Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Ekim 26, 2020

Kutsal Ateş!

‘Ateşin çocuklarının yaktığı kutsal ateş’… Böyle cancanlı laf edince pek bi matah iş yapmış gibi anlaşılacaklarını sanıyorlar.
Kim bu ‘ateşin çocukları’? Adice, kahpece, sinsice kimseye görünmeye cesaret edemeden in cin top oynadığı yerde ormanı ateşe verenler. Motosikletle sağa sola molotof atanlar.
‘Kutsal ateş’ Hatay’ın ormanları, Maraş’ın ormanları. Hani birisi güç yetiremeyeceği birine kızar; gider gece vakti gizlice camını kırar, bahçe kapısını söker… Yani; ‘kapının çocukları’ kutsal cam kırma ayini.

Sen ki Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde onun rızası olmadan devlet kurma iddiası taşıyorsun güya. Arkanda koooskoca Amerika var. Sana silah vermiş, mühimmat vermiş, dozer vermiş, cemse vermiş, zırhlı vermiş, zırhsız vermiş, paranı da vermiş; maaşa bağlamış seni. Hadi helva yap diyor, sen beceremiyorsun. Türkiye Cumhuriyeti askerini görünce tabanları yağlıyorsun. Neden? Çünkü karşında ciddi, cüsseli bir devlet var. Onun inançlı, donanımlı, görev bilinci içinde askerleri var. Seninse sağdan soldan derleme toplama, tehdit ve şantajla, zorla alıkoyma çocuk yaşta elemanların var. Türkiye’nin askerleri vatanını savunuyor sense emperyalist bir devlete taşeronluk yapıyor, Kandil’de yan gelip yatıyor (şimdi onu da yapamıyorsun da), Kürt çocuklarını ateşe atıyorsun. Ateşin çocukları dediğin onlar.

Onlar da korkudan ödü koparak, görünmemeye çalışarak gidip ücra yerlerinde orman yakıyor. Çıkıp da ‘ateşin çocukları’ ‘kutsal ateş’ falan demesen senin yaptığın da bilinmeyecek; kim vurduya gidecek ormanlar, ateşe attığın çocuklar. Çoğu zaman yaptığını sahiplenmeye bile cesaret edemiyorsun. Çünkü biliyorsun doğru bir halt etmediğini. Ama yine de yakıyor, yaktırıyorsun; Neden? Baş edemediğin Türkiye Cumhuriyeti devletine kızıyorsun; o seni tarumar ediyor, adım Hıdır elimden gelen budur misali, gidip ‘gizliden’ orman falan yakıyorsun.
Orman yakarak kana susamış kinini suluyorsun. Sahi orman mı yakıyorsun? Senin olmasını düşlediğin toprağı yakıyorsun. Ağacı yakıyorsun; karıncayı yakıyorsun. Kaplumbağayı, kurdu, ceylanı, tavşanı yakıyorsun. Adiliğin daniskasını yapıyorsun.

Hadi sen adilik yapıyorsun. Bir de senden daha da adi olanlar var; onlar daha bir adilik yapıyor. Adiliğin de adiliğini yapıyor. Ortalık karışık, Ermenistan, Yunanistan, Kıbrıs, Maraş falan gibi laf salatası yapıp, hedef karıştırıp senin adiliğinin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Yok canım ateşin çocukları hiç yakar mı asıl bunlar yakmıştır demeye getiriyorlar. Ama hiç biri kendi kendine yangın çıkardı diyemiyor. Birilerinin yaktığını kabul ediyor. Bunların hepsinden daha da adi olan birileri var. O da olur mu demeyin; adiliğin pik noktasında olanlar bunlar. Onlar da diyor ki maden arama ruhsatı verilecek onun için hükümet yaktı. Ya da yakılmasını kışkırttı; ‘kimse görmeden yakın, PKK nın üzerine atar kapatır gideriz yaptı’ diyorlar. Adilik bunlardan utanıyor ya, bu kadar eşeklik de (gerçek eşekler sözümden dışarıdır) olmaz diyor.
Çünkü devlet yakılan bütün alanları yeniden ağaçlandırıyor. Yetişince ateşin torunları gelip yaksın, adinin adileri de anırsın diye…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir