Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Kasım 27, 2020

Allah Uyarmadan Cezalandırır Mı? Uyarılmamış Toplum Var Mı? Peki 14 Asırdır Elçi Gelmedi; Bu İnsanları Kim Uyarmaktadır?

Kur’an’da onlarca ayette “munzir ve nezir” kelimeleri kullanılmaktadır. Bu kelimeler, ilerideki bir tehlikeyi haber verip, insanları o tehlikeye karşı uyarmak, ikaz etmek, sakındırmak ve korku verip uyanık kılmak için kullanılmaktadır.

İnsanlar fıtratları gereği ve psiko-sosyal yapılarının bir yansıması olarak sürekli uyarılmaya muhtaçtır. Dolayısıyla insanları en iyi tanıyan ve Munzir olan Allah, her türlü tehlikelere karşı resuller ve kitaplar göndererek insanları uyarmıştır.


Kur’an’a baktığımızda, tarih boyunca bütün insanların uyarıldığını bazı ayetlerde rahatlıkla görürüz. Mesela onlardan ikisi şöyle buyurmaktadır:
“Biz hiçbir toplumu kendilerine Allah’ın azabını hatırlatan uyarıcılar gelmeden helak etmedik; çünkü biz zalim değiliz.” (Şuara 208)
“Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı olmasın.” (Fatır 24)
Kur’an tüm ümmetlere (topluluklara) uyarıcı gönderdiğini açık seçik beyan ettiği halde, bazı meallerde yasin suresinin 6. ayetindeki “ma” edatı “nafiye/olumsuz ma” kabul edilerek “babaları uyarılmamış olan bir toplumu uyarman için” denilerek, kimi toplumların uyarılmadığı sonucu çıkarılmaktadır.


Oysa buradaki “ma” edatının, “nafiye/olumsuz ma” değil de mastar veya ism-i mevsul kabul edilmesi ve Şuara 208, İsra 15, Fatır 24 ayetlerinin ışığında okunması halinde daha sağlıklı bir neticeye ulaşılacağı muhakkaktır.
Bu durumda ayetin meali şöyle olur:
“Ey Muhammed! Atalarına daha önce bir uyarıcı gelmiş olduğu halde, hala gaflet içinde olan kavmi uyarman için gönderildin” (Yasin 6)
Yine, Yasin suresi 6. ayetin yanı sıra Sebe suresi 44. Ayet de bu konuda delil olarak kullanılmaktadır. Ayet şöyle buyurmaktadır:
“Oysa biz kendilerine ne okuyup öğrenecekleri bir kitap indirmiştik; ne de kendilerine senden önce bir uyarıcı göndermiştik.”
Evet, bazı kimseler, bu ayeti de delil göstererek Mekke halkına bir uyarıcının gönderilmediği kanaatine varmışlardır.


Halbuki bu ayette verilmek istenen mesaj, -bir önceki ayetle birlikte okunursa görülecek ki- Resulullah’a ve indirilen Kur’an’a karşı çıkarak bunun sihir olduğunu dile getirmek isteyenlere bir cevap ve uyarıdır.


Yani ayette denilmek isteniyor ki ey Müşrikler! Siz bu kitaptaki ayetlerin Allah’tan gelmediğini ve sihir olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? Bunu size öğreten yanınızda bir kitabınız ve bir uyarıcınız mı var? Bu söyledikleriniz hiçbir kitapta yoktur ve hiçbir elçi de söylediğinizi söylememiştir. Siz yalan söylüyorsunuz. Kaldı ki Hz. İbrahim ve İsmail Mekke’nin kurucularındandır.
Adalet merkezli ve mantıksal olarak konuyu ele aldığımızda –ki dünyadaki sistemler de böyledir- insanlar suçlara karşı bilgilendirilmeden ve uyarılmadan cezalandırılamaz. Bu ilkeden yola çıkarak diyebiliriz ki eğer Allah’ın elçisi Arabistan’da “ataları uyarılmamış” topluma gönderilmiş ise, o zaman geçmişte yapılan zulümler, mesela kız çocuklarını diri diri gömmeler ve şirk koşmaları gibi suçların cezasız kalması gerekir.


Yine mantıksal olarak düşündüğümüzde, tarihi süreç içerisinde uyarılmamış insanlar cezaya çarptırıldıklarında “Allah’ım! Sen bize sorumluluklarımızı ve suç olanları bildirmedin, bizi suçlara karşı uyarmadın” demezler mi? Böyle bir hakları olmayacak mı?


Peki, “mademki Allah bilgilendirmeden ve uyarmadan insanları cezalandırmaz; o halde 14 asırdır bir elçi gelmedi; bu insanları kim uyarmaktadır?


Ayrıca Resuller hiyerarşisinde zaman zaman fetret dönemleri yaşanmıştır. Yüz yıllarca Resul gönderilmemiştir. Böyle fetret dönemlerinde uyarıcılar var mıydı, varsa kimlerdi?
Bu suallere doğru cevap verebilmek için önce şu iki temel ilkeyi hatırlatmak gerekir:


1.Allah mutlak adalet sahibidir ve hiç kimseye haksızlık yapmaz. (Şuara 208)
2.Allah, hiç kimseye kapasitesinin üzerinde bir sorumluluk yükletmez. (Bakara 286)

Bu ilkeler ışığında inanıyoruz ki Resulullah as sonrası kıyamete kadar insanları bilgilendiren ve uyaran kaynak/elçi vardır; o da Kur’an’dır. Her insanın bu Kur’an elçisine kulak verip uyması gerekir; ancak her bir insan kapasitesi ve gücü kadar sorumludur; onu da en iyi Rabbi bilir.
Muhammed as öncesi asırlara baktığımızda, fetret dönemleri yaşanmış, uzun süre elçiler ve kitaplar gönderilmemiş, ilahi kitaplar yazılıp her insana ulaştırılamamış, din sözlü/rivayet yoluyla nesilden nesile aktarılmış; ancak çoğu tahrif edilmiş vs. Peki bu şartlar içinde yaşayanlar uyarılmış kabul edilecek mi?


Evet, bütün bu soruların cevabı yukarıdaki iki temel ilkede saklıdır. Allah mutlak adalet sahibidir, hiç kimseye haksızlık yapmaz ve hiç kimseye kapasitesinin üzerinde bir sorumluluk yükletmez. Rahat olalım; Allah her şeye hakimdir ve her şeyin üstesinden rahatlıkla gelmektedir.
Özetle belirtelim ki Allah bilgilendirmeden ve uyarmadan kimseyi cezalandırmaz. Bilgilendirmesini ve uyarmasını da iki yolla gerçekleştirmektedir:


1. Her insanın fıtratına (benliğine, aklına kalbine, vicdanına) yerleştirdiği ruh/enerji ile… Evet, insan bu ruh/enerji sayesinde büyük oranda hakikati bilir. Yeter ki aklını doğru kullansınlar ve vicdanını bozmasınlar ve kulak versinler…

2. Elçiler göndermek suretiyle hakikati bildirir. İnsanlar fıtratlarındakine kulak vermeyince ve onlara yabancılaşınca, Allah elçiler (din) göndererek hatırlatmalarda bulunur. Kendisine din/tebliğ ulaşmamış veya yanlış öğretilmiş kimseleri de yine en iyi Allah bilir ve ona göre muamele yapar.
“Bu Kur’an, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için bana vahyolundu… (En’âm 19)
“Biz seni bütün insanlara, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ama çoğu insan bunu anlamak istemez.” (Sebe 28)
“Kim doğru yolu izlerse kendi iyiliği için izlemiş olur. Kim de yoldan çıkarsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez. Ayrıca biz, kendilerini uyaracak bir resul göndermeden hiçbir toplumu cezalandırmayız.” (İsra 15)

Selam ve muhabbetlerimle…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir