Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Pazar, Eylül 20, 2020

Taliban ve Afgan Hükümeti Ateşkes İçin Doha’da Masada

Taliban ve Afgan hükümeti, Afganistan’ı tüketen ve milyonlarca insanın ölümüne ve yerinden edilmesine neden olan on yıllarca süren savaşı sona erdirecek tarihi barış görüşmelerine Katar’da başladı.
Görüşmelerin bir ateşkesi getirip getirmeyeceği ve yeni bir hükümet biçimi üzerinde uzlaşmaya yarayıp yaramayacağı belli değil; ancak bu yönde hem iki taraf hem de görüşmeleri planlayan ABD temsilcisi Zalmay Halilzad umutlu. Afganistan’daki mevcut yönetim modeli, 2001’de Taliban’ın sert İslami rejimini deviren Amerikan işgaliyle başlamıştı; ondan önce de 1979 Sovyet işgali yaşanmıştı.
Ancak Katar görüşmelerinin başlamış olsa da süreci eleştirenler, Taliban isyanının hâlâ hükümetin başına silah dayayabildiğini hatırlatıyor.
Barış görüşmeleri Cumartesi sabahı Katar’ın başkenti Doha’da sıkı güvenlik ve sıkı koronavirüs kısıtlamaları altında düzenlenen resmi törenlerle başladı. Devam eden isyancı saldırı tehdidi, onlarca yıllık kayıplar ve Afganistan’daki grupları zıt yönlere çeken yabancı güçler nedeniyle müzakerelerin her fırsatta tıkanacağı ve karmaşıklaşacağı endişesi hakim.
Barış görüşmeleri başlarken her iki tarafın da nerede durduğuna ilişkin tespitlerini aktaran New York Times yazarı Mujib Mashal, her şeye rağmen iki taraftan delegasyonların bir sürü ertelemeden sonra masaya gelmesini, nadir bir fırsat olarak değerlendirdi.

ABD’nin desteği ile
Afganistan Ulusal Uzlaşma Yüksek Konseyi başkanı ve Kabil heyetinin lideri Abdullah Abdullah görüşmeler devam ederken kendi tarafının “insani ateşkes” teklif ettiğini söyledi.
Abdullah, “Buraya 40 yıllık kanı durdurmak ve ülke çapında kalıcı bir barış sağlamak için iyi niyetle geldik. Mevcut çatışmanın savaş ve askeri yollarla kazananı yok; kriz halkın iradesine boyun eğmekle çözülürse kaybeden de olmayacak.” dedi.
Taliban adına konuşan siyasi lider Molla Abdul Ghani Baradar ise kendilerinin müzakerelere “tam bir samimiyetle” katıldığını söyledi ve her iki tarafı da sakin ve sabırlı olmaya çağırdı.
Doğrudan müzakereler, ABD’nin Şubat ayında Taliban’la Afganistan’da kalan askerlerini geri çekmeye başlaması ve Afgan hükümetine Taliban mahkumlarından beş binini serbest bırakması için baskı yapan bir anlaşma imzalamasıyla gündeme gelebildi. Taliban mahkumları, anlaşmanın bir parçası olarak Mayıs ayında serbest bırakılmaya başlanmıştı.
Taliban uzun zamandır gayri meşru gördükleri Afgan hükümeti ile doğrudan ve münhasır görüşmelerde bulunmayı reddettiği için Abdullah’ın heyetinde hükümet yetkililerinin yanı sıra muhalefet temsilcileri ve hükümet dışından isimler de yer aldı.
Hükümet tarafının 20 kişilik ekibinde üç kadın bulunuyor; bu, Taliban’ın iktidardan uzaklaştırılmasından bu yana Afgan kadınların eşitlik için nasıl mücadele ettiğinin göstergesi olarak da önem taşıyor. Kariyerleri, Afganistan’ın ataerkil kültüründe kadınların elde ettiği zorlu kazanımları yansıtıyor: Habiba Sarabi, bir Afgan eyaletinin ilk kadın valisiydi. Bir diğeri, dul bir anne olan Fawzia Koofi, Afganistan Parlamentosu başkan yardımcılığı için mücadele etmiş biri. Üüçüncüsü, Sharifa Zurmati, siyasete ve Parlamento’ya girmeden önce gazetecilik yapmış olan bir kadın.
Taliban ekibi, Amerika Birleşik Devletleri ile Şubat ayında anlaşmayı müzakere eden delegeleri içeriyor. Ancak yeni bir baş müzakereci de geldi Doha’ya: Son yıllarda Taliban’ın İslami mahkemeler ağına liderlik eden etkili bir din alimi olan Mevlevî Abdul Hakim Hakkani.

Savaşın maliyeti yüksek
Afganistan’da tarafların günlük toplam ölü sayısı çoğu kez 50 kişiyi geçiyor. İç savaş ülke ekonomisini de oldukça derinden etkiliyor. Çok fakir bir ülke olan Afganistan’ın 30 milyonu aşkın nüfusunun yüzde 90’ı günde iki dolarlık yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda.
Taliban adına konuşan yetkililer, 1990’larda kazandıkları yönetme deneyimine güvendiklerini ifade ediyor ve aradan geçen on yıllar boyunca süren savaşın müzakerecilerin uzlaşma kabiliyetlerini sınırlayarak daha katı bir isyancı kuşağını desteklemesinden korktuklarını belirtiyor.

Halilzad görüşmelerden umutlu
ABD’nin Afganistan barış elçisi Zalmay Halilzad, müzakerelerin arifesinde verdiği bir röportajda, Afgan taraflarının bir çerçeveye hızla ulaşmak için “halktan gelen baskıyı” hissederek hareket edeceklerinden umutlu olduğunu söylemişti (Halilzad ve Taliban’ın baş siyasi lideri Molla Abdul Ghani Baradar, Şubat ayında Doha’da ABD’nin geri çekilmesinin başlamasına izin veren anlaşmayı imzalamıştı). Halilzad şöyle konuştu: “Gerçekçiyim. Farklı kesimlerle görüştüm. Kalıcı bir ateşkesin kapsamlı bir paket gerektireceğini düşünüyorum. Ama neden şiddette önemli bir azalma, kalıcı olmasa da bir ateşkes olmasın? Elbette, acil kalıcı ateşkes olursa çok mutlu oluruz.”
Soğuk Savaş sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’dan Sovyet birliklerini çıkarmak için isyancıları finanse ettiği süreçte Amerikan hükümetine danışmanlık yapan Halilzad, ülkenin dengeye ve huzura kavuşması için görüşmelerin hala bir fırsat olduğunu söyledi. “Afgan trajedisi bir formül üzerinde anlaşmaya varamamak veya sonrasında ona bağlı kalmamaktan kaynaklanıyor” diyen Halilzad, şunları ekliyor: “Sovyetlerin ayrılmasından sonra geride büyük bir zafer vardı; zaferi Afganlar kazanmıştı. Dünyanın geri kalanı bundan çok faydalanmıştı; ABD tek süper güç oldu, Doğu Avrupa özgürleşti, Orta Asya özgürleşti. Ancak Afganistan parçalanmaya devam etti. Afganlar zaferi kazandılar ama sonrasını kaybettiler. Ama şimdi bir formüle ulaşmak için yeni şansları daha var. Bir grubun iradesini geri kalanına silah gücüyle dayatmak başarılı bir formül değildi. Afganistan’ın yakın tarihi cesaret verici değil, ancak alınan dersler onlar için öğretici olabilir.”
(Bu yazı, New York Times yazarı Mujib Mashal’ın yorumundan yararlanılarak yazılmıştır.)
Hakan Temiztürk

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir