Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Kasım 26, 2020

“Haşhâşîn”in Sonuna Doğru

Afganistan-Tayvan gibi ülkelerden başlayan uyuşturucu yolu; yıllarca kanlı bölgelerden geçerek Avrupa’ya-Amerika’ya ulaştı, ulaştırıldı. Bu ulaşım için kanlı bölgeler oluşturuldu uyuşturucu baronlarınca: Afganistan-Keşmir-İran-ırak-kuzey ırak-Kıbrıs-Sicilya- Korsika-İspanya Bask bölgesi ve Kuzey İrlanda çizgisinde mâfia diye tanımlanan; Arapça “Muâfiyyûn” diye bilinen Hasan Sabbâh’ın örgütlediği yapı. Bunlara tarih içinde “Haşhâşîn” de dendi. Haşhaşçılar. Kan eşliğinde para ve uyuşturucu takasları yapıldı. Şehit tabutlarında bile uyuşturucu nakletmekten çekinmedi bu yapı.

1987 li yıllarda 850 milyar dolar cirosu olan bu uyuşturucu yolunun Türkiye’deki aktörlerine bıraktığı komisyon 50 milyar dolar civarında idi.

Rahmetli Turgut ÖZAL’ın, bu yapıya karşı ilk hamlesi, iki bin civarında ilahiyat mezununu komiser yardımcısı unvanıyla emniyete alıp polis özel harekâtını kurması oldu. 1986’dan itibaren, bedensel bakımdan uygun olan 25 yaşını aşmamış ve bekar olma şartını taşıyan ilahiyat mezunlarının da içinde bulunduğu polis özel harekat, güney-doğuda yaptıkları operasyonlarla hem terör örgütünü bitirme noktasına getirdi; hem de halkla devleti yakınlaştırdı.

Rahmetli ÖZAL’ın bir diğer icraatı da İslam fıkhı profesörü Hocamız Ali ŞAFAK’ı polis akademisine aktarması oldu. İslami İlimler Fakültesinde fıkıh hocamız olan Ali ŞAFAK; Güvenlik Bilimleri Fakültesi dekanlığı yaptı. Polis Akademisiyle ilgili bir-çok kitabın yazarlığını yaptı. Dindar bir emniyet teşkilatı oluşmasında hocamızın emeği büyüktür.

Ben de askerlik dönüşü polis kolejlerine geçmek istemiştim. O günlerde Ankara’da emniyet genel müdürlüğünde bu ilahiyat mezunlarının alım işlemleri devam ediyordu. Evli olmam bu yapıya geçmeme engel teşkil etti ve Ali ŞAFAK Hocamın tavsiyesiyle Milli Eğitim içinde kalmaya karar verdim

Bu yapılanmalarda emeği geçen o dönemlerde Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı yapan ve daha sonra AK Parti Eskişehir Milletvekili olan Muharrem TOZÇÖKEN Bey’i anmak yerinde olur.

İşte bu yapıdan rahatsız olan uyuşturucu baronları rahmetli Özal’ın ölümüyle(ya da öldürülmesiyle) oluşan paradoksun akabinde polis özel harekatı darmadağınık ettirdiler; lakin daha sonra polis kadrolarında çoğu emniyet müdürü seviyelerine yükselen bu ilahiyat kökenli müdürler on sene sonraya yani 1997’lere gelindiğinde Türkiye’den geçen uyuşturucu cirosunu 50 milyar dolara kadar düşürdüler.(Kıbrıs açıklarında üç ton uyuşturucu taşıdığı bilinen Kısmetim-1 gemisini batırmışlardı) komisyonları azalan aktörler 28 şubat operasyonunu başlattılar. Bu Türkiye’nin içinden geçemeyen yolu; Yüksekova-Van-Doğubeyazıt üzerinden Karadeniz’e çevirdiler.

İşte bu yoldan geçen uyuşturucu ve komisyonlar azaldıkça; ne Kıbrıs, ne Sicilya, ne Bask bölgesi ne de İRA olayları kaldı. Uyuşturucu akmayınca bu bölgelerde akan kan da bitti. Örnek vermek gerekirse: bizim balıkçı bir müdürümüz vardı. Akşam otuz kadar kedi yolunu bekler, arabasına doğru koşarlardı. Hatta, arabanın altında, üstünde oyalanırlardı diğer zamanlar. Onların derdi balık başı yemek. Müdür bey gitti; kediler de dağıldı gitti.

Netice: Türkiye; Avrasya ortamında akan kanların durmasında büyük rol oynadı. PKK’ya destek veren Avrupa ülkelerine; PKK’nın bir taşeron örgüt olduğunu, terör örgütü olduğunu anlatmak için bazen bu uyuşturucu yolunda yaptığı operasyonları gevşeterek; kan akan bölgelerde doğru oranda artan kanı örnek gösterdi.

Şimdi sona doğru geliniyor inşallah. Mafia deyin, Muâfiyyûn deyin, haşhâşîn deyin; ortak gelir kaynakları uyuşturucu ve kaçakçılık olan bu yapı, kılcal damarları kesilen ağaç gibi kurumaya başlıyor.

Bu yolda emek verenleri, canını verenleri hayırla yâd edelim.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir