Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Aralık 3, 2020

İslam Ülkelerinde İdareciler

Saddam Hüseyin, Hüsnü Mübarek, Muammer Kaddafi, Ömer Beşir başta olmak üzere tüm Batı desteğiyle işbaşına gelen darbeciler görünürde dindar, namaz kılan, oruç tutan, hacca giden kısaca söylemek gerekirse dini görevlerini yerine getiren kişilerdi. Bu konuda çok ciddi hassasiyetleri de vardı.

Bu liderler İslam’ın ibadet boyutunun toplumda görünür olmasından da asla rahatsız olmadılar. Bu yüzden bu ülkelerde başörtüsü, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek bir de kelime-i şehadet getirmek hiç sorun olmadı. Hatta ibadetlerini aksatmadan yapanlar bu toplumlarda değer bile kazandılar.

Bu ülkelerde dine, müslümana baskı yoktu da sorun neydi o zaman? Huzursuzluğun kaynağı neydi?

Söz konusu bu liderler, ibadetlere hoşgörülü oldukları kadar, İslamın toplumsal yönünün görünür olmasına da şiddetle karşıydılar. İslam ahlakının, faziletinin, yardımlaşmasının, ihsanının, adaletinin toplumda görünür olmasını asla istemiyorlardı. Çünkü bu yön devlet işlerini, uygulamalarını, faaliyetlerini ilgilendirmekteydi.

Görünürde sünni olan bu liderler idare ediş biçimlerine dinin toplumsal beklentilerini hesaba katmadılar. Dinin görünür olmasını istemediler. Din emretmesine rağmen kardeşlik, adil paylaşım, fakirlikle mücadele, adil bir sistem, hak hukuk gözetmeye önem vermediler. Kendi kişisel sorunlarını çözmekle tüm vatandaşların sorunlarını çözdüklerini sandılar. Buna rağmen itiraz edenler olursa onu da ortadan kaldırdılar. Oysa islamın toplumda görünür olması şarttı.

Bu liderlerin çoğu bugün yaşamıyorlar…Öldü veya öldürüldüler.

Bu durum İslam ülkelerinde çok büyük bir kaosa sebep oldu. Suriye,Irak, Yemen, Libya gibi bazı ülkeler devlet olma vasıflarını kaybettiler. Bazılarında yeni darbeler oldu. Huzursuzluklar bir türlü bitmedi. Ama Türkiye ile ilgili çok büyük bir beklenti meydana geldi. İslam ülkelerinde yaşayanlar dikkatle Türkiye’ye bakıyorlar. Kardeşin abiye bakması gibi…Bekliyor…Krizden çıkış yolunun örneğini tatbikatımızla görmek istiyor. Bu noktada başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ülkemizden çok büyük bir beklenti söz konusudur.

Onlar abiye ve onun önerilerine hazırlar…”Biz bu zor göreve ve mesuliyete hazır mıyız?” bilemedim.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir