Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Eylül 22, 2021

Asgarî Ücret

Olması gerektiği gibi tartışamadığımız konulardan biri de asgari ücret meselesidir. Açıkçası her yılsonu yapılan bu tartışmalardan sıkıldım. Öncellikle belirteyim ki ben şu anda bir işveren değilim. Ve –kendi adıma- iyi ki de değilim. Çünkü işveren olarak çok dayak yedim!
Hem de yirmi yıl. Yani masa başından ahkâm kesmiyorum.

Gördüğüm şu; asgari ücret konusunda yapılan hiçbir düzenleme hiç kimseyi memnun etmiyor/etmeyecek. Ne işçiler ne işverenler ne muhalefet ne iktidar. Çünkü düğme baştan yanlış iliklenmiş. Yerin 3 bin metre derinliğinde ve ölüm tehlikesi altında kömür çıkaran bir işçi ile kaloriferli-klimalı ortamda çayını-kahvesini yudumlarken telefona bakan bir ofis elemanını aynı mevzuatlarla değerlendiriyoruz. Ona da işçi diyoruz, ona da…

Ve şunları bir türlü anlatamıyoruz;

1-Asgarî ücret devlet tarafından verilen bir ücret değildir. Bu ücreti işverenler yani esnaf, küçük-orta boylu işletmeler(KOBİ’ler) ve şirketler yani sen ben veriyoruz. Bunların çoğu zaten ayakta durmakta zorlanan esnaftır. Holdinglerin asgari ücretle çalışan personelleri çok azdır. Olsa da onları batırmayabilir bu ücretler ama bıçak sırtındaki binlerce esnafı, binlerce KOBİ’yi batırabilir, batırıyor. Peki kim kazanıyor bu durumda? İşçi mi? İşveren mi? Devlet mi? Millet mi?

2-Piyasayı, reel şartları, işsizliği dikkate almadan yapılan her zam binlerce işletmenin kapanmasına ve on binlerce işçinin işsiz kalmasına neden olur/oluyor. Batan işletmeler zaten kapanıyor. Ama batmayan işletmeler de her zamdan sonra 5 işçisi varsa 3’e, 3 işçisi varsa ikiye, bire düşürmenin planlarını yapıyor. Yeni işçi almayı planlayanlar da bundan vazgeçiyor. Tabi yeni işyeri açma hesapları yapanlar da…

Bu arada kamu işvereni olan belediyelerde zaten yıllardır asgari ücretle çalışan işçi yok gibi. ‘’Bizde asgari ücret şu kadar’’ diyerek hava atmak ne anlama geliyor? Öyleyse sizi kendi işyerinizdeki pistlerde görelim!

01 Ocak 2021’den itibaren asgari ücretli bir personelin işverene maliyeti 4 bin liraya yaklaştı. Yani 3 işçisi bulunan minik bir atölyenin sadece personel gideri 11-12 bin lira oldu. İşi olsun veya olmasın, müşterisi gelsin veya gelmesin, salgın var veya yok, yağmur, kar veya güneş…
Şartlar ne olursa olsun bu ücretler ödenecek. İşçiye ücreti, SGK’ya primi, maliyeye vergisi, stopajı vs… hepsi ödenecek, hepsi. Allah kolalık versin.

Bu ülkede herkes tüm işverenleri yedek finansmanları bulunan, şartlar ne olursa olsun yedeğindeki akçelerle işini yürüten banka sahibi holding patronları gibi düşünüyor. Evet, böyle olanlar var. Fırtına da esse kasırga da gelse gemisini yürütüyor onlar çünkü gemileri büyük. Ama on binlerce esnafın, işverenin gemisi yok ki, kimisinin küçük bir takası var, kimisinin şilebi… Ve pamuk ipliğine bağlı onlar. Rüzgarın şiddeti biraz artınca alabora oluyorlar. Kaptanı da tayfası da boğuluyor.

‘’Ama işçi nasıl geçinsin, bu rakamlar yetmez ki…’’ İyi o zaman, 10 bin lira olsun asgari ücret. Niye bunu talep etmiyoruz ki? Hatta 12 bin lira olsun, ne yani bir işçi bir maaşı ile bir iPhone da mı alamasın? Alsın tabi (bu arada ben iPhon’un dörtte bir fiyatına aldığım telefonu kullanırken (o kadar parayı bir telefona vermeye kıyamazken) elinde iPhone’la dolaşmayan asgari ücretli göremiyorum etrafımda, nasıl oluyorsa).

Madem bu ücretler yetmiyor ve biz bunun bedelini işverene yüklüyoruz bari o zaman elimiz değmişken (ve hazır çözümü de bulmuşken) asgari ücret bile alamayan -0 TL ücret alan- milyonlarca işsiz için de bir çözüm bulalım, olmaz mı?

Mesela alın size benden bir öneri; asgari ücret net 5 bin TL olsun. Ama yetmez. İşveren çalıştırdığı her işçi başına bir işsize de net 2500 TL işsizlik maaşı versin. Yok öyle yağma, değil mi? Sen hem bu ülkenin bir vatandaşını istihdam edeceksin, onlarca seçeneği var iken o seni tercih edecek ve devlet de buna izin verecek, ama sen işsizler için kılını kıpırdatmayacaksın, öyle mi? Yağma yok! Her işçi için net 5000 TL, her işçi başına bir işsize 2500 TL, tabi SGK ve primleri ile birlikte toplam 10.000 TL ödemene izin verilecek! Ne olacak yani, bir iPhone parası bile değil!

Madem bu iş –masa başından- bu kadar kolay bari elimizi korkak alıştırmayalım, değil mi?

İşimiz zor, çok zor…
Allah işverenlere de işçilere de kolaylık versin.

Gerçekleşme ihtimali yüksek olanla gerçekleşmesi mümkün olanı ayırt edemediğimiz gibi arzuladığımız ideal ile karşılaştığımız reeli de ayırt edemiyoruz.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir