Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Aralık 2, 2020

Güzel Bir İnsan Nasıl Vahşileşir?

Peygamberimiz bir hadisinde buyurmuş “Her insan İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra annesi babası hiristiyanlaştırır yahudlileştirir veya mecusilestirir.” Her insanın İslâm fıtratı üzerine doğması demek, insanın, dinimizin öğretileri ile çepeçevre sarılmış bir şekilde doğması demektir. Yani en başta Kur’an ahlakı ile ahlaklanmış, insanlığın tüm faziletleriyle ziynetlenmiş olarak doğmasıdır.

Fıtrat, insanın tüm güzellikleri, iyilikleri, ahlakı üzerinde taşıması demektir. Fıtratını bozmadan yaşayan bir insan iyi, dürüst, kimseye zararı dokunmayan mülayim ve herkes tarafından sevilen bir insan olarak hayatını daim ettirir.

Fakat maalesef tüm insanlar İslâm fıtratı üzerine doğmasına rağmen kötü, sahtekâr, hilekâr, ahlaksız olabiliyorlar, hatta oluyorlar da. Hele bazen melek gibi birisi diye tarif edilen bir kişi bir anda canavarlaşıyor etrafına öfke saçabiliyor. Çok mülayim ne yapsan karşılık vermez, elinden ekmeğini al bir şeycikler yapmaz, dediğimiz zat, bir de bakmışız ki, canileşmiş, önüne geleni yakıyor, yıkıyor. Bir insan fıtratını nasıl bozuyor, ahlâk timsali bir insan nasıl oluyor da fıtratı dışına çıkıp insanlığını kaybediyor?

Bu soruya cevabı verirken hemen yukarıdaki hadis aklımıza geliyor. Hadis ne diyordu? Bir çocuk tam İslâm dini inancı ve öğretileri üzerine doğuyor, annesi ve babası çocuklarını kendi dini üzere yetiştirip kendi dini inançlarına çekiyor. İşte burada görüldüğü üzere aynı şekilde bir insanın iyilikten kötülüğe dönüşmesine sebep olan en büyük faktörlerden ilk önce ailesi sonra çevresi, arkadaş topluluğu, beraber yaşadığı toplum,gördüğü eğitim ve daha nice bunlara benzer etkenler olarak sayabiliriz. Atalarımız boşuna dememiş “Sarı öküzün yanında yatan ya huyundan ya suyundan kapar.” diye. Kişi bulunduğu toplumun ahlaki değerleri ve sosyal yapısına uyum sağlar. Velevki bu topluma veya arkadaş çevresine sonradan girse bile. Oradan ayrılmadığı müddetçe ne kadar iyi olursa olsun ne kadar direnirse dirensin eninde sonunda onlara uyar. Toplum, iyi ise iyi, kötü ise kötü olur. Nasıl akan su, aktığı taşı, kayayı zamanla aşındırıyorsa kişi de bulunduğu ortamda ne kadar direnirse dirensin en sonunda ya orayı terk etmek zorunda kalır ya da onlara uymak zorunda kalır. İşte böylece insan çevresinden etkilenerek karakteri, fıtratı, ahlakı değişebilir.

Diyorlar ki, “Can çıkar huy çıkmaz.” Evet doğru, insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur. İyi ahlak üzere olan insan hangi şartlarda olurlarsa olsunlar hep güzel ahlak üzere olurlar. Fakat yaşadığı çevrede oluşan olaylar ve etrafındaki eş ve dostlarının tavırları bazen onu çileden çıkartarak kötü davranışlar yapmasına vesile olabiliyorlar.

Kişi yaşadığı çevrede çok iyi olarak tanınıyordur. Sessiz sakin bir yapıya sahip birisi olarak biliniyordur. Böyle bir kimseden hiçbir şekilde kötülük yapacağı beklenilmez hatta umulmaz. Böyle birisinin kötülük yaptığını duysak bile kulaklarımıza inanamayız. O iyi bilinen şahıs bir kere şeytana uymuş o haltı etmiştir. Fakat bu yaptığı hareketin nedenini, iç yüzünü bilmeden hemen kötü yaftasını yapıştırırız. Kendisine yapılan kötülüklere, haksızlıklara, çevresinin itip kakmasına dayanamamış kendisinin bile hiçbir zaman tasvip etmeyeceği işi bir öfke ile yapmıştır. Bu onun artık kötü birisi oldu anlamına gelmemelidir. O, her zaman iyidir ve o güzel ahlak üzere kalacaktır. Ne yazık ki çevresinin ona karşı tutumları, ona yaptıkları kötülüklere karşı direnir direnir ve sonunda patlar ve hiç hoşlanılmayacak hareketi yapar veya yapmak zorunda kalır.

Nasılsa bu sessiz sakin, elinden ekmeğini al sesini çıkarmaz. Onun için biz bunu ezebildiğimiz kadar ezelim, çektirebildiğimiz kadar çektirelim. Elinde ne var ne yok alalım diyerek üzerine üzerine yürürler, her türlü kötülüğü yaparlar. En sonunda köşeye sıkışmış bir kedi misali pençelerini çıkartır etrafına saldırır. Bu beklenmedik hareketi kendisinde görenler bu sefer böyle birisinden yapılan hareketi kabullenemezler ve kötülüklerini daha da artırırlar. Neticede bizim iyi dediğimiz insan hemen etrafında kötü bir kimse oluvermiş.

Şimdi bu insan kötü mü yoksa iyi mi? Evet yaptığı hareketleri göz ardı edemeyiz. Fakat o bunları yaparken kötülük yapayım diye yapmamıştır. O kendisini savunmak, sesini duyurabilmek, birilerinin dikkatini çekebilmek, kendisinin haksızlığa gelemeyeceğini göstermek için yapmıştır. Yardım çığlığını kimse cevap vermemiş, uğradığı zulme kimse oralı olmamış. Herkes kendi işini kendin hallet demiş. Bu zavallım da gitmiş kendine zulüm edenleri aynı şekilde cevap vermiş. Fakat o kötü olmuş.
Şimdi sorarım böyle etrafında emin, anlayışlı, terbiyeli olan bir insanın kendisine yapılan hakaret, baskı ve zulümlere dayanamayıp çığırından çıkıp etrafını yıkıp dökmesi onun iyiliğine helal getirir mi? Onun kötü bir insan olduğuna delil olabilir mi? Suçlu sadece kendisi mi?

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir