Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Ekim 26, 2020

Türkiye Solunun Evrimi

Haklarını yemeyeyim yetmişli yılların sanatçılarının çoğu solun gelişmesi için epey çaba harcamıştır. Sol demişken bu günkü Amerikancı solu kastetmiyorum tabi. O zamanlar başta ABD olmak üzere emperyalizme karşı olmak moda idi. Emperyalizmle birlikte gelmekte olan Amerikancı askeri darbeye ve faşizme. Kimi sol fraksiyonlar, günümüze göre daha geri olsa da kısıtlı demokrasinin kıymetini bilmiyor, ‘faşizm zaten var, nasıl gelecekmiş’ gibi saçma sapan fikirler savunuyordu. O günlerin solu, ‘solcu’ sanatçıların ve bazı akademisyenlerin önlerine yol yordam açtığı üniversite öğrencilerinden oluşuyordu. Aralarındaki tartışmaların çoğu kendilerinin de güya eleştirdiği ‘meleklerin cinsiyetini tartışmak’ türünden gerçek hayattan kopuk şeylerdi.

O günlerde Genco Erkal’ın tek kişilik bir oyununa gitmiştim. Amerika’nın nötron bombası ürettiği günlerdi. Oyunun bunu eleştiren, yeren bir teması vardı. O Genco Erkal bu gün emperyalizmin yerine Erdoğan ve İslam’ı koymuş, Biden’la beraber yel değirmenlerine kılıç sallamaktadır. Sonra 12 Eylül geldi ve faşizmin ne olduğunu herkes gördü. İnsanların bu baskıcı, deli gömleği rejimden nasıl çıkılacağına kafa yoracak değil hali, paçayı askeri diktatörlükten nasıl sıyıracağı konusunda bir fikri bile yoktu.

İkibinli yıllarda Erdoğan sahne aldı. Solun gözünde mimlenmiş biriydi. Değiştim diyordu ama inandıramıyordu. Çoğunluk ona bir Amerikan projesi gözüyle baktı. Doğru da olabilirdi ama zamanla tırtıl kelebeğe dönüştü ve kozayı yırttı. Ve muhteşem bir çıkışla kozasından sıyrıldı. Emperyalist mahfiller uyanmakta geç kalmışlardı. Peşine FETÖ’yü taktılar, neler neler yaptılar ama artık Türkiye, Erdoğan’ın öncülüğünde yükselişe geçmiş bir ülke idi. Her zorluğun her katakullinin üstesinden de geliyordu.

Tabi bizim !zavallı! sol da dönüştü. Amerika’nın paralı askerliğini yapan PKK’nın peşine ‘devrim’ ‘halk savaşı’ gibi teranelerle takıldı. Amerika neredeyse sosyalizmin merkezi, Erdoğan ve milletin büyük çoğunluğunun dini olan İslam ‘baş düşman’ olmuştu. Sosyalizmin yeni güneşinin Amerika’dan yükseleceğini sanan safdiller türedi. Halbuki tarih sosyalizmi çoktan tozlu raflarına kaldırmıştı. Emperyalizm, nasıl bir alicengizle olduysa kendini emperyalizmin karşısında sayan önemli bir kesimi, ipini çekmek üzere olduğu İslam ülkeleri üzerine heyulalar yaratıp kandırarak mazlum İslam ülke ve liderlerinin karşısına dikmeyi başarmıştı.

İşte böyle Amerikancılaştırılmış sol, ister İslam düşmanlığı, ister, Alevilik aidiyeti, ister Atatürk sevgisi, ister yaşam tarzı gibi neresinden tutulabilirse orasından tutulup ülkesini kalkındırmak ve gelişmiş devletler seviyesine çıkarmak için çabalayan bir iktidarın karşısına dikilebildi. Yani ülkesinin büyük çoğunluğunun dinine düşmanlık besleyerek; yaratılmış, İslam’a ait olmayan saçma sapan iftiralar ve hurafeleri kullanarak ülkesini esenliğe çıkaracağını sanıyor. Bunun böyle olmadığını bildikleri için de Biden’lara, AB’ye, hatta bir zamanlar karşı olduğu NATO’ya bel bağlıyor. Sırf Erdoğan’a oy vermemek için Kıbrıs’ta da Maraş olduğunu, bunun kırk yıllık kapalı ve ücra kalmışlıktan çıkarılmak üzere yeniden açılmakta olduğunu bilmeyen adamın partisine oy veriyor. Ya da ona payandalık eden PKK’nın legal siyasi koluna.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir