Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Ekim 22, 2020

Umarım Televizyon Kanallarındaki Hanım Sunucular Bu Yazıyı Okurlar

Aile konusunu iyi anlamak için Kur’an-ı Kerim’in erkeğe, kadına, çocuklara nasıl baktığını iyi bilmek ve anlamak gerekir. Kur’an’daki bu bakış sünnette nasıl karşılık bulmuş ve Peygamberimiz nasıl bir aile yapısı inşa etmiştir? Eğer birey ve toplum dinin iki temel kaynağına göre köklü bir eğitimden geçecek olursa ailenin geleceği sağlam temeller üzerine kurulmuş olur.

Vahiy, kadın ve erkeği hayatın devamında zorunlu varlıklar olarak görmüştür: “ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ” “Ey insanlar! Biz, sizleri bir erkekle bir kadından yarattık. Tanışmanız için sizleri oymaklara ve (daha büyük) kabilelere ayırdık. Allah katında ise sizin en değerliniz en takvalı olanınızdır. Allah, yaptıklarınızı bilir ve her şeyden haberdardır.”[1] ayeti, evliliğin vücut bulmasında her iki türün de olmazsa olmazlığına işaret etmektedir. Herhangi bir cinsin diğerine üstünlüğünü ifade eden bir karine ayette yoktur. Türlerin yaratılması ve yaratılıştaki farklılıklar insan özgürlüğüne girmediği için cinsiyetle öğünmek İslâm’da yasaklanmıştır. Türlerle övünmeyi İslâm cahiliye âdetisaymıştır. Erkeği de kadını da Allah Teâlâ mutlak iradesine göre takdir etmiştir.

Kur’an, yaratılan ilk çiftin cennete girdirildiğini haber vererek ilk ailenin de cennette kurulduğuna dikkat çekmiştir. “وَيَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin…”[2] ayeti bu gerçeğe işaret etmektedir. Bunun anlamı; cennette nasıl ki sıkıntı yok ve huzur hâkim ise, cennetteki huzuru aile vasıtasıyla dünyaya da taşımaktır. İnsanlar ailede cennete benzer bir huzur ortamı oluşturmalıdırlar. Bu şekildeki ortamı oluşturmanın ilk ve en önemli şartı nikâhtır. Nikâhın olmadığı birliktelik vahiyden onay almadığı için huzurdan ve meşruiyetten uzaktır. Aileye meşruiyet kazandıran nikâh; evlenme ehliyeti olan erkek ve kadının şahitlerin huzurunda ebediyet üzerine kendi hür iradeleriyle yapmış oldukları ahitleşme; sözleşmedir. İcap ve kabulle gerçekleşir.[3] Ebedilik üzerine olmayan “mut’a / geçici nikâh Hz. Peygamber tarafından yasaklanmıştır.”[4] Çünkü böyle bir nikâh, kadını sadece cinsel obje durumuna düşüren ve kadının onurunu ayaklar altına alan bir uygulamadır. Tarihte mut’a nikâhı görülse de İslâm bu uygulamayı kademe kademe yürürlükten kaldırmıştır. Bu şekilde dinimiz, kadının onurunun ayaklar altına alınmasını engellemiştir.

Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz, evliliği teşvik etmiştir. Bu teşvikten gençler gerekli payı aldıkları gibi, toplumdaki önderlik makamında bulunanlar da gerekli payı almalıdır. Evliliğe teşvikle alakalı şu ayetin iyi anlaşılması zarurettir: “وَأَنكِحُوا الْأَيَامَى مِنكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَائِكُمْ إِن يَكُونُوا فُقَرَاء يُغْنِهِمُ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ” “(Ey İslâm toplumunun yöneticileri, aile reisleri, mahalle büyükleri) içinizden evli olmayan(evlilik çağında dul veya bekâr bütün Müslüman)ları ve (evlilik hayatının sorumluluklarını yerine getirebilecek fikri ve ahlaki) olgunluğa ulaşmış köle ve cariyelerinizi evlendirin. Eğer onlar fakir (oldukları gerekçesiyle yuva kurmaktan çekiniyor) iseler, (korkmasınlar, çünkü) Allah lütuf ve bereketi sayesinde, onları hiç kimseye muhtaç etmeyecektir. (Unutmayın ki) Allah, (kudret ve merhametiyle) sınırsızdır. Her şeyi bilmektedir.”[5] Resulullah (sav), evliliği teşvik bağlamında; “(Çiftler arasında) nikâh; evlilik gibi muhabbet doğuran bir şey görmedim.”[6] Buyurmuş ve nikâhın imanı ikmal ettiğine dikkat çekmiştir: “Kim ki Allah için verir, Allah için men eder, Allah için sever ve Allah için buğuz eder ve Allah (rızası ve namusunu korumak) için evlenirse imanını kemale erdirmiş olur.”[7] Evlenmemek suretiyle neslin devamına engel olacak kurumlar oluşturmayı Peygamber Efendimiz şu ifadeleri ile yermiştir: “Evlenmeye gücü yettiği hâlde evlenmeyen biz(im ümmetimiz)den değildir.”[8] Bilinmelidir ki evlilik, insanı cinsel haramlara düşmekten korur. Kur’an , “Sadece eşleri ile yetinen” iffetli Müslümanları övdüğü gibi,[9] Hz. Peygamber de; “Cinselliğinizi haramdan koruyunuz. Kim cinselliğini haramdan korursa onun için cennet vardır.”[10]

Resulullah (sav), bir defasında bizzat gençleri muhatap alarak şu uyarıyı yapmıştır: “Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan korur, cinselliği haramdan muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyenler ise oruç tutsun. Oruç insanın şehvetini kırar.”[11] Hz. Muhammed (sav), “İki çenesi arasındakini (dilini) ve cinselliğini haramdan koruma garantisi verenlere, (Allah’ın izni ile) cennetlik olmalarının garantisini” vermiştir.[12] Resulullah (sav), “Zina edenin mü’min olarak zina edemeyeceğini”[13] bildirmiş ve şu önemli ikazı yapmıştır: “Sizleri zinaya karşı uyarırım. Zina yapan kimsede dört özellik vardır: Yüzünün güzelliği ve nuru gider, rızkı kesilir, Allah Teâlâ’yı gazaplandırır ve cehennemde ebedi kalmasına sebep olur.”[14]

[1] Hucurat 49 / 13.
[2] A’raf 7 / 19.
[3] Nikâh’ın tanımı böyle olmasına rağmen ve şartları belirlenmişken yeni tanımlar uydurmak doğru değildir. Nikâh bir akittir. Tarafeyn varsa, şahitler hazırsa ve hür irade ile icap kabul tahakkuk ettiyse nikâh tamamdır. Hâl böyleyken nikâhları sona ermeyen bazı kimseler akit üzerine akit yaparak, yaptıkları gayri meşru işe; “imam nikâhı” veya “dini nikâh” demektedirler. Bir nikâh akdi sona ermeden kadının başka bir evlilik yapması, erkeğin nikâh akdi bitmeyen bir kadınla sözde nikâh kıyması zinadır. Bunu açıkça beyan ediyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığının bu hakikati sık sık dillendirmesi şarttır. Aksi durumda zinakâr kimseler gayr-i meşru hayatlarına onay verenin din olduğunu iddia ederek ülkemizde din düşmanlığını körükleyeceklerdir. İslâm böyle bir şarlatanlığı asla onaylamaz. Zaten ahlaksız ve edepsiz kimselerin din diye bir dertleri de yoktur. Televizyon programlarındaki bayan sunucuların, huzurlarındaki zinakârlara “imam nikâhı” ifadesini kullanmalarına müsaade etmemeleri gerekir. Çünkü dinimiz her türlü ahlaksızlıktan masumdur. Batıya uyum yasaları çerçevesinde zinayı serbest bırakanlar verili siyaseti kurtarırken “dini nikâh veya imam nikâhı” diyerek ahlaksızlığa zemin hazırlamak; bitmemiş evlilik üzerine evlilik yapmak haramdır. Zinadır. Allah için bu dine sahip çıkan hocaların ve kurumların ilgili iletişim kanallarına açıklama yapmaları gerekmez mi? Hem de sözde muhafazakâr(!) kanallarda bu şarlatanlık yapılmaktadır. (M.S.)
[4] Buhari, 67, Nikâh, 31, V / 129.
[5] Nur 24 / 32.
[6] Abdurrezzak, Musannef, VI / 168; İbni Mace, Nikâh, H. no: 1847, I / 593; Hakim, Müstedrek, II / 175.
[7] Hakim, age, II / 178.
[8] Heysemi, Zevaid, IV / 251.
[9] Mü’minun 23 / 7.
[10] Heysemi, age., II / 253.
[11] Darimi, Sünen, II / 177.
[12] Ahmed, Müsned, V / 333.
[13] İbni Mace, 3, H. no: 3936, II / 1299.
[14] Taberani Evsat’ta İbni Abbas’tan nakletmiştir. Acluni, Keşf’ü’l-Hafa, H. no: 858, I / 273.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir