Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Ocak 21, 2021

Allah Övgü Değil, Hamd İstemektedir

Başta şunu belirtelim ki Kur’an’ın birçok terimi Türkçeye çevrildiğinde –Türkçe kelimelerinin yetersizliğinden olacak- yanlış anlamlar verilmekte ve yanlış sonuçlara gidilmektedir.

Halbuki Kur’an’daki bir kelimenin Türkçede karşılığı yoksa o kelime Arapça aslı ile kalmalıdır. Mesela; Rahman, Rahim, Takva, hamd, şükür, salat, zekat vb. kelimeler birebir Türkçeye çevrilemez. Onun için bu gibi kelimeler meallerde orijinal haliyle verildikten sonra, dip not olarak o kelimeler hakkında açıklamalar yapılmalıdır. Aksi takdirde yanlış sonuçlara gidilmektedir.

Maalesef, pek çok mealde bu hataları görmek mümkündür. Halbuki çevirilerde kelimenin aslını verdikten sonra açıklamalarda bulunulsa, hiçbir sıkıntı olmaz; çünkü nihayetinde yapılan açıklama/yorum kişinin kendisini bağlar. İsteyen o yoruma katılır, isteyen katılmaz; ama Kur’an sözcüğüne “tam eş değer” olmadığı halde anlam verilirse, o büyük bir hata/sapma olur ki bu durumda Kur’an’ın gerçek anlamını bulmak zorlaşacaktır.

Bu tespiti yaptıktan sonra şimdi yazımızın konusu olan hamd ve övgü üzerinde durmaya çalışalım.

Övmek; bir kimseyi methetmek, takdir etmek, cilalamak, hava vermek gibi anlamlara gelir. Övmenin zıddı ise, bir kimseyi yermek, hicvetmek, kötülemek, aşağılamak demektir.

Övmek veya methetmek, insanların başarılarını kutlamak için kullanılır. Çoğu zaman da samimiyetten uzak ve yapmacıktır.
Hamd ise, Allah’ın nimet ve iyiliklerine karşı şükranda, ta’zim ve senada bulunmak demektir. Hamda layık olan sadece Allah’tır.

Her ne kadar kimi kaynaklarda hamd kelimesi “övgü” olarak çevrilmişse de bu doğru değildir. Belirttiğimiz gibi övgü kelimesi, insan için kullanılır ve hiçbir şekilde hamd kavramının eş değeri olamaz. Zaten Kur’an’da da “hamd” sadece Allah için kullanılır.

“Allah, kalplerde gizlenenleri de bilir; zira O, Allah’tır. O’ndan başka ilah yoktur. Dünyada da ahirette de HAMD O’na mahsustur. Hepimiz O’na döndürüleceğiz ve nihai karar O’nundur.” (Kasas 70)

Deniliyor ki uluhiyet ve rububiyet vasıflarına sahip olan Allah niçin “övgü” ve dolayısıyla kendisinin methedilmesini istemektedir?
Hayır! Allah övgü ve metih istememektedir; buna asla ihtiyacı da yoktur. O eksik, zayıf ve gücünü başkalarından alan bir varlık değildir. Övgü ve metih ölümlü olan insanlara mahsustur. Peki, Allah ne istemektedir?

Allah, kullarından hamd ve şükür istemektedir. Peki, hamd ve şükür nedir, nasıl yapılır?

Hamd; her şeyden önce Allah’ı gereği gibi tanımaktır. Kainatın mutlak sahibi ve her şeyin yaratıcısı olduğunu bilmek ve O’nu tüm eksik sıfatlardan tenzih etmektir.

Hamd, Allah’ın verdiği nimet ve iyilikleri fark edip O’na şükranda bulunmaktır. Yani, asıl nimet sahibinin Allah olduğunu, biz insanların ise çalışarak o nimetleri kazanmaya çalıştığımızı bilip inanmamız gerekir.

Hamd etmek, birilerinin önerdiği gibi, “elhamdülillah” lafzını 33 veya 100 defa söyleyerek sayı tamamlamak değildir. Hayat boyu Allah’ın nimet ve iyiliklerini hatırlayıp şükranda bulunmaktır.

Şükretmek de Rabbimizin ihsan ettiği nimet ve iyiliklere karşı hamd etmek, kıymetini bilmek, nankörlük etmemek ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak demektir. Yani hamd ve şükrün fiili tezahürleri olmalıdır. Sadece sözle değil, eylemlerimizle yapmalıyız.

“Biz Lokman’a hikmet verdik ve Allah’a şükret dedik; zira kim şükrederse, o kendi yararı için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, (dert değil); bilesiniz ki Allah, hiç kimseye muhtaç değildir, hamde layık olandır.” (Lokman 12

Onun için övgü ve methetme hiçbir şekilde “hamd” kelimesinin eş değeri olamaz. Hamd ve şükür Allah’ın nimetlerine (ki saymakla bitmez), övgü ve metih de insanların başarılarına karşı yapılan takdirlerdir. Bunların birbirlerine karıştırılmaması gerekir.

Allah’ı uluhiyet ve rububiyet sıfatlarıyla –hakkıyla- takdir etmek başka, insanları başarılarından dolayı takdir etmek başkadır. Esas sorun, insanların Allah’ı gereği gibi tanıyıp takdir etmemeleridir.

“Allah, iman edip düzgün iş yapanları nimetlerle dolu ve ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Orada -hakkı teslim ederek- şöyle diyecekler: “Allah’ım! Sen bütün noksan sıfatlardan uzaksın.” Orada birbirlerine “selam” diyerek iyi dileklerde bulunacaklardır. Duaları da alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun” diyerek son bulacaktır.” (Yunus 9,10)

Elhamdulillahi Rabbil alemin!

Selam ve muhabbetlerimle…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir