Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cuma, Aralık 4, 2020

Pandemi Günlerinde Eğitim-Öğretim Durdurulmalı Mı?

Pandemi, dünyada pek çok ülkede etkisini gösteren salgın bir enfeksiyon hastalığı demektir. Bu hastalık (virüs), insandan insana kolay ve çok hızlı bir şekilde geçtiği için kısa zamanda bütün dünyaya yayılmaktadır. Bu hastalığa yakalanmamak ve korunmak için mutlaka bulaşıcılığı engelleyici tedbirler almak gerekir.

Pandemi bütün dünyanın sorunu olduğu için, Dünya Sağlık Örgütü bu virüsle mücadele etmektedir. Tüm ülkelerde fark edilir edilmez önemli tedbirler alınmaya başlandı. Bütün kurum ve kuruluşlar çalışmalarını askıya aldı. Bunların en önemlilerinden biri de okullardı.

Türkiye’de pandemi sebebiyle okullar Mart ayı başında tatile girdi. Yeni okul dönemi (2020-2021) başlamasına rağmen okullar açılmadı ve halen açılıp açılmayacağı tartışılmaktadır.
Bir eğitimci olarak (tüm eğitimciler gibi) eğitim ve öğretimi çok önemli gördüğüm için ben de bu hususta görüşlerimi yazıya dökerek paylaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi, Pandemiden dolayı askıya alınan faaliyetler, Haziran ortalarından itibaren “yeni dönem” adı altında tekrar başladı. Eylül ayının başına geldiğimiz şu günlerde okulların dışında faaliyeti askıda olan hiçbir kurum ve iş kalmadı. Üstelik dünyada pek çok ülke okullarını açarak eğitim ve öğretime çoktan başladı.

Peki Türkiye’de niçin okullar açılmıyor, açılamıyor?
Yüzlerce, binlerce kalabalıkların olduğu eğlence yerleri, düğünler, plajlar, parklar, alışveriş merkezleri, çarşı pazarlar, kafeler, kahvehaneler, cenaze törenleri, taşımacılık hizmetleri vs. açık olmasına ve harıl harıl çalışmasına rağmen niçin okullar açılamıyor?

Halbuki okullar, bu gibi yerlere göre daha kontrol edilebilecek yerlerdir. Öğrencilerin başlarında öğretmenleri ve okul idarecileri bulunmaktadır. Bir disiplin içerisinde rahatlıkla eğitim ve öğretime devam edebilirler. Bunu başarmak çok zor olmasa gerek.

Şimdi deniliyor ki “uzaktan eğitim” veriyoruz. Uzaktan eğitim verilemez; ancak bazı bilgiler aktararak küçük çaplı bir “öğretim” yapabilirsiniz. Yani eğitim ile öğretim birbirinden farklıdır.
Eğitim, yüz yüze yapılan sosyal bir faaliyettir. Öğrenci okulda arkadaşlarından, öğretmenlerinden, idarecilerinden, hatta binanın bölümlerinden, araç gereçlerinden bile etkilenerek eğitimini alır.

Okul idarecileri ve öğretmenler, bilgi (öğrenim) verme dışında, öğrencinin hal ve hareketlerini, tutum ve davranışlarını izleyerek yanlış hareketlerini düzeltir, medeni (eğitimli) bir insan olarak yetişmesine katkı sağlarlar. Her konuda öğrencilere rol model/örnek olurlar. Böylece öğrenciler topluma yararlı birer insan olarak yetişmiş olurlar.

Eğitim ve öğretimde bir de fırsat eşitliğine dikkat edilmesi gerekir. Uzaktan öğrenimde on altı milyon öğrenciden yüzde kaçının teknik imkanları var? Kırsal kesimde ve imkansızlıklar içerisinde olanlar, geçim için tarlada, bahçede ailesine yardım edenler, simit satarak, boyacılık yapanlar EBA’yı vs. yi nasıl izleyip yararlanacaklardır? Bu konuda da yine her türlü imkanlara sahip olanlar ancak yararlanabileceklerdir.

Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak için esasen iyi bir fırsat doğmuştur. Baktığımızda köylerde ve kırsal kesimlerde Corona hastalığının yok denilecek kadar az olduğunu görürüz. Bu gibi yerlerde okullar bir an önce faaliyetlerine başlayabilirler. Bu bölgelerdeki okullar zaten -malum sebeplerden dolayı- hep gerideler, geri kalmaktadırlar. O bakımdan erken başlamaları çok önemlidir.

Okullarla ilgili yapılması gereken faaliyet, kontrol ve tedbiri elden bırakmamak kaydıyla açılabilecek okullar bir an önce açılmalı ve eğitim ve öğretime başlanmalıdır. Sınıflar gerekirse otuz kişiden on kişiye düşürülmelidir. Tam gün yerine, üç posta halinde (08, 11, 14 saatlerinde) öğrenciler okula gitmelidir. Dersler oldukça azaltılmalı ve günde sekiz saat yerine, dört saat olarak işlenmelidir. Hatta Cumartesi ve Pazar günleri de dersler verilerek geçen dönemin kayıpları telafi edilmelidir.

Özetle söylemek gerekirse, nasıl ki hastalıklardan dolayı hayat durdurulamıyorsa, okul faaliyetleri de durdurulamaz; zira geleceğimizin iyi bir gelecek olması için, okullara (eğitim-öğretime, iyi yetişmiş elemanlara) ihtiyaç vardır. Kaldı ki zaten çocuklarda kovid 19 virüsü kolay kolay bulaşmıyor. En çok güvende olanlar çocuklardır.

Bilinmelidir ki bir ülkenin geleceği, o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. O bakımdan Yetkililerden istirhamımız, -vakit kaybetmeden- iyi bir planlamayla harekete geçmeleri ve okulları bir an önce eğitim öğretime hazır hale getirmeleridir.

Selam ve muhabbetlerimle…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir