Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Nisan 17, 2021

Dünyevileşme Tehlikesi Yaşıyoruz

Dünyevileşmenin diğer adı benden sana ne? Senden bana ne? Dinden bana ne? Ahiretten bana ne?

Hemen hemen her gün dinle ilgili bir şey kaybediyoruz. İçi boşaltılan başörtüsü, kusurları örtmek için giyilen cübbe, sarık, Allah’ı da belki razı ederim diye öylesine yapılan ibadetler, gösteriş, riya, samimiyetsizlik, dini değerlere karşı saygısızlık….

Din adamlarına karşı saygı hürmet kalmadı. Gerçek din adamlarına konuşma hakkı verilmiyor. Konuşma izni verilenlere de suya sabuna dokunmadan konuşma izni veriliyor. Gerçeklerden azıcık da olsa bahsedenler maalesef önce toplumun gözünden düşürülüyor, sonra da küstürülüyor.

Camiler ibadet, inanç merkezleri olmaktan çıkıp klipli ilahilerin mekanı, dizi filmlerin setleri, ne idüğü belirsiz bazı ayinlerin cazibe merkezi haline getiriliyor. Gün geçtikçe Allah’ın evinden ziyade başkalarının işlerine hizmet eden ticari bir merkeze dönüştürülüyor.

Kur’an, yaşanan bir kitap veya anlatılan bir kitap olmuyor. Hep okunması, ezberlenmesi tavsiye ediliyor. Sadece okuma yarışmaları düzenleniyor ama okuyan da dinleyen de sadece lafzından feyz alıyor. Kur’an, ölülerin ardından okunması gereken bir kitaba dönüştürülüyor. Nerede bir toplu ölüm varsa, doğal afet varsa hemen hatimler ile Kur’an gündeme geliyor. Kur’an’ın içkiden bahsettiği unutuldu. Faizden bahsettiği unutuldu. Hırsızlıktan, cinayet işlemenin günahından, kul hakkından, komşu hakkından bahsettiği unutuldu. Hep ölülerin yedisinde, kırkında, elli ikinci gecesinde, seneyi devriyesinde okunan bir kitap oldu.

Hakkın hatırı halkın hatırına mağlup oldu. Hakkın ne dediği değil halkın ne dediği önemli oldu.

Bazıları dinin emirlerinden sadece işine geleni din olarak aldı. Abdest almak kolay olduğu için onu aldı. Ama faiz de alıyor. Namaz kılmak zahmetsiz olduğu için onu kıldı. Ama işçisinin fazla mesaisine kıydı.

Erkekler, babalarından kalan mirası kendi arasında bölüştürdü. Kendi kız kardeşlerine bile abileri zülmetti. Sonra umre ve hac ile arınmaya gitti. Halbuki arınmak ne hacda ne umrede idi. Kul hakkını vermeden hiçbir ibadet arındırmazdı.

Bismillah diyerek dükkanı açtı ama akşama kadar gelen müşterileri dolandırdı.

Kadınlar bir alem erkekler başka alem oldu. Kadınlar tanrıçalar gibi ilgi bekler oldu. Onu almak da bırakmak da başa bela oldu. Alan bir daha bırakamaz oldu. Bırakan da nafaka denilen ömür boyu bir fidye ile kurtulmaya çalıştı.

Herkes, kimse bana karışmasın der oldu. Doktor sen de karışma! Hoca sen de karışma! Ne sigarama karış ne keyfime karış ne başörtüsü altında giydiğim mini eteğe karış ne cebimdeki piyango biletine karış!

Allah’ım sağlık ver diyoruz ama sigara paketi cebimizde! Bereket ver diyoruz ama piyango bileti cebimizde. Hayırlı evlat istiyoruz. Çocuklar sokaklarda, kafelerde, parklarda terk edilmiş…

Nasihat edenleri de sevmiyoruz, nasihatı da sevmiyoruz. Anca kendimizi seviyoruz.

O kadar güvensizlik var ki, telefonlarımızın ekran şifresini eşimize, hayat arkadaşımıza dahi vermiyoruz. Aynı yastıkta yattığımız eşimizden bile sakladığımız sırlarımız var.

Batıyoruz. Ama ben battım diye herkesi de batmaya davet ediyoruz. Kimsenin eskisini giymiyoruz. Hep yeni olmalı, kimsede olmamalı. Benim için üretilmiş olmalı diyoruz.

Tebessümü bile bizden zengin olanlara, bizden itibarlı olanlara, bizden güçlü olanlara veriyoruz. Zenginlerin, itibarlı kimselerin ve güçlülerin çocuklarını seviyor, diğerlerinin çocuklarını sevmiyoruz.

Hepimiz, içine düştüğümüz durumun farkındayız. Kimse halinden memnun değil. Hepimiz başkasının mutluluğunu kıskanıyoruz. Bilmiyoruz ki başkasının resimdeki mutluluğu gerçek değil, bilmiyoruz ki, mutlu pozu verenler de aslında bizim gibi mutsuz…

Dünyevileşmenin sonu daha kötü olacak.

Bunun zıddı uhrevileşmedir. O da yanlıştır. Dünyada yaşadığını unutmak, acıyı, hüznü, kederi, malı, serveti görmezlikten gelmek o da kötüdür. Uhrevileşmek dünyadan nefret etmektir. İçindekilerden nefret etmektir. Halbuki Allah dünyadan nefret etmemizi istemedi.

Sadece ömrünüzün yeteceği kadarıyla dünyayı sevin dedi. Ömrünüzün yeteceği kadar zengin olun dedi. Kazanın ve paylaşın dedi. Muhtaç olun, dilenin demedi.

Öleceğimizi unutmadan yaşadığımız dünyayı sevelim. Unutmayalım ki, hem dünya hem ahiret için var edildik.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir