Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Kasım 29, 2020

“Keşke Toprak Olsaydım” Demeden Önce…

Bir arkadaşımızın, Nebe suresinde geçen bazı ayetlerle ilgili yorum ve düşüncelerimizi öğrenmek istemesi üzerine bugünkü yazımı Nebe suresinin son kısmına (31-40) ayırdım.

Arkadaşımız demektedir ki “bazı meallerde göğüsleri yeni açmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır, diye yazıyor. Verilen bu meallere (anlamlara) ne diyorsunuz?”

Kur’an’ı anlamak için emek verenler bilirler ki pek çok ayet farklı yorumlara açıktır. Bunun pek çok sebepleri olmakla birlikte asıl sebep, hitap-muhatap konusudur. Yani Resulullah’ın ayetleri insanlara canlı canlı okuması, hitap etmesi başka, bu ayetlerin ileriki bir tarihte yazıya dökülüp metin haline getirilmesi başkadır.

Dolayısıyla bizler, bizzat Resulullah as’dan duymadığımız için yazılmış metinden anlamaya çalışıyoruz. O durumda da ister istemez lafız/kelimeler üzerinde duruyoruz. Rivayetlerden ve sonradan yazılmış tefsir usulünden yararlanmaya çalışıyoruz. Bu da ister istemez farklı yorum ve görüşlere neden olmaktadır.

Türkçeye çevrilen pek çok mealler var. Bazı mealler lafız ve kavramlar üzerinde önemle dururken, bazı mealler de lafız ve kavramlardan ziyade bütüncül olarak yaklaşarak asıl verilmek istenen mesaj üzerinde yoğunlaşmaya çalışmaktadırlar. Kanaatim o dur ki lafızdan ziyade hitabın bütününe bakmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Nebe suresindeki (32-34) ayetleri bu perspektifle anlamaya çalıştığımızda daha doğru bir sonuca gideceğimiz kanaatindeyim.
Evet –arkadaşımızın dediği gibi- bazı mealler “bağlar, bahçeler, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar, dolup taşan kadehler…” şeklinde meallendirmektedirler. Bunun doğru olduğu kanaatinde değilim.

Nebe suresindeki bu ayetleri -lafızlara çok takılmadan- mesaj/müjde olarak kabul edip anlamlandırdığımızda şöyle bir mesajın verildiğini rahatlıkla görürüz:
“Takva sahiplerine gelince, onlar cennette ödüllerine kavuşup mutlu olacaklardır. Orada kendilerine taneleri (meyveleri) olgunlaşmış üzüm bağları ve bahçeleri, bol bol içecekler sunulacak ve kendileriyle uyumlu eşlerle (arkadaşlarla) birlikte mutluluk içinde olacaklardır. Sohbet ederlerken asla boş (anlamsız) bir söz ve yalan konuşmazlar. Bütün bunlar, Allah’ın takva sahipleri için hazırladığı mükafatlardır. (Nebe suresi 31-36)

Bu ayetlerde kadın-erkek cinsiyetine yönelik bir durum söz konusu değildir. Allah, kadın-erkek ayırımı yapmadan takva sahiplerine ikramda bulunduğunu belirtmektedir. Lafız merkezli hareket ederek “kevaibe etrab” ifadesine “göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar” anlamını verenlerin yanıldıkları kanaatindeyim.

Elbette ki Allah, cennetteki nimetlere dair yaklaşık bir fikir edinmeleri için -temsili bir anlatımla- arzuladıkları hazlardan örnekler sunmaktadır; ancak bütüncül olarak bu ayetlerdeki mesajlara baktığımızda cennetin meyvelerinden söz ettiği açıktır.
Bağlar, bahçeler, olgunlaşmış meyveler, meyvelerden devşirilen içecekler… Arkadaşları ile hoş sohbet içerisinde bu ikramlardan rızıklanacaklardır.

Esasen ayetleri anlamaya çalışırken “bütüncül” yaklaşırsak, verilmek istenen mesajları çok daha iyi anlayacağız. Parçacı ve lafzi olarak anlamaya çalışırsak, daha çok yanılırız. Bu surede anlatılmak istenen husus, insanoğluna verilen nimetler, ahirette yeniden dirilişin olacağı, herkesin yaptıkları ile yüzleşeceği, orada muttakilerin ödüllendirileceği, inkarcıların da cezalandırılacağı belirtilmektedir.

Bu sureyi okuduğumuzda dünya hayatının bir oyun ve eğlence yeri olmadığı, tamamen bir sınav yeri olduğunu rahatlıkla anlarız. Hayatın tek dünyalı değil de iki dünyalı olduğunun farkına varanlar, ona göre bir çalışma içerisinde olurlar ve sonunda ödüllerine kavuşacaklardır; ama hayatın tek dünyalı, sadece bu dünyadan ibaret olduğunu kabul edenler için büyük bir kayıp ve keder olacaktır.

Bilelim ki Allah, kendi mesajlarına kulak tıkayanları can yakıcı bir azapla uyarmaktadır. O gün (hesap günü) geldiğinde herkes yaptıklarıyla yüzleşecektir. İnkar edenler (hakikati görmek istemeyenler ve hakikate uymayanlar) azapla karşılaşınca, pişmanlık duygusu içerisinde şunu diyeceklerdir:
“Keşke toprak olsaydık” da bu azaptan kurtulsaydık. (39,40)

Keşkelerin olmaması için aklın vahye uygun doğru kullanılması gerekir. Aksi takdirde iş işten geçtikten sonra pişmanlık içerisindeki keşkelerin hiçbir yararı olmayacaktır.

Selam ve muhabbetlerimle…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir