Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazartesi, Ekim 26, 2020

Ermenistan’ın Savaşı

Ermenistan Yukarı Karabağ’ı 1991’de, Sovyetlerden bağımsızlığını ilan eder etmez işgal etti. Daha sonra işgalin sınırlarını genişleterek 1992’de Hocalı katliamını gerçekleştirdi. O tarihlerde Azerbaycan da yeni bağımsızlaşmıştı ve henüz düzenli bir orduya bile sahip değildi. Ermenistan’ın arkasında Rusya vardı. Azerbaycan’a sahip çıkacak kimse yoktu. Türkiye hem siyasi hem de sahip olunan imkanlar açısından Azerbaycan’a destek verebilecek güce sahip değildi.

Gün geldi Türkiye ve Azerbaycan güçlendi. Fakat Ermenistan bunun farkında değildi. Daha doğrusu bu kez de Fransa devreye girdi ve Ermenistan’ı Azerbaycan ve Türkiye aleyhine kullanmak istedi. Daha fazla toprak elde etme arzusu Ermenistan’ı heveslendirdi. Azerbaycan topraklarına, özellikle de sivil yerleşim yerlerine taciz saldırılarına başvurdu. Geçtiğimiz Temmuz ayında Tovuz bölgesine ve özellikle de Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak projelerinin bulunduğu bölgelere saldırılar düzenledi. Amaç hem bu bölgelerdeki sivil vatandaşları kaçırmak, hem de her iki devlete zararlar vermekti.

Ne var ki gün artık eski gün değildi ve Azerbaycan karşı saldırıya geçerek saldırgan ve işgalci Ermeni ordusunu önüne katıp sürmeye, büyük kayıplar verdirmeye başladı. İşte o zaman da Ermenistan’ın küstah ve pervasız yöneticileri yaygara yapmaya ve gerçek dışı kara propagandaya başvurdu. Fakat pek kimseye yutturamadı. Ermenistan’ın işgalci ve Yukarı Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğuna dair BM kararları var. Fakat Ermenistan bu güne kadar bu kararlara uymadı. Şimdi Azerbaycan bu kararları bileğinin hakkıyla uygulamaya koyuyor.

Ermenistan cephede varlık gösteremeyince gayri nizami harp yürütüyor. Sivil yerleşim yerlerine ve Azerbaycan’ın enerji tesislerine saldırıyor. Kara propagandayla Türkiye’yi de savaşın içindeymiş gibi göstermeye çalışıyor. AB ülkelerini ve Rusya’yı bu savaşın içine çekmeye çalışıyor. Ama tutturamıyor. Bu çabaları ayağına dolaşıyor. Uçaklarını dağa çarptırıyor. Kendi askerlerini kendi tanklarını vuruyor.Bunun suçunu da Türkiye’nin üzerine yıkmaya çalışıyor.

Türkiye Azerbaycan’a destek veriyor ama bilfiil savaşın içinde değil. Rusya Ermenistan’ın savaşının haklı bir savaş olmadığını söyleyerek her iki devlete de aynı mesafede duruyor. Fransa ise açıktan destek vermeye çekiniyor. Almanya taraf görünmemek için temkinli yaklaşıyor. Bu durum, Azerbaycan’ın arkasında duran Türkiye’nin etkisidir.

Ermenistan zorda. Çareyi daha fazla çamur yapmakta, daha fazla nizami harp kurallarını ihlal etmekte görüyor. Bu arada savaş suçları işliyor. Bölgeye PKK’lıları getiriyor. Paralı askerleri devreye sokuyor. Kendi askerlerini kaçmasınlar diye mevzilere zincirliyor. Paşinyan kışkırtacak birilerini bulabilmek için aramadık kimse bırakmıyor. Sanki işgalci ve saldırgan olan o değilmiş, mağdurmuş gibi çalmadık kapı bırakmıyor.

Bütün bunlar Ermenistan’ın tutunacak meşru bir dalı olmadığını gösteriyor. Düştüğü kendi kazmış olduğu kuyuda debelenip duruyor. Hakikati yanıltmak her zaman mümkün değildir. Ermenistan layığını, hak yerini buluyor. Ama hak kendi kendine yerini bulmuyor. Azerbaycan bunu gücüyle sağlıyor. Saldırgana dersini veriyor. Gücün varsa hakkını alabilirsin. Yoksa meydan Paşinyan gibi sahtekarlara kalır.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir