitemizi düşürmesiyle göstermiştir. Düşündüğü gibi konuşan, yazan ve yaşayan insan sayımızı bir hayli azaltmıştır. Darbeciler görür, anlarsa…diyerek yapılan tüm işler, süre uzun olunca yaşam biçimine dönüşmüş ve de tüm yanlışların meşru sebebi ve de ruhsatı halini almıştır. Bu sorunlu durumun zirvesi, FETÖ terör örgütünün ürediği bataklıktır.

Mevcut darbe şartlarına veya taleplerine, inancıyla çelişse de kolayca uyum sağlayan kişi rağbet görür hale gelmiştir. Kişiler evde ve sokakta olmak üzere en az iki rol yapmaya zorlanmıştır. Bir odada başka diğer odada başka konuşmak ve de çelişkiyi hissettirmemek maharet halini almıştır. Hele bu tür kişiler de toplumda örnek halini alınca olanlar olmuştur.

Hazin bir durumdur…

Geçmişte birlikte omuz omuza verip toplumsal ve idari yanlışların ortadan kalkması için mücadele verdiğimiz kişilerin birçoğunun dertlerinin, yanlışı ortadan kaldırmak değil de yanlış yapanın yerine geçip kurulmak olduğunu bugün daha iyi anlamış olmaktayız. Bizler, yanlış kimden gelirse gelsin ortadan kalkmalı diye düşünürken, meğerse bu kişilerin o günlerdeki niyetleri yanlış yapanların yerine geçip oturmak olduğu anlaşılmaktadır. Hem de “neden bu yanlışı yapıyorsunuz denildiğinde “biz gidelim de CHP’mi gelsin” itirazlarını da dillendirdiklerini görmekteyiz.

Ahlaki bakımdan daha da acayip olanı, bulundukları görevlerde yaptıkları hataların aksine sosyal medya üzerinden iyilik güzellik, adalet, hak hukuk vaazı vermektedirler. Kendilerini yaptıkları işlerinden veya görevlerinden tanıyanlar sosyal medyadaki paylaşımları ile şaşkınlık içindedirler. Sanki birbirine karşı olan iki ayrı kişi gibiler… Sosyal medya profilleriyle yaptıkları paylaşımlarıyla, bulundukları görevlerde yaptıkları yanlışlar nedeniyle kendilerini hedef alıyorlar.

Bu kişileri yaptıkları işlerinden ve bulundukları görevlerden tanıyanlar ise, sosyal medyada gördükleri çelişkiyi kendilerine somut örneklerle hatırlatırlarsa ya engelliyorlar veya mesaj atıp ricada bulunuyorlar. Bu nasıl bir kişilik! Hangi travmalar üretti bu sorunlu kişiliği?

Yaptıkları işleri nedeniyle zulmedip kafa atıp burnunu kırdıkları, çelme takıp düşürdükleri ve uçurumdan aşağı ittikleri kişilere sosyal medya üzerinden sabırlı olmaları halinde cennete gidecekleri ve gülümsemelerinin sadaka olduğu vaazlarını vermektedirler. Bu ahlaksız anlayışa göre din, birlikte çalışırken bir yandan kendilerine kafa atıp burun kırma hakkı verirken, öte yandan da sosyal medya üzerinden burnu kırılana cennete gitmenin yollarını gösterme görevi verdiğini sanmaktadır…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir