Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Ocak 27, 2021

Ehl-i Kitap Kimdir?

Ehl-i Kitabı tanımlamak gerekir. İslâmî ilimlerde derinleşemeyen fakat metodoloji de öğrenmeyen bazı kimseler, Ehl-i Kitap kavramını düz bir mantıkla dilimize çevirmektedirler. Buna göre, kitap sahibi kimseler Ehl-i Kitap olmaktadırlar ki bu gruba Yahudi, Hristiyan ve Müslümanlar girmektedir. Bu yaklaşımda hak olan ile batıl olan aynı kefeye konularak dinler ve müntesipleri eşitlenmektedir. Müslümanla kâfir aynileştirilmek istenmektedir. Buradan bakılınca böyle bir yaklaşım misyonerlik kokmaktadır. Müslümanların çocuklarına Yahudilik ve Hristiyanlık da hak din formunda verilerek onlar gavurlaştırılmak istenmektedir. Bu durum bir Müslüman için vatana ve millete ihanet suçudur. Hâlbuki kavrama Kur’an bütünlüğünde bakmak gerekirse görülecek ki Ehl-i Kitaptan kasıt Yahudiler ve Hristiyanlardır. Bu kullanılış biçimi tüm Kur’an’da böyledir ve tek istisnası bile yoktur. Müslümanları Ehl-i Kitap diye zikreden tek bir ayet veya hadis söz konusu değildir. İddia eden varsa dellilendirmelidir. Meseleyi hakkıyla göremeyenler, vahye parçacıl veya başkasının yönlendirmesiyle bakanlar ile dilden ve metodolojiden nasibi olmayan kişilerdir. Müslümanları Ehl-i Kitap kategorisinde değerlendirmek isteyenler acaba şu ayeti hiç düşündüler mi? “قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُولُواْ اشْهَدُواْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ”“Ey Muhammed de ki:“Ey Kitap Ehli! Gelin, (bütün Peygamberlerin ve ilahi kitapların ortak çağrısı olan temel prensipleri kendimize rehber edinerek) sizinle bizim aramızdaki şu ortak ilkelerde buluşalım: Allah’tan başka hiç kimseye tapmayalım, (kulluk ve ibâdetimizi yalnızca O’na yapalım, bütün hayat prensiplerimizi O’nun kitabına göre oluşturalım. Ne kadar Allah’a yakın ve saygıdeğer olursa olsun, hiçbir Peygamberi, din adamını, kısacası hiç kimseyi ve) hiçbir şeyi tanrı mertebesine yüceltip ilâhlaştırarak Allah’a ortak koşmayalım. Allah’ın yanı sıra, içimizden birilerini (her emrine kayıtsız şartsız itaat edilen efendiler ve) Rabler edinmeyelim! Eğer bu çağrıya da olumsuz cevap vererek yüz çevirirlerse, deyin ki: “Siz şâhit olun; bizler Allah’ın irâdesine gönülden boyun eğen Müslümanlarız!”[1] Ayette çağırılan ortak kelimeden kasıt; lâilâheillallah, kelime-i tevhididir[2] Çağrı Necran Hristiyanlarına ve Medine Yahudilerine yapılmıştır. Ortak kelime de zaten ayette izah edilmiştir: Yalnız Allah’a ibadet etmek, şirk koşmamak ve insanları ilahlaştırmamaktır.[3] Kitap Ehlinden kastın içine Müslümanları koyduğunuz zaman ayete çelişkiler yüklersiniz ki vahiy böyle bir çelişkiden masum ve münezzehtir. Ayrıca Müslümanları şirkle suçlamaktır. Musannefleri, ve Kütüb-ü Sitte’nin tamamını taradığımızda gördük ki Ehl-i Kitap ile Yahudi ve Hristiyanlar kast edilmiştir. Buna zevaid kitaplarını da ekleyebiliriz. Burada biz hadis kaynaklarıyla vahyin kendisine indiği Peygamber Efendimizin yorumunu ifade ediyoruz. Bu bilgiler Peygamber tefsiri karşısında ukalalık yapmayanlar için çok önemlidir. Sadece Fahreddin Razi(rh.a.), Müslüman olduğunu iddia edip de Kur’an-ı Kerim’in bir kısmını kabul edip bir kısmını kabul etmeyenler için Müslümanların Ehl-i Kitabı olduklarını söylemiştir ki mürted anlamındadır. Razi’yi destekler mahiyette şöyle bir rivayet vardır: “Ümmetimden kitap ehli ve süt ehli helâk olacaklardır. Hadisin Ravisi Ukbe b. Âmir, “Kitap ehli kimlerdir, Ey Allah’ın Elçisi” dediğinde Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabını öğrenip sonra da onunla, İman edenlere karşı mücadele eden bir gruptur.” Cevabını vermiştir.”[4] Dini ilimleri öğrenip İslâm aleyhine kullananlara “Ehli Kitap” denilmesi üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir açıklamadır. Peygamber Efendimiz, “Ehl-i Kitaba bir şey sormayınız…”[5] buyururken herhalde Müslümanları kast etmemiştir. Erken dönem müfessirlerden ve müçtehitlerden Hasan el-Basri de Ehl-i Kitabı Yahudiler ve Hristiyanlar şeklinde açıklamıştır.[6] İmam Şafi de(v.h.204), Ehl-i Kitabı sıfatları üzerinden tanımlamıştır. Bu yaklaşıma göre onların sıfatları; Allah’ın ahkâmını değiştirmek, O’nu inkâr etmek, kendilerine inen vahyi zayi edip vahye yalan karıştırmaktır.[7] Vahyi tebdil ve tahrif ettikleri için Yüce Allah onlara ittiba etmeyi ve velayet makamına getirmeyi şu ayette yasaklamıştır: “يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوَاْ إِن تُطِيعُواْ فَرِيقًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ كَافِرِينَ” “Ey İman edenler! Kendilerine kitap verilen (Yahudi ve Hristiyan)ların bir grubuna eğer uyarsanız, bunlar sizi iman ettikten sonra (İslâm’dan) döndürüp kâfir yaparlar.”[8] Ehl-i Kitabın kim olduğunu Kur’an bütünlüğünde ve hadisler çerçevesinde ele almadan önce özet bir giriş vermiş olduk. Şu ususun bilinmesi gerekir ki Kavramın Kur’an’da ve hadislerde kullanılış biçimlerinden doğan anlamına göre Müslüman âlimler yerine göre Ehl-i Kitabı terimleştirmişlerdir. Fıkıh ilminde zimmi hukuku işlenirken bu anlamları görmek mümkündür. Tüm bunlardan yola çıkarak anlam verirsek Ehl-i Kitap; Yahudiler ve Hristiyanlar; Yahudiler ve Hristiyanları müşriklerden ayırt etmek için elde bulunan Tevrat, Zebur ve İncil’e inanan kimselerdir. Her ne kadar Yahudi ve Hristiyanlar kendilerine Allah tarafından gönderilmiş olan kitapların asıllarını bozmuş olsalar da; Allah, peygamber, ahiret gibi inançları taşımaları nedeniyle Ehl-i Kitap denmiştir. Kur’an-ı Kerim, Ehl-i Kitaptan inançlarındaki yanlışlıkları terk etmelerini ve İslâm dinine girmelerini ısrarla ister. Burada şu hususu bir defa daha yinelemekte yarar görüyoruz; Kur’an-ı Kerim’de Yahudileri ve Hristiyanları/Ehl-i Kitabı öven tek ayet yoktur. Hâlbuki Müslümanları öven yüzlerce ayet vardır.

[1] Âl-i İmran 3/64

[2] İbni Vehb, el-Vâdıh, c. I, s. 110.

[3] Zemahşerî, Keşşaf, c. I, s. 363.

[4]Hâkim, Müstedrek, c. II, s. 406.

[5] Bak: Abdürrezzak, Musannef, c. VI, s. 110, 112, 126, c. X, s. 312, 314, c. XI, s. 110, 160; Ahmed, Müsned, c. III, s. 338; Beyhaki, Sünen, c. II, s. 17; Hâkim, Müstedrek, c. II, s. 289; Heysemi, Zevaid, c. I, s. 192;

[6] Hasan el-Basri, Tefsir, c. I, s. 128.

[7] Şafii, Muhammed b. İdris, er-Risale, s.8.

[8] Âl-i İmran 3/100

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir