Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Salı, Aralık 1, 2020

Ortadoğu Uzmanı Gazeteci Robert Fisk’in Ardından: Türk Habercilerin Ondan Öğreneceği Çok Şey Var

İngiliz gazeteci Robert Fisk, arkasında birçok başarılı gazetecilik çalışması bırakarak hayata veda etti. Habere ulaşmak, gerçekleri ortaya çıkarmak, resmi açıklamaları sorgulamak için yılmadan çalışmış olan Fisk, kendisine Pakistan-Afganistan sınırında yapılan saldırıyı “iç savaşlarına güldüğümüz insanların tepkisi” olarak nitelemiş dürüst bir gazeteci idi.

Ortadoğu yüzyıllardır çıkar çatışmalarının, savaşların, kavgaların ve güç gösterilerinin sahnesi oldu. ‘Üç semavi din’ açısından da kutsal kabul edilen Kudüs’e hâkim olma mücadelesiydi bütün olan bitenin altında yatan ana faktör…

Dolayısıyla Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bir ağırlığı var Ortadoğu’nun ve Kudüs’ün… Türkiye, Osmanlı’dan tevarüs eden sorumluluklarını on yıllarca görmezden geldiği için sırtını bu coğrafyaya dönmeyi, Ortadoğu’yu, İslam dünyasını yok saymayı bir politika olarak belirledi ve buna göre amel etti; yani o bölgeyle ilgili olarak hiçbir şey yapmadı!

Türk basını da öyle davrandı!

Avrupa’nın birçok ülkesini, ABD’yi, Japonya’yı muhabirleriyle yerinde takip eden büyük gazetelerimiz Ortadoğu ve İslam dünyasına ilgisiz kalmakta bir beis görmedi. Sayfalarında bu bölge ile ilgili haberleri vermek zorunda kaldığında ise ikincil kaynaklardan aktarmakla iktifa etti. ABD ve Avrupa menşeli ajansların muhabirlerinin Kudüs, Beyrut, Kahire gibi merkezlerden ilettiği haberler New York, Londra, Paris gibi başkentlerde işlendi, belki elemelere, eklemelere, yorumlamalara tabi tutulduktan sonra aralarında Türk ajans ve gazetelerinin de bulunduğu dünyanın dört bir yanındaki basın kuruluşlarına servis edildi. Enformasyon/haber/bilgi değişime dönüşüme uğramış oldu.

Yani Türkiye de diğer birçok ülke gibi yanı başındaki İsrail/Filistin, Suriye, Irak, Körfez bölgesi, Mısır, Libya, Cezayir’de olan biteni New York ve Londra’daki editörlerin denetiminde geçmiş metinlerden öğrenmek zorunda bırakıldı.

Tokyo’dan Stockholm’a kadar dünyanın dört bir yanına haber ağı kurma becerisini göstermiş olan Türk basını hemen burnunun dibindeki kriz noktalarına, savaş cephelerine, insanlık dramlarına ilgi göstermedi.

Bu uzun girişin sebebi bugünlerde vefat etmiş olan gazeteci Robert Fisk’in yaptığı işin ne kadar önemli olduğuna işaret etmekti. 1986’da, bodoslama daldığı İngiliz medyasının geleneklerini alt üst etmiş olan, bu sebeple de birçok namuslu gazetecinin tepkisini çekmiş olan Rupert Murdoch’a tepki olarak ortaya çıkmış olan The Independent gazetesine 30 yılı aşkındır (1989-2020) muhabirlik yapan Fisk, Ortadoğu üzerine çalışan en başarılı ve en ünlü gazeteciydi.

Fisk, hükümetlerin resmi açıklamalarını sorgulamak, gizlenen saklanan skandalları, insan hakkı ihlallerini gün yüzüne çıkarmak, bunun için her türlü zorluğa göğüs germekten zevk aldı; bunu gazeteciliğin sorumluluğu olarak gördü.

The Independent’a 1989’da katılan Fisk, gazetenin en tanınmış yazarı ve en çok aranan köşesinin sahibi haline geldi. Fisk, 30 Ekimde Dublin’de vefat eden kadar The Independent’ta yazmayı sürdürdü.

Yazınlarının çoğu tartışmalara neden olan Fisk bu durumdan zevk aldı. 2003’te ABD ve İngiltere Irak istilasına hazırlanırken dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın savaşı kaçınılmaz gösterme çabası bağlamında Birleşmiş Milletler’in (BM) New York’taki merkezinde yaptığı sunumu yerinde izleyen Fisk, şunları yazmıştı:

“General Powell’ın Güvenlik Konseyi’ne gelip delegeleri yanaklarından öperek o koca kollarını bu kişilerin etraflarına dolamasıyla birlikte tiyatronun ölümü hatırlatan açılışı da neredeyse yapılmıştı. Jack Straw (dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı) Powell’ın büyük Amerikan kucaklamasına büsbütün kapılmıştı.”

Fisk’e ününü getiren Ortadoğu ile ilgili çalışmaları oldu; İsrail Yazıları, Mısır Yazıları, Cezayir Yazıları 1992-2013, Suriye: Cehenneme Düşüş, Büyük Medeniyet Savaşı: Ortadoğu’nun Fethi adlı Türkçeye çevrilmiş kitapları bu bağlamda sayılabilir. Ancak Fisk daha öncesinde Kuzey İrlanda ve Portekiz’de de gazetecilik yaptı ve buralardan hem haberler geçti hem de izlediği sorunlara ilişkin kitaplar yazdı.

Fisk’i diğerlerinden ayıran ve onu özellikle Türkiye ve Türk basının için değerli kılan onlarca yıl Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşayarak, yani olayları yerinde izleyerek haber yapmasıydı. Üstelik bunu Lübnan iç savaşla parçalanır ve birçok gazeteci kaçırılırken ülkede yaşamaya ve çalışmaya devam ederek yaptı (Burada izlediği olayları Pity the Nation: Lebanon at War (Zavallı Ulus: Savaştaki Lübnan) adlı kitabında anlattı).

11 Eylül saldırıları ve akabinde ABD ile İngiltere’nin Irak’ı istila ettikten sonra Pakistan-Afganistan sınırına gitti; burada Batılı güçlerin kendi ülkelerinden vatandaşları öldürmesine öfkelenen bir grup Afgan mültecinin saldırısına uğradı, yaralandı. Bu olayı hırpalanmış yüzünün bir fotoğrafıyla birlikte The Independent’in ilk sayfasında yayımlanan bir habere dönüştürdü. O haberinde şu ifadelere yer verdi: “Fark ettim ki asla yapmamaları gerektiği halde bana saldıran tüm Afgan erkeklerin ve çocukların bu acımasızlığı tamamen başkalarının, yani bizim; Rusya’ya karşı mücadelelerinde onları silahlandıran, acılarını göz ardı eden, iç savaşlarına gülen, sonra onlara birkaç kilometre ötedeki “Medeniyet Savaşı” için yeniden silah ve para verip ardından evlerini bombalayan, ailelerini parçalayıp bunu ‘yan hasar’ olarak adlandıran bizlerin ürünüydü.”

Fisk, Usame bin Ladin’le de iki kez röportaj gerçekleştirdi.

Fisk’in vefatıyla birlikte gazetecilik dünyası ve Ortadoğu’ya dair bilgiye dayalı yorum haberciliği en iyi yorumcularından birini yitirdi.

74 yaşına kadar yazmaya devam eden, yazılarını sahadan, olay yerinden yapmaya azami dikkat gösteren Robert Fisk’in hayatında Irak’a, Suriye’ye, Azerbaycan’a gittiğinde bunu büyük bir reklamla yayan/paylaşan Türk basınının ihmalkâr, ‘korkak’, üşengeç temsilcileri için dikkatle takip edilmesi ve hayata geçirilmesi gereken çok sayıda örnek bulunuyor.

(Yazının hazırlanmasında indyturk.com’da yayınlanan “The Independent’ın ünlü Ortadoğu muhabiri Robert Fisk’in ardından: Bin Ladin’le röportajdan, Lübnan iç savaşına tecrübelerle dolu bir hayat” başlıklı yazıdan yararlanılmıştır.)

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir