Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Aralık 3, 2020

Milli Sanal Sınıf

Selamı kelama bağlayıp “Video Konferansı uygulamasını mı yoksa Sanal Sınıf uygulamasını mı tercih ederdiniz” diye sormuş olayım. Elbette sizin cevabınız ne bunu bilmiyorum. Bildiğim tercihlerin farklı farklı olacağıdır. Ben tercihimi sizle paylaşayım ve gerekçelerimi sıralayayım…

Tercihim… Milli Sanal Sınıf…

Sanal Sınıf kavramı aslında 2005 yılında kullanılmaya başlandı. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte bir adından sıkça bahsedilir oldu. Bu kavram üzerine MEB’in bürokrat ve teknokratları ne kadar düşündü bunu onlardan başka kimse bilemeyeceği için yorumlama yapmayalım.

Sanal Sınıf, öğrenci ve öğretmenin farklı zamanlarda farklı ortamlarda sınıf ortamında yapılan etkinlikleri ekranlar üzerinde yaşamasıdır. Önemli bir noktaya dikkatleri çekelim ki… Sanal Sınıf ve Video Konferans bir birlerinden çok farklı işlevlere sahip uygulamalardır. 

Pandemi süresi içinde küresel olarak yüz yüze sınıflardaki eğitim ekranlara kaydırıldı. Bu süreçte bel bağlanan bulunmaz hint kumaşı muamelesi yapılan Video Konferans uygulaması olan Zoom programını duymayan kalmadı.

Adeta sadece ülkemizde değil birçok gelişmiş ülkelerin sadece Eğitim Bakanlıklarının değil en kritik bakanlıklardaki bürokrat, teknokrat ve politikacıların en mahrem konular bile Zoom ile kayıt altına alındı. Zoom ve veri güvenliği illegal veri pazarlanması konusu müstakil bir yazıyı hak eden bir konudur.

Bu yazıda ana başlıklar ile Video Konferans ile Sanal Sınıf üzerinden pedagojik okumalar yapmaya çalışacağım. İnsanlar en çok bilmediklerinin etkisi altında kalırlar; bildikleri için ise sürekli kritik ve analitik bir düşünce ile daha sağlıklı tercihler yaparlar.

İlk önce şu kesin ayrımı yapalım… Video Konferans uygulaması bir iletişim ihtiyacı için tasarlanmıştır. Video Konferans uygulaması olan Zoom profesyonel anlamda bir projenin çalışanların uzaktan bir sohbet odasına bağlanarak görüşlerini paylaştıkları bir uygulamadır.

Sanal Sınıf uygulaması ise öğretmeni ve öğrenciyi daha etkin olacakları sanal bir ortamda bir araya getirmektir… Kısacası duvarları olan sınıfları ekranlara taşımaktır. Sanal Sınıf, bir öğrenme ihtiyacını karşılamak için tasarlanmıştır.

MEB bürokrat ve teknokratları neden Sanal Sınıf uygulaması yerine bir video Konferans uygulamasını tercih etmiştir? Bu sorunun cevabı muamma… Hatta MEB bürokrat ve teknokratları Sanal Sınıf konusunda bir saha araştırması yaptı mı bunu da bilmiyoruz…

Video Konferans uygulamasında öğretmen ya da okul idarecileri patron öğrenciler çalışanlardır. Bu platformda öğrenci sadece soru sorabilir. Öğrenci oturup ekran karşısında sadece gözü ve kulağı ile takip eder. Çünkü öğretmen ya konuşuyordur ya da ortam paylaşıyordur.

Sanal Sınıf uygulamasında ise bir sınıfta ne yapılabiliyorsa onu yapabilmenin ötesine geçebilmektedir hem öğrenci hem de öğretmen… Ve Sanal Sınıf uygulaması öğretmene sürekli kendisini güncellemesi gerektiğini hissettirirken Video Konferans uygulaması asla nicel ve nitel özelliklerine müdahale edemeyeceği statik bir kalıp ile bir günde on binlerce seri üretim bandında bir üretim işçisi gibidir.

Sanal Sınıf ortamında ise istediğinde 3D tasarım ve üretimle sürekli kalıp değiştirerek üretim yapan ve sürekli daha iyi ve ergonomik olana odaklanan bir tasarım ve üretim mühendisi gibidir.

Sanal Sınıf uygulaması, Video Konferans uygulamasına göre daha ekonomiktir. Kısacası Sanal Sınıfa isteyen istediği zaman hatta tek bir bilgisayar üzerinden girebilir lakin Video Konferans uygulaması planlan zamanda ve zaman çakışması yaşanması halinde herkes ayrı bir bilgisayar üzerinden bu uygulamayı kullanabilir.

Video Konferans uygulaması Zoom neden ülkemizde olmazsa olmaz uygulama olarak tavsiye edildi… Bu tıpkı bir Milli Eğitim bakanın “Eğik yazı içimde bir ukdeydi” gerekçeli açıklaması gibi sanırsam Zoom uygulamasını kullanmak da bir MEB teknokrat ve bürokratın ukdesiydi… Burada şunu da ifade edeyim Zoom küresel bir kodlamaydı bir tercih değildi… 20 bin kullanıcısı olan bir uygulamanın kısa bir anda etkin ve yaygın şekilde 500 milyona ulaşması bu uygulamanın ya da şirketin vizyon ve misyon değişikliği ile açıklanamaz…

Aslı bu yazıyı yazmamın öncelikli gerekçesi iki uygulamayı kıyaslamak değil kaldı ki bunu yapacak teknik bir donanıma da sahip değilim… Bir sosyolog ve eğitimci olarak kanayan bir yarayı haber vermek uzmanlarına…

Özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu’nun bu konuyu ivedilikle masaya yatırıp ciddi bir çalışma başlatmasıdır.

Milli Sanal Sınıf öncelikle Milli kod ve motifler ile bu ülkenin nadide yazılımcıları tarafından eylem planı yapılmalıdır. Millî Sanal Sınıf alt yapısı sadece kurumsal ve kişisel verilerimizi hiçbir muhatap bulamayacağımız şekilde Zoom’un insafına bırakmayacak ciddi şekilde MEB’in ülke bütçesindeki yükünü de azaltacaktır.

Milli Sanal Sınıf okullardaki öğrenme işlevini yerine getirirken duvarları olan sınıflarımızda da öğrencilerin gönül inşasını yapabileceğimiz eğitim kazanımları öğrenciye kazandırılacaktır.

Küresel bir gerçek yakın zamanda Pandemi durumu da olmasa uzaktan çalışmak dünyanın yadsınamaz bir gerçekliği olacaktır. Milli Sanal Sınıf sınıflardaki zaman, mekân ve finans baskısını da azaltacaktır.

İstediği zaman bilgiye ulaşacakları Milli Sanal Sınıf öğrencilere ciddi zaman açığı kazandıracaktır. Öğrencilerin hayata tanımları ve topluma artı değer kazandırmak için ilgi duydukları iş alanlarında adeta staj tarzı çalışma hayatına adım atmalıdırlar.

Milli Sanal Sınıf öğrenciyi çalışma üretmeye ve para kazanmaya sevk ederken; Video Konferans üzerinden yapılan dersler öğrenciyi sürekli konformizme yaklaştırmaktadır.

Milli Sanal Sınıf uygulaması aynı zamanda vergilendirilmiş şekilde öğretmenleri de yetenekleri ve ilgileri doğrultusunda çalışma ve üretime katkı sağlayan üreten bireyler olacaktır.

İçinde yaşadığımız zamanın imkânları kesinlikle öğrencinin dört duvar arasında edinebileceğinden daha fazlasını evinde istediği zaman ve istediği mekânda ihtiyaç duyduğu o bilgiye ulaştıracaktır.

Milli Sanal Sınıf dünya üzerinde de ciddi bir prestij sebebi olacaktır. Her yıl bir sene kullanılan ve sonra geri dönüşüme giden kitaplar için harcanan paralar bile Milli Sanal Sınıf için ciddi bir kaynaktır.

Evet metin kutsal bir metinse kitabın sayfalarının etkisi asla tartışılamaz ve hiçbir şekilde kitabın ikamesi olabilecek bir seçenek olmaz. Özellikle öğrenme konusunda basılı kitapta ısrarcı olmak ısrarla plastik poşet kullanmaya benzer…

Milli Sanal Sınıf alt yapısı sınıflardaki “Akıllı Tahta” projesinden daha işlevsel ve etkin olacaktır. Okulda bir yanda teknolojiyi özendireceksiniz diğer yanda öğrencinin okul sınırlarında yüksek teknolojik cihaz kullanmasına izin vermeyeceksiniz. Bu durum aslında öğrencilerde ciddi travmatik sorunları da beraberinde getirmektedir. Millî Sanal Sınıf ile bu durum tersine çevrilebilir…

Kısacası Video Konferans uygulaması olan Zoom yaraya pansuman bile olmayan bir tercihtir. Temennimiz küresel boyutta  ciddi sıkıntıları Zoom uygulaması masaya yatırılır ve alternatif olan bir uygulama değil sadra şifa olacak Milli Sanal Sınıf için düğmeye basılır…

Selamı kelama bağlarken “Zoom bir öğretim aracı değildir; bunun böyle olduğunu artık Sağır Sultan bile duymuşken” deyip bekleyelim…

yazar@ercanharmanci.com

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir