Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Temmuz 3, 2022

Dişil Tacizler

Dün kendisine yapılan cinsel taciz isnadlarını kabul eden ama bunu ‘’eril faillik’’ gibi bir ifade ile nötralize etmeye çalışan bir yazar hakkında, ‘’maskülen mallık’’, ‘’eril fallik’’ ve ‘’androjenik aktivite’’ ifadelerini kullanarak -kendi üslubumla ama- şiddetli bir şekilde eleştirmiştim. Bazı arkadaşlarım haklı olarak ‘’dişil fallikler de var, yok mu?’’ diye uyardılar.

Var tabi. O halde mademki erkek tacizcileri yerin dibine batırdık, şimdi biraz da kadın tacizcileri -yani dişil fallikleri- eleştirelim, öyle değil mi? Çünkü dişil tacizler çok daha fazla. Evet, yanlış okumadınız, dişil tacizler daha fazla (cinsel taciz ile cinsel saldırganlığı ayırt edelim, izah edeceğim). Ama önce kırmızı çizgimizi çizelim; Eğer bir fiil taciz nitelemesini hak ediyorsa, -eril veya dişil- hiçbir tacizin mazereti olamaz. Bu çok net. Fakat burada tacizin ne olduğunu da tarif etmemiz gerekiyor ki konuyu tam olarak izah edebilelim. 

Cinsel taciz, TDK sözlüğünde “Ahlaksızca, ulu orta veya gizlice söz ve davranışlarla karşı cinse eziyet etme, tedirginlik ve sıkıntı verme” şeklinde tarif ediliyor. Demek ki karşı cinsi tedirgin eden, ona sıkıntı veren her türlü söz ve davranış tacizdir. Bu doğru. Peki bunun ahlaksızca yapılması ne demek? Ya da bunun kriteri ne? Ayrıca taciz sadece karşı cinse mi yapılıyor? Hemcinse yapılan tacizler yok mu? Demek ki bu tanımda doğrular da var eksikler de. Nitekim cinsel taciz suçu, TCK’da ‘’bir kimsenin cinsel arzu ve isteklerini tatmin etmek üzere başka bir kimseyi bedensel herhangi bir temasta bulunmadan rahatsız etmesi’’ şeklinde tarif ediliyor (md 105). Demek ki taciz karşı cinsle sınırlı değil, başka bir kişiye verilen tüm rahatsızlıklar tacizdir. Buna göre bedensel temas olmadan yapılan -laf atma, sözlü eylemler gibi- fiiller cinsel tacize, bedensel temaslar ise cinsel saldırı suçuna giriyor. Örneğin failin cinsel amaçla ‘’seni dudağından öpeyim’’ demesi ‘’cinsel taciz’’ suçunu, failin mağduru öpmesi ise ‘’cinsel saldırı’’ suçunu oluşturuyor.

Konumuz taciz olduğuna göre ‘’cinsel açıdan başka bireyleri rahatsız edecek şekildeki tüm söz ve davranışlar’’ cinsel taciz kabul edilmelidir. Dolayısıyla kadınların sosyal ortamda erkekleri rahatsız eden tüm söz ve davranışları da cinsel tacizdir. Ve bu oldukça yaygın bir tacizdir. Ne var ki bu tacizler pasif tacizler olduğu ve çoğunlukla da cinsel saldırıya dönüşmediği için genelde algılanamıyor. Daha doğrusu algılanıyor da kimse bunların da  bir taciz olduğunu ifade edemiyor. Çünkü damgalanmaktan korkuluyor. İşin içine feminizm, özgürlük, giyim-kuşam, moda, kozmetik, demokrasi, yaşam stili vs gibi ambivalan/ikircikli konular giriyor. Ama ben bunların da bir taciz olduğunu –bir ürolog akademisyen olarak- söylemek durumundayım(tepkilere de hazırlıklıyım).

Evet, cinsel saldırganlıkta erkekler, cinsel tacizde ise kadınlar öndedir. Fiili durum budur. Nasıl mı? Bunu -konumuz cinsel taciz/cinsellik olduğuna göre- cinsel uyaranlar ve etki mekanizmaları üzerinden izah etmemiz gerekiyor. 

Cinsel uyaranlar erkeklerde ve kadınlarda farklılık gösterir. Kadınlar daha çok romantik ve duygusal hazırlıklar sonrasında taktil/dokunsal uyaranlarla uyarılırken erkeklerin böyle bir romantik/duygusal hazırlıklara ihtiyaçları olmaz. Cinsel sağlığı –bazal libidinal enerjisi- yerinde olan erkekler odyoviziuel (görsel-işitsel), aerosel(kokular) ve taktil(dokunsal) erotik uyaranlarla uyarılırlar. Bunun için -kadınlarda olduğu gibi- romantik ve duygusal bir ön hazırlık safhasına ihtiyaç duymazlar. İşte kadınların (veya toplumun) görmediği durum budur. Kadınlar muhtemelen erkekleri de kendileri gibi görüyor ve ‘’biz uyarılmıyoruz da onlara ne oluyor’’ diye bakıyorlar olaya. Ama bu bakış açısı yanlış çünkü mekanizma/fizyoloji farklı.

‘’İnsan iradeli bir varlık, erkekler dürtülerini kontrol etsinler’’ denebilir. Doğru, etsinler, etmeliler. Ama bu durum olağan sınırları aşmayı ve erkeklerin erotik uyarı bombardımanına tabi tutulmalarını gerektirmez, bunu haklı çıkarmaz. Elbette ki bu durum erkek tacizler için mazeret de olamaz. Ama eril dürtüler de bu kadar test edilemez/edilmemeli, bu kadar zorlanmamalı. Bu doğru değil. Çünkü toplum homojen değil. Kimin nasıl sapkınlaşabileceği belli olmaz. Bu böyle olmasa idi, Allah bu konudaki uyarılarını sadece erkeklere yapar, kadınlara herhangi bir uyarıda bulunmazdı. Ama durum böyle değil. Evet, Allah erkeklere ‘’bakışınızı kısın, harama bakmayın’’(24/30) diyor ama kadınlara da ‘’bedeninizi/zinetinizi örtün, teşhir etmeyin, giyiminize, kuşamınıza, konuşmalarınıza kısaca hal ve tavırlarınıza dikkat edin, aksi halde kalbinde eğiklik bulunanlar yanlış mesaj alabilirler’’(33/32,33,59) diyor. Ne yani şimdi biz kendimizi Allah’tan daha mı iyi biliyoruz? Haddimizi aşmayalım!

Bu durumda ‘’ne olursa olsun erkekler bakışını kontrol etmeli/edebilmeli’’ denemez. Bu realiteye aykırı, evet, bunu amaçlayan ve başaran erkekler de var, bu mümkün, tıpkı Yusuf Nebi gibi. Ama tüm erkekler Yusuf değil ki. Bu toplumda dürtülerini kontrol edemeyen, hatta böyle bir amacı olmayan –kalbi yamuk- erkekler de var. Hatta sapıklar da var. Hatta henüz dürtü kontrolünü öğrenemeyen ergenler de var. Dolayısıyla tüm bunlar yokmuş gibi davranmak her şeyden önce düşüncesizliktir, bencilliktir, ayıptır. Kültürümüzde herkesin ulaşamadığı lezzetteki yemekleri -gösteriş yaparak, ortalıkta- teşhir etmek ayıp kabul edilir. Neden? Çünkü yemek biyolojik bir dürtüdür ve aç olan insanda bu dürtüyü aktive eder de ondan. Peki cinsel dürtüleri aktive eden erotik teşhirlerin bundan ne farkı var?

Ayrıca erkek hangi odağa karşı bakışını kıssın? Odak istisnai değil ki, yüzlerce-binlerce odak var. Ama hadi diyelim ki bunu başardı, peki kulaklarını nasıl kısacak? Ya aerosel-afrodizyak uyaranlara karşı ne yapacak? Nefes almaktan mı vazgeçecek?

Soruyorum size: Makyajı ile kendisine ovulasyon/östrüs dönemi görünümü verilen(*), afrodizyak kokularla kokulanan/yayan, jinekoid vücut hatları çizgi ile çizilmiş gibi ortaya çıkarılan, erotik bölgeleri teşhir edilen…  bir kadın -libidinal enerjisi yerinde olan- erkekleri taciz etmiş olmuyor mu?  Böyle kadınları otobüste, tramvayda, asansörde… kısaca sosyal hayatta artık sıklıkla görmüyor muyuz?(özellikle yaz aylarında ve belli bölgelerde) Bunlar cinsel taciz değil mi?

‘’Ama bu benim özgürlüğüm, benim giyim tarzım bu, kimse bana karışamaz’’ mı diyorsun? İşin bu kısmına (giyim kuşam…) girmiyorum. Ancak kamusal alanda erotik bölgelerini teşhir ederek, afrodizyak kokularını yayarak, hal ve tavırlarınla başkasını rahatsız ediyorsan, bu durum senin özgürlük alanını aşmış demektir. Neden ‘’sigara içmek benim özgürlük alanıma girer’’ diyemiyorsun da bunu söyleyebiliyorsun? Çünkü kimse buna itiraz edemiyor da ondan, özgürlük, yaşam tarzı, bağnazlık vs gibi söylemler üzerinden kıyamet koparılır da ondan. Biz hiç olmazsa -gelecek tepkileri sineye çekerek- bunların da bir taciz olduğunu  kayıtlara geçirmiş olalım.

Günümüzde kadının kamusal alandaki giyim tarzı estetik alandan erotik alana kaymış durumdadır. Yukarıda tarif ettiğim (daha doğrusu tam tarif edemediğim, sansür uyguladığım) beden teşhirleri erotik teşhirler değilse, erotizm ile pornografinin sınırı neresi? 

*Kozmetik sektörü cinselliği nasıl pazara dönüştüreceğini çok iyi bildiği için modayı da ürünlerini de buna göre geliştiriyor. Ve tabi bunu daha çok kadınlar üzerinden yapıyor, hem de kadınların fark edemediği bir şekilde, ustaca. Temel taktiği kadını toplumda olabildiğince seksi ve davetkar göstermek. Bunu kadının makyajla/koku ile cinsellik açısından daha alıcı olduğu ovulasyon dönemini simüle ederek ve erotik bölgelerini teşhir ettirerek yapıyor.  Böylece kadınlar farkında olmadan toplumdaki erkeklere erotik mesajlar iletmiş oluyorlar (kadının böyle bir amacı olmayabilir, ama erkek bedeni zorunlu olarak mesajı böyle algılar, çünkü biyolojisi böyle kodlanmıştır).  Bir kadının ovulasyon döneminde yaşadığı ve sadece yakınındaki erkek(kocası) tarafından algılanabilecek  fizyolojik değişimleri; makyaj, koku ve teşhirci dekolte kıyafetlerle abartılı bir hale getirilerek (egzajere edilerek) toplumdaki tüm bireylerin algılayabileceği bir forma sokulmuş oluyor. Yapılan özetle budur. Böylece giyimi, tarzı ve duruşu ile kamusal alanda estetik pozisyonda konuşlanması gereken kadın, egzajere edilmiş bu haliyle erotik bir teşhir objesine dönüştürülüyor. Yani metalaştırılıyor. Böylece belki de hiç farkında olmadan bir çok erkeğin libidinal enerjisini aktive ediyorlar. Bu enerjilerin nerede ve nasıl boşaltılacağını ve kimin başına bela olacağını biliyor muyuz? Artan taciz, tecavüz ve sapkınlıkları biraz da bu gözle değerlendirelim. Bu elbette ki hiçbir taciz için mazeret olamaz ama vakıayı da görelim. Ķi çözüm üretebilelim.

Peki çözüm ne? İran gibi kıyafet ve örtü mecburiyeti mi? Hayır, değil. Çözüm bu değil. Bunu biliyorum ama çözümün ne olduğunu  bilmiyorum. Bunu birlikte -konsensusla- bulmalıyız.

NOT: Dün akşam sosyal medyada gördüğüm ifşa furyası bumerang gibi geri dönebilir. Eğer  bazı isimler haksız yere mağdur edilirse bu iş yine kadınları vurur. Elbette ki tüm tacizler ifşa ve dava edilmeli ve cezasını da bulmalı. Tereddütsüz. Ama cinsel taciz ifşaları haklı haksız önüne gelen herkesi boğan bir tsunamiye dönüşmemeli. Mahkemeye taşınmalı. Nitekim hakkında yapılan ifşaatlar nedeniyle dün akşam bir yayıncı ‘’Ben, şu saatten sonra eşimin, evlatlarımın dostlarımın yüzüne bakamam’’ diyerek intihar etmiş(ve ölmüş). Bu, hakkında yapılan isnadları kabul etmesi anlamına mı geliyordu yoksa ‘’artık ne yapsam boş, ben bunlarla uğraşamam, kendimi aklayamam’’ mı demek istedi, bilemiyorum. Ama özellikle eşini ve çocuklarını düşünemiyorum. Bu, onlar için her haliyle çok büyük bir travma. Allah yardımcıları olsun. Ama tabi ki taciz mağduru için de, bu da hiç unutulmamalı.

Dolayısıyla, evet, cinsel tacizin ve saldırganlığın hiçbir şekli kabul edilemez ve  hiçbir mazereti olamaz. Asla. Ama iftiranın da hiçbir şekli kabul edilemez. Bu iddiaların hangisi doğru hangisi yalan, bilemiyoruz. Ben bu nedenle ancak hakkında yapılan isnadı kabul eden bir yazarla ilgili yazdım. Zira ya yapılan bu ifşaatlar/isnadlar yalan ve iftira ise? Bu cinsel tacizden daha mı düşük bir rezillik? O halde öncelikli adres sosyal medya değil mahkemeler olmalı ki hem fail suçlu ise cezasını bulsun hem de adalet yerini. Tacize de iftiraya da hayır! Ama erotik teşhire de!

Taciz için mazeret/gerekçe uydurmaya da!

Çözüm için samimi isek hadi buradan başlayalım işe, erkek-kadın kutuplaşmayalım, yardımlaşalım. İşimizi zorlaştırmayalım, kolaylaştıralım…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir