Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Eylül 20, 2020

Yine İmam-Hatipler

Ezberci bir eğitim sistemimiz var, müfredatımız ve a’dan z’ye tüm okullarımız eleştirilebilir, hatta ‘’ ideal eğitim veren bir okulumuz/müfredatımız’’ yok da denebilir, buna devlet-özel tüm okullar dahil, bir lise süresince yüz milyarlarca lira para akıtılan kolejler de dahil…

Dolayısıyla bu sorunlar elbette ki İmam-Hatiplerde de var. Hatta onlara özgü özel sorunlar da var. Ama bu durum -her zaman söylediğim gibi- mevcut şartlar içinde en iyi müfredatın İmam-Hatiplerde olduğu gerçeğini değiştiremez. Evet, yanlış okumadınız, bu ülkede en iyi okul müfredatı İmam-Hatiplerde var. Ben bunu dama söyledim, söylüyorum. Bunun kıymetini ne kadar biliyoruz, bundan ne kadar istifade edebiliyoruz, öğrenciler bunun farkında mı (neden farkında değil?, bunu niye anlatamıyoruz?), en önemli problemlerimiz neler? Bunlar ayrı mesele. Ve tabi ki üzerinde durulması gerekiyor.

Bunu daha önce de yazmıştım, ‘’asgari ücret’’e, ‘’askeri ücret’’, halefe selef, selefe halef diyen bir kolej mezunu, değil entelektüel olmak, dilini bilmeyen bir cahildir. Ülkemizde İngilizceyi çok iyi bilen ama Türkçe’yi bilmeyen/konuşamayan afilli kolej mezunları var. TV’de sunucu/programcı olmuş, güya moderatörlük yapıyor ama içinde bulunduğumuz coğrafyanın inanç ve düşünce yapılarından bihaber, soru bile soramıyor, çünkü konuya değil hakim olmak, söylenenleri anlamıyor bile…

Benim önerim Türkçe’yi iyi öğretebilmek için tüm okullarda -belli bir düzeye kadar- Arapçanın da öğretilmesidir. Çok iyi öğrenmesine gerek yok (zaten onu başaramıyoruz), belli bir seviyede verilmesi bile yeterli. Çünkü dilimizdeki kelimelerin yarıdan fazlası Arapça. Ama bu ülkede Arapça deyince ne yazık ki herkesin aklına sadece din eğitimi geliyor. Çünkü şartlanmışlık var.

Mesleği ne olursa olsun, aynı eğitim seviyesindeki insanlara bakın, İmam-Hatiplilerin hitabeti de okuması da yazması da daha iyidir, bunu net görebilirsiniz. Çünkü bu okullarda sadece dil değil, belli bir düzeyde fıkıh/muhakeme/hukuk nosyonu da veriliyor, bunların içinde ne yazık ki Kurana aykırı yanlış dini bilgiler de var ama şu anda konumuz bu değil, çocuk onun farkında olmasa bile sonraki hayatında aldığı ve işe yaramayacağını düşündüğü bu eğitimlerin faydasını görüyor.

Evet, ne demiştik, dil meselesi önemli, İmam-Hatipliler dil konusunda daha avantajlılar, mesela İmam-Hatipteki bir muallim talebelere imtihanda ‘’Terceme, Swd, Eftera’’ fiillerinden türeyen müştak camid isimler nelerdir? Bunları yazınız ve hepsini örnek bir cümle içinde kullanınız.’’ Sualini tevdi etse, talebeler şu cevabı verirler;

‘’Mütercim, müfteri, müsvedde’’
‘’İnsan müsveddesi müfteri bir mütercim, İmam-Hatiplilere iftira attı, lakin bundan dolayı tüm mütercimleri müfteri kabul etmemek, bahusus bunu bazı ‘’mütercimler’’ için tahsis etmek lazımdır.’’

Bu sual ve cevap ancak İmam Hatiplerde olur. Çünkü onlar şu bilgileri alıyorlar;

Türeyiş olarak isimler iki gruba ayrılır;1-Camid isimler, 2-Muştak camid isimler.

Camid isimler ismin tabii halidir. Herhangi bir ek almamıştır. Müştak isimler ise başka kelimelerden türetilen isimlerdir. Bunlar da ikiye ayrılır; 1-Fiilden türeyen isimler, 2-İsimden türeyen isimler.

1-Fiilden türeyen isimler 8 çeşittir; İsm-i fail, ism-i mef’ul, sıfat-ı müşebbehe, ism-i mekan/ism-i zaman, mimli masdar, ism-i alet, mübalağa siygası ve ism-i tafdil,

İsm-i fail, fiilden türetilen isimdir. Eğer fiil sülasi ise ‘’fa’ilun’’ kalıbında yapılır. Ketebe;yazdı, katip;yazan gibi, Qatele:öldürdü, qatil;öldüren gibi. Eğer fiil 4 veya daha fazla harften oluşuyorsa (rubâî mücerredler ile mezîd fiillerde) muzâri fiilin mâ’lumunun muzâraât harfi atılır, yerine zammeli bir mim getirilir ve sondan bir önceki harfin harekesi de kesra değilse kesra yapılır;

‘’ عَلَّمَ:allame:öğretti’’, ‘’ مُعَلِّمٌ :muallim/öğretmen’’,
’’تَرْجَمَ:terceme:tercüme etti’’, ‘’ مُتَرْجِمٌ :mütercim’’,
‘’eftera:iftira etti’’, ‘’müfteri:iftira eden’’ gibi.

İsm-i mef’ul fiilden etkilenen- kendisine iş yapılanı bildiren- isimdir. Sülasi fiilin başına ‘’mim’’ harfi eklenir ve üstünlü olarak kelimenin birinvci harfine cezimlenir. Fiilin ikinci ve üçüncü harfi arasına ötreli ‘’vav’’ ilave edilir;
‘’Qatil;öldüren’’, ‘’Maqtül:öldürülen’’ gibi, ‘’Ketebe:yazdı’’, ‘’Mektub:yazılan’’ gibi.

Eğer fiil 4 veya daha fazla harften oluşuyorsa (rubâî mücerredler ile mezîd fiillerde) muzâri fiilin mâ’lumunun muzâraât harfi atılır, yerine zammeli bir mim getirilir ve sondan bir önceki harfin harekesi de fetha değilse fetha yapılır;‘’Cahede-Mücahede’’ , ‘’Tefekkare-Mutefekkere’’ gibi.

‘’Müsvedde’’ kelimesi de “Siyah/kara” manasına gelen ‘’swd/aswad’’ kelimesinden türetilmiştir. ‘’musawwada’’/’’مسودّة ‘’ ‘’karalanmış şey, taslak’’ demektir. ‘’Taswīd تسويد’’ ise ‘’karalama” sözcüğünün tef’il vezni mefˁul müennes halidir.
Müsvedde kelimesi dilimizde daha çok ‘’taslak’’ manasında kullanılır, ‘’insan müsveddesi’’ gibi.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir