Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Kasım 25, 2020

Müslüman Olmanın Bir Bedeli Yok Mudur?

Müslümanların, inançlarının gereğini sözlü ve amelî olarak ortaya koymaları imanlarının zorunlu sonucudur. Buna göre Müslüman olduğunun farkında olan bir insanın, Akabe’de biat eden Abbas b. Ubade el-Ensari’nin (r) şu sesine kulak vermesi gerekir: “Muhammed’e (sav) biat etmek; O’nun dinine girmek demek, kızılla ve karayla savaşı göze almak demektir.” Müslümanlık, dünyadaki bütün şer güçlere dur diyebilmenin adıdır. Bunu, Müslümanca duruştan taviz vererek, imanı gizleyerek, batıl dinleri hak seviyesine çıkararak, dünya sisteminin rotasını kolaylaştırmak için dini kullanarak, yörünge siyasetinin halkası olarak; Müslümanlığın hayatın siyasi, sosyal, iktisadi ve hukuki cephelerini inkâr ederek yapamazsınız. İslâm, Kur’an-ı Kerim’de anlatıldığı ve Resulullah’ın (sav) takip ettiği yol üzere insanlığa arzedilir. Bunu yapmak en büyük ibadettir. İslâm’ı kitlelerle buluşturmak ehliyetli insanlar ve ulema için daha da derin hükümler ve sorumluluklar içerir. İslâmî ilimlere vakıf ve müstakim çizgide bulunan Müslüman önderlerin fildişi kulelerde gereksiz ve gündem dışı malumatfuruşluk yapmak yerine Salim b. Makel’in (r), Yemame savaşındaki küfre karşı yiğitliğini kuşanmaları gerekir. Salim’e (r), “Senin öldürülmenden korkuyoruz.” diyenlere o şu cevabı vermiştir: “Eğer ben, korkak davranır ve şehit kardeşlerimize kavuşamazsam, ne kötü bir Kur’an-ı Kerim âlimi olurum.”[1] Bunlar, Kur’an-ı Kerim’i iyi okuyup bildiğini söyleyenlerin düşünmesi gereken cümlelerdir. Müslümanların kafalarını karıştırmak yerine ümmetin pozitivist ve materyalist bir dünya görüşüyle kuşatıldığı bir dönemde onların itikadi, siyasi, iktisadi, ahlaki ve sosayal sorunlarına uygulanabilir İslâmî çözümler üretmek Rabbani ulemanın en temel görevlerindendir. Verili duruma teslim olup dünya sisteminin yedeğinde yol almak, Müslümanların meselelerine kayıtsız kalmak sorumlu ulemanın davranışı değildir.

[1] Hâkim, Müstedrek, h. no: 5006, III / 252.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir