Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Eylül 19, 2020

Politeizm veya Modern Şirk

Birçok ilahı rab olarak kabul eden politeist anlayış, beraberinde ruhi sıkıntıları da getiren çok tanrılı bir inanış şeklidir. Çok ilahlılık dediğimiz politeizmi sadece putçuluk şeklinde anlamak, kavramın anlam alanını daraltmak demektir. Klasik putçulukla politeizmi birbirine karıştıran kişiler çok tanrıcılığı doyasıya yaşarken kendilerini yine de çok ilahlı bir insan olarak görmezler. Hayatın yönlendirilmesinde etkin olan modernite, sahte ilahlar üretmek suretiyle şirkin kurumsallaşmasını sağladığı gibi, bu hayata adapte olan ve özümseyen Müslümanlar da müşrik olabildiklerinin farkında bile değildirler. Zira bu kişiler somut bir putun önünde secde etmemektedirler. Secde ettikleri; mutlak itaatle bağlanıp teslim oldukları sistemin kendisidir. Onların bu eksik ve yanlış anlayışlarının bir başka nedeni, Kur’an-ı Kerim’deki ‘rab’ ve ‘ilah’ kavramlarının anlamlarını bilmemekten kaynaklanmaktadır.

Kur’an-ı Kerim, birçok ilahı rab olarak kabul eden kişiyi ve onun ruh hâlini mecazi bir anlatımla şu ayet-i kerimede kendi mükemmel üslubuyla şöyle dile getirmiştir: “ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا رَّجُلًا فِيهِ شُرَكَاء مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِّرَجُلٍ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ “Allah bir örnek verdi: kendisi hakkında uyumsuz, geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd yalnızca Allah’adır. Hayır, onların çoğu mutlak hakikati bilmiyorlar.”[1]Ayet-i kerime, bir yönüyle şirkin seküler versiyonunu gösterdiği gibi bir yönüyle de Allah’tan başka birilerini rab olarak kabullenmenin insan hayatındaki kötü izlerini temsil hâlinde bizlere sunmaktadır. “Bu ayette verilen misalle taş ve topraktan yapılmış tanrıların kast olunmadığını açıklamakta fayda mülahaza ediyoruz. İşaret edilmek istenen, insanlara birbirinden çelişkili emirler veren ve kendilerine kulluk etmeleri için, onları kendi yanlarına çekmeye çalışan canlı mabutlardır. Dolayısıyla bu misalin taş ve topraktan yapılmış putlara ıtlak edilmesi mümkün değildir. İşaret edilmek istenen mabudlardan biri, insanı tatmin etmesi için çeşitli heveslere sevk eden kendi nefsidir. Diğeri kişinin kendi ailesidir, kabilesidir, milletidir, toplumudur, din adamlarıdır, liderleridir, kanun koyucularıdır, ticari ve iktisadi güçlerdir vs. Tüm bunlar insanı kendi yanlarına çekmek ve etkileri altına almak için çırpınmakta ve çoğu zaman birbirlerine ters düşen isteklerde bulunmaktadırlar. Herhangi birinin isteği karşılanmadığında, hemen ceza vermeye kalkışırlar. Elbette her birisinin de ceza verme yöntemi farklıdır. Biri kalbe sıkıntı verirken diğeri zelil etmeye çalışır, başka biri ilişkileri kesmekle tehdit ederken diğeri iflasa sürüklemekle korkutur, biri dini silah olarak kullanır, öbürü kanunlarla korkutmaya çalışır. Velhasıl insanın bu çıkmazdan kurtulabilmesi için bir tek çıkış yolu vardır. Bu da hâlisane bir kalple tevhide sarılmaktır. Yani, sadece bir tek olan Allah’a kulluk etmek ve onun dışındaki her şeyden kesilmektir.”[2]

[1] Zümer 39/29.
[2] Mevdudi, a.g.e, V, 104.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir