Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Kasım 25, 2020

Sen Seni Bilmez İsen…

‘Bir başka devlet yetkilisinin önünde eğiliyor. Ne için? Para için. Benim siyasi rakibim olmasına rağmen benim ağırıma gidiyor.’

Bu sözlerin sahibi Kemal Kılıçdaroğlu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan için söylüyor. Bu sözlerle haysiyet cellatlığı yapmaya hevesleniyor. Aklı sıra cumhurbaşkanımızı itibarsızlaştıracak. Onun kişilik zayıflığı içinde olduğunu gösterecek. Millet çoğunluğunu inandıramaz da (inandıramamaktan öte tepkisini çeker) kendi tayfasına caka satacak. Kendi tayfası içinde bile ‘yok canım bu da söylenmez, haksızlık’ diyecek pek çok kişi vardır.

Evin camdan ise başkasına taş atma diye bir söz var. Madem ki o bu taşı attı şimdi biz de onun camını çerçevesini indireceğiz hiç kaçarı yok. Neden mi; çünkü yaptığı bu hayasızlık da benim ağırıma gidiyor. Cumhurbaşkanımızın saygınlığına yönelik böyle haksız bir itham ancak iskambil kültürü taşıyan bir densize yakışır. Ve de cumhurbaşkanımızın kişiliğini aşar; devletimize, milletimize yönelik bir saldırı niteliği taşır. Sen kim oluyorsun da böyle bir sözü sarf etme cüreti buluyorsun? Şimdi bu sorunun cevabını vermeye çalışacağım.

Öncelikle bu ithamın anlık bir baş selamını alıp kullanma üçkağıtçılığı olduğunu, bu enstantanenin videosu olduğunu ve hiç de onun yorumladığı gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirteyim. Güya bir çeşit algı yaratacak. Merak ediyorum, nasıl bir aidiyet duygusu ile kendisinin ağırına gidiyor. Tayyip Erdoğan’la nasıl bir ağırına gidecek ilintisi var onun? Onun cumhurbaşkanlığını bile tanımıyor; ‘hileyle seçildi’ diyor. Çalışma yürüttüğü cumhurbaşkanlığı malikanesinin ‘kaçak saray’ olduğunu söylüyor. Yani onun açısından ağırına gidecek ne var? Milliyet desen aynı milliyeti kabul edecek biri değil, dine mensubiyet desek onun Müslümanlığına dahi inanmıyor; ‘takiyyeci’ görüyor. Kaldı ki kendisinin de İslam dinine mensubiyeti pek açık değildir. İnsan ancak kendisi ile ortak yönleri olan birinin yaptığı yanlışlıktan utanır. Bu tür illiyetler olmadan neden onun ağırına gidiyor.

Başkasına itibarsızlık yüklemeye kalkan birinin itibarının olması gerekir. Kendisinin millet önünde ve uluslararası alanda ne kadar bir saygınlığı vardır. Cumhurbaşkanlığına adaylığını koysa ne kadar oy alabilir? Bunu bildiği için aday bile olmaya cesaret edememektedir. Öyle sözleri ve davranışları vardır ki kendi taraftarlarına bile pes dedirmektedir. Bir sözü bir sözünü tutmamaktadır. Kaç tane uluslararası şahsiyetle samimi dost ya da yakınlığı vardır.

O resimde cumhurbaşkanımızın karşısında Katar Emiri vardır. Her zaman cumhurbaşkanımızdan saygı, hayranlık ve minnetle bahsetmekten çekinmeyen biridir. Bizim de millet çoğunluğu olarak Katar Emirine saygımız büyüktür. Sayın emir Cumhurbaşkanımızı kapıda karşılamaktadır. Aralarında ayak üstü dostça ve samimi bir konuşma geçmektedir. Bu durum Kılıçdaroğlu’nun kendi deyimi ile ‘ağırına’ gitmektedir ama bir kaset marifetiyle kendi genel başkanı devrilerek o koltuğa oturtulmuş olmak ağırına gitmemektedir. ‘Darbe olsa tankın üzerine ilk ben çıkarım’ deyip darbe gecesi darbecilerle anlaşıp aradan sıvışarak gidip olan biteni TV den izlemiş olmak ağırına gitmemektedir.

Kaldı ki Cumhurbaşkanımız orada devletimizi ve milletimizi temsil etmektedir. eğer bir devlet çıkarı söz konusu ise fazlaya kaçan bir nezaket göstermiş olsa bile bunun eleştirilecek nesi var? Buna rağmen Amerika’ya ‘o bayraklarınızı toplayın’, Rusya’ya siz çıkaracaksanız çıkarın yoksa biz girer çıkarırız’ diyen birinin bunu bile yapmayacağı açıktır. Onda öyle bir onur vardır ki, hele ki millet ve devlet söz konusu olduğunda kırılmayı eğilmeye tercih edecek biri olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

Peki onu ‘para için eğilmekle’ suçlamaya yeltenen kişilik ne kadar onurludur? Hangi sözlerini yalayıp yutmuş, unutmuş, tam tersini söylemiştir. Biden’ın ‘işbirliği yapmayı’ düşündüğünü (ne düşünmesi yaptığını) açıkça söylemekten çekinmediği, buna karşılık tek söz edemeyen birinin ne kadar onuru olur?

Bu densizlik tutmamıştır tutmaz. Ama sinirlerimizi germiştir. Daha fazla uzatmadan yazıyı bir replikle bağlayayım.
‘Efendim kapalı Maraş 46 yıl sonra yeniden açıldı, bu konuda değerlendirmeleriniz nedir’
‘Pardon’…
‘Efendim kapalı Maraş’
‘Maraş Maraş; Kıbrıs’
‘Ha… Anladım’
Sen kim rakip kim? Hem de siyasi rakip.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir