Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Eylül 26, 2020

“Kur’anda Salat” Adlı Videodaki Hatalar/Tahrifler

Bu, içinde onlarca hata ve tahrif bulunan bir video. Kur’anda namazın bulunmadığını anlatmaya çalışıyor. Ele aldığı tüm ayetleri bu amaç için yorumluyor. Elbette ki söylediklerinin hepsi yanlış değil ama önemli yanlışları ve tahrifleri var. Bunların hepsine tek tek değinmek vakit ister, buna vaktim yok ama birkaç örnek verebilirim. Şöyle ki;

Video ilk olarak ‘’es-salatın’’ önceki Nebilere/ümmetlere de emredildiğini ve bu nedenle bazı tahrifler yaşansa da -ritüel halinin, şekil-şemailinin- nesilden nesle intikal ettiğini görmezden geliyor. Bu durumu bildiren ayetleri yok sayıyor. İlaveten ‘’Kur’an, Bakara 170’de belirtildiği üzere anne-babamızın dinine körü körüne uymamızı yasaklar’’ diyor. Yani atalar dini uyarısını yanlış bir bağlama oturtuyor. Böylece Kur’anın çok önem verdiği TASDİK sistemini yok ediyor. Önceki Nebilerin takipçileri ile ilk muhatap toplumun arasını koparıyor (aslında vahyin bütünlüğünü parçalıyor) ki maksadına matuf uygun bir zemin elde etmiş olsun.

Oysa videoda delil gösterilen ayette de belirtildiği üzere Kur’an ‘’atalara uymayı’’ değil ‘’atalara körü körüne uymayı’’ yasaklıyor(2/170). Yoksa Kuran vahye/Kitaba tabi olan atalara uymayı niye yasaklasın? Aksine Kuran, vahyin bütünlüğü ilkesi gereğince -vahye tabi olan- atalara uymayı emreder. Nitekim Ali İmran 96 ve Nahl 16/123’te ‘’İbrahim’in milletine/dinine uyun’’ der ve İbrahim’i de ‘’ATANIZ’’ diye tanımlar;

‘’Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, ATANIZ İBRAHİM’İN DİNİ(gibi), O (Allah) bundan daha önce de bu (Kur’an’da) da sizi ‘Müslümanlar’ olarak isimlendirmiştir…’’(Hac 22/78)

Demek ki Kur’an vahye tabi olan -Müslüman- atalara uymayı değil yasaklamak, net bir şekilde emretmiş olur. Kur’anın yasakladığı şey, vahye aykırı davranan atalara uymaktır. Daha doğrusu ataları Allah’ın indirdiklerine/vahye itiraz gerekçesi olarak takdim etmektir (2/170). Kur’anın yasakladığı budur.

‘’İbrahim’in milletine/dinine uyun’’(3/95;16/123) diyen ayetlerdeki ‘’millete İbrahim’e’’ ifadesini ister ‘’İbrahim’in milleti’’ olarak anlayalım, ister ‘’İbrahimin dini/inanç sistemi’’ olarak, Kur’an sonuçta 22/78’de ATA olarak nitelediği İbrahim’in yoluna uymayı emretmiş oluyor. Kur’an bunu vurgular, çünkü İbrahim as da oğulları İsmail ve İshak nebi de hem Mekke’lilerin hem ehli kitabın atasıdır. Dolayısıyla Kur’an vahye tabi olan -imanlı- atalara uymayı yasaklamaz, bilakis emreder ve bunu cennetle ödüllendirir;

‘İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (imanlı atalarına uyanlar) var ya, işte biz onların nesillerini de kendilerine katacağız. Kendilerinin amellerinden de bir şey eksiltmeyeceğiz…’’ (Tur 21)

Gelelim diğer hatalara/tahriflere. Videonun sonunda şöyle deniyor;
‘’Aksine, Salat kelimesi, yakından takip etmektir. Ve Kur’ana göre salat; Allah’ın emirlerini takip etmek olduğu gibi, Salat Dönemlerini de sürdürmektir. Aynı zamanda rüku’nun Allah’ın emirlerine teslim olmak ve secdenin, Allah’ın emirlerine boyun eğmek olduğunu öğrendik. İşte bu, benim yaptığım araştırma sonucu Kur’andan anladığım kadarıyla salatın anlamıdır’’

Görüldüğü üzere videoda ‘’salat’’ ile ‘’es-salat’’ arasındaki fark yok edilmekte ve her ikisine de Kur’an sistematiği yok sayılarak isteğe uygun manalar yüklenmektedir. Ama buna rağmen ‘’Kur’ana göre salat; Allah’ın emirlerini takip etmek olduğu gibi, Salat Dönemlerini de sürdürmektir.’’ denilmektedir. ‘’Salat Dönemleri’’ için de sabah ve akşam namazının vakitleri tarif edilmektedir (güneşin doğuşundan önce ve batışından sonraki vakitler). Bunun için de Hud 114 ve İsra 78 ayetleri delil gösterilmektedir.

Oysa İsra 78, ’’dulûki-şşems’’ten yani güneşin tepeden kaymasından/zeval vaktinden ‘’ġaseki-lleyl’’e kadar yani gecenin karanlığına kadar es-salatı ikame et, bir de fecrin yoğunlaşmasında’’ diyor. Bu, ‘’es-salatı öğleden gecenin karanlığına (yatsı vaktinin sonuna) kadar/öğle ile gece arasında ikame et, bir de sabah vaktinde’’ demektir. Ayet Nebinin şahsında hepimize hitap eder.

Videoda ise bu ayetteki ’’dulûki-şşems’’ ifadesi güneşin batması şeklinde tercüme edilmiş. Oysa Kuran güneşin doğması için ‘’tulû’i-şşems’’ ifadesini, güneşin batması için de ‘’ġurûb-(iş-şems)’’ ifadesini kullanır(20/130;50/39). Yani ‘’dulûki-şşems’’ ifadesine güneşin batması manası verilemez. Bunun hiçbir delili yoktur. Bu açık bir tahriftir. Ama ne yazık ki yapılmıştır.

Videoya göre ‘’Kur’an salatı gecenin başında ve sonunda ikame edin’’ diyor, yani gündüzün aydınlığında (sabahtan akşama kadar) salatın/es-salatın ikame edileceği bir zaman bulunmuyor, es-salat günde sadece iki vakitte ikame ediliyor; güneş doğmadan önce ve battıktan sonra’’!

Oysa Cuma 9,10 ayeti ne diyor? ‘’es-salat için çağrıldığınızda alış verişi/ticareti bırakın ve Allah’ı zikre koşun, es-salat ikame edilince de dağılın ve Allah’ın fazlından arayın/işinize bakın’’ Demek ki insanlar es-salat için çağrıldıklarında ticaretle uğraşıyor ve/veya alış veriş yapıyorlar. Çağrı böyle bir vakitte (gündüz) yapılıyor. Ve es-salatı ikame ettikten sonra da yine işlerine dönüyorlar. Yani bu çağrı gündüz yapılıyor(bu es-salat gündüz ikame ediliyor). Zira Kur’anın nazil olduğu (elektriklerin bulunmadığı) bir dönemde insanların ticareti/alışverişi gündüz değil de akşam karanlığında yaptıkları söylenemez.

Yine videoda deniyor ki; ‘’(Kur’anda es-salat için)adım adım detaylandırılmış bir liste veya bir pasaj olmasını bekleriz.’’ Ama yok (denmek isteniyor). Oysa özet bilgiler de var detaylandırılmış liste/pasaj da ama görmek isteyene. İşte şunlar mesela;

Taha 14 ‘’es-salatı beni anmak için ikame et’’, Cuma 9,10 da ‘’es-salat için çağrıldığınızda Allah’ı anmaya koşun… es-salat ikame edilince de dağılın’’ diyor. Demek ki es-salat Allah’ı anmak için ikame edilir, yani “ikametus-salat=Allah’ı anmak’’
Peki Allah’ı nasıl anacağız? Bakara 239 ‘’Beni, benim size öğrettiğim gibi anın’’ diyor. Ve Nisa 101-103 de bunun (Allah’ı anmanın/kametus-salatın) çok önemli olduğunu, savaş halinde bile terk edilmemesi gerektiğini, kısaltılarak da olsa tek secdeli olarak ikame edileceğini söylüyor (demek ki normalde en az 2 secdeli/2 rekatlı olacak) ve şöyle devam ediyor;

‘’Es-salatı ikame ederken Allah’ı anın/zikredin, kıyamda, kuudta/oturuken ve ala cunubikum/yanlarınız üzere iken’’(Nisa 4/103)’’ İşte size tek bir ayette es-salatın tüm rükünlerini ihtiva eden bir pasaj/liste; es-salat ikame edilirken Allah anılacak/zikredilecek, bu hem kıyamda/ayakta iken, hem kuudta/otururken hem de ala cunub halde yapılacak. Ne demek ala cunub(ikum)? Lafız olarak ‘’yanlarınız üzerinde iken’’ demek, insan yatarak namaz kılmadığına göre demek ki burada rüku ve secde kast ediliyor, çünkü rükuda ve secdede yanlarımız/ellerimiz üzerinde oluruz; rükuda eller dize, secdede eller yere değer.

Demek ki Kur’an es-salatın Allah’ı anmak/zikretmek olduğunu ve bunu hem kıyam halinde hem kuud halinde hem de rüku ve secde halinde yapmak gerektiğini söylüyor. Ama görmek istemeyenler bunları te’vil ediyorlar ;‘’oradaki secde fiziksel secde değil, Allah’ı zikr, zikr değil, vs…’’ Bakın mesela videoda Nisa 101-103 nasıl tahrif ediliyor? Bunu göreceğiz ama önce bu ayetleri biz tekrar bir hatırlayalım;

‘’Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer kâfirlerin size zarar vermesinden korkarsanız, ES-SALAT’ı kısaltmanızda sizin için bir günah yoktur, çünkü kafirler sizin açık düşmanınızdır. Eğer sen onların içinde iken onlara ES-SALAT’ı ikame ettirirsen onlardan bir tayfa seninle birlikte kıyama dursun. Ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Onlar secde edince SALAT’a katılmayan diğer tayfa arkanızda dursun. Sonra –SALAT’a katılmayan- diğer tayfa gelsin ve seninle birlikte SALAT etsin(yusellu). Korunma tedbirleri ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Çünkü kâfirler sizin silah ve mühimmatlarınızdan dolayı gafil olmanızı isterler ki size ansızın bir baskın yapabilsinler. Eğer yağmur nedeniyle bir zorluğunuz varsa veya bitkin/yorgun iseniz silahlarınızı bırakmanızda bir günah yoktur ama -siz yine de- tedbirinizi alın. Çünkü Allah kâfirler için -sizin üzerinizden- alçaltıcı bir azap/hezimet hazırlamıştır. ES-SALAT’ı kaza/eda ederken, KIYAM’da, KUUD’da/otururken ve YANLARINIZ ÜZERİNDE (rüku ve secdede) ALLAH’I ZİKREDİN/ANIN (1). Güvene kavuştuğunuzda da ES-SALAT’ı İKAME EDİN. Çünkü ES-SALAT müminler üzerinde vakitleri belirli/sınırlı(olan bir görev)dir.”(Nisa, 4/101-103)


Videoda önce SEN şeklinde tekil bir zamirle hitap edildiği ama sonra ONLAR SECDE EDİNCE şeklinde çoğul zamire geçildiği söylenerek Nebinin bu secdeye katılmadığı, buradaki secdenin fiziksel secde olmadığı -bunun teslimiyet manasına geldiği- iddia ediliyor. Ve şöyle deniyor; ‘’Savaş sırasında salat dönemlerinin nasıl uygulanacağından bahseder. Kısacası savaş sırasındaki Salat Dönemleri dönüşümlü yapılıyordu. Bir grup gelecek, Allah’ın mesajını duyacak, mesaja boyun eğecek, ayrılacak ve diğer bir grup gelecek ve aynı şeyleri tekrarlayacaklar. Bir sonraki ayette, 103’de ‘’Güvendeyseniz salatı ikame edin, şüphesiz Salat, iman edenler için vakitleri belirlenmiş bir Kitap’tır’’ denmesinin sebebi de budur.’’

Burada açık bir gölgeleme var. Çünkü ayetin başında ‘’onlara ES-SALAT’ı ikame ettirirsen onlardan bir tayfa SENİNLE BİRLİKTE kıyama dursun’’ deniyor(me’ake). Yani Nebi ve askerlerden bir bölüm birlikte kıyama duruyorlar. Ama secde konusu gelince fail yayfalar olduğundan zamir de değişiyor. Neden? Çünkü yer değiştiren, dönüşümlü olarak secde edenler onlar da ondan. Burada anlatılan budur. Bu durum tıpkı şu ifadelere benzer (bunun bir teşbih olduğu unutulmasın);

‘’Ali, SEN takıma kaptanlık et ve forvette oyna, takım olarak hep birlikte maça asılın, pres yapın, ilk yarıda ofansta oynayanlar, ikinci yarıda defansa çekilsin, ONLAR defansa çekilince defanstakiler de ofansa geçsin, hep birlikte sıkı mücadele edin…’’ Şimdi SEN ve ONLAR ifadesinin bulunduğu bu paragrafa göre takım kaptanı Ali maça katılmamış mı oluyor?.

Videoda deniyor ki ‘’Bir grup gelecek, Allah’ın mesajını duyacak, mesaja boyun eğecek, ayrılacak ve diğer bir grup gelecek ve aynı şeyleri tekrarlayacaklar.’’ Secde bu imiş. Eğer secde bu ise Allah’ın mesajını tüm askerler birlikte dinleyebilir ve hepsi birden boyun eğebilirlerdi, ama bunu yap(a)madılar. Neden? Buna mani olan ne var ki? Çünkü bu bildiğimiz fiziksel secde de ondan. Bu nedenle dönüşümlü yapıyorlar, bir güvenlik zaafiyeti yasanmasın diye.
Ayrıca secde mesajı duymak ve teslimiyet ise kısaltılmış secde/salat nasıl oluyor ki? Tam secde/salat kaç mesaj, kısaltılmış secde/salat kaç mesaj? Kur’anın neresinde böyle bir kıstas var?

Videoda 103. Ayetin sonundaki ’Es-salatı ikame ederken Allah’ı anın/zikredin, kıyamda, kuudta/oturuken ve ala cunubikum’’ ifadesi atlanıyor (gizleniyor?) ve deniyor ki; ‘’Bir sonraki ayette, 103’de ‘’Güvendeyseniz salatı ikame edin, şüphesiz Salat, iman edenler için vakitleri belirlenmiş bir Kitap’tır’’ denmesinin sebebi de budur.’’

Ayetteki ‘’İnne-ssalâte kânet ‘alâ-lmu/minîne kitâben mevkûtâ’’ ifadesini ‘’Salat, iman edenler için vakitleri belirlenmiş bir Kitap’tır’’ şeklinde çevirmek nasıl bir şey? Oysa ‘’kitâben mevkûtâ’’ ‘’vakitlice yazılmıştır’’ demek, vakitleri belli olan(bir görev).

Videoyu hazırlayanlara göre Nebi-Resul Nisa 102’de askerlere Allah’ın mesajlarını okuyor ve onlar da bu mesajlara boyun eğiyorlar ve es-salatı bu şekilde ikame etmiş oluyorlar.!
Oysa Kur’an Resulün mesajları okuma faaliyetine birçok ayette değiniyor zaten. Ve buna TEBLİĞ diyor, es-salat değil. Ve hatta bu Resulün yegâne görevi -Resul olarak yaptığı yegane görev- olarak tanımlanıyor(TEBLİĞ, 5/67,99;24/54;16/35). Ve onun bu TEBLİĞ görevi, AYETLERİ OKUMAK, KİTABI VE HİKMETİ ÖĞRETMEK(2/129,151;3/164) ve BEYAN(16/44) şeklinde detaylandırılıyor. Ama hiçbir ayette TEBLİĞ ile ES-SALAT (ikamesi) ilişkilendirilmiyor. O halde videoyu yapanlar TEBLİĞİ neye dayanarak ES-SALATIN İKAMESİ olarak ifade ediyorlar. Bunun hiçbir delili yok. Bu tamamen kural dışı yapılmış -zorlama- bir yorum.

Mesela ‘’salat’’ ifadesi destek manasında Nebi için de müminler için de zikrediliyor, hatta Allah için de(33/43,56). Ama ‘’ES-SALAT’’ ve ‘’İKAMETUS-SALAT’’ farklı bir şey. Öyle olmasa idi BİRR/İYİLİĞİN listelendiği Bakara 177’de müstakil bir fiil olarak şu şekilde listelenmezdi;

‘’İyilik, yüzlerinizi doğuya veya batıya doğru çevirmeniz değildir.
Asıl iyilik o kimsenin yaptığıdır ki;
Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve nebilere inanır,
Ve sevdiği mallardan,
Yakınlarına,
Yetimlere,
Yoksullara/Çaresizlere,
Yolda kalmışlara,
İsteyenlere/İhtiyaç sahibi olanlara,
Kölelere/boyunduruk altında olanlara verir/onlar için harcar,
Salatı ikame eder,
Zekâtı verir,
Antlaşma yaptığı zaman da sözlerini tutar,
Sıkıntılı ve zor zamanlarda sabreder, baskılara karşı dirençli olur.
İşte özü sözü doğru olan -sadıklar- bunlardır,
Ve erdemli olan -müttakîler- de bunlardır.’’ (Bakara 177).

Görüldüğü üzere Kur’anın emrettiklerini özetleyen bu ayette yirmiye yakın somut emir/tavsiye var.
Ve bunların hepsi de somut bir eyleme tekabül ediyor; Yetimlere, yoksullara vermek ve anlaşmalara uymak gibi. Ve bu emirlerden biri de es-salatı ikame etmek. Bunun somut bir eylem/fiil olduğu açıktır. Çünkü ayetteki tüm emirler somut bir eylemdir. Buna ‘’mesajların okunması ve onlara teslimiyet’’ şeklinde genel bir mana yüklenemez.

Ve son soru/tespit:
Videoyu hazırlayanlara göre ikametus-salatın vakitleri gecenin başında ve sonunda yer aldığına ve gündüz de bu amaçla tayin edilmiş bir vakit bulunmadığına göre ve ikametus-salat da mesajların okunması olduğuna göre; Resulullah 23 yıl boyunca gündüzleri susmuş ve tüm ayetleri akşam güneş battıktan sonra mı tebliğ etmiştir? Yani Elçi bütün tebliğ faaliyetlerini akşam güneş battıktan sonra ve sabah da güneş doğmadan önceki kısıtlı vakitlerde mi yapmış? Erkeklere, kadınlara, yaşlılara, gençlere, herkese…

Aynı görev (ikametus-salat) bize de yüklendiğine göre bugün bizler bu görevimizi (yani mesajları tebliğ!) sabahtan akşama kadar -gündüz- hiç yapmayacak, örneğin işyerindeki arkadaşlarımıza, sosyal çevremize vs Kurandan hiç bahsetmeyecek ve bunu sadece akşam güneş battıktan sonra ve bir de sabah güneş doğmadan önce mi yapacağız? Ve kime yapacağız? Sadece kendimize mi?

Rabbim, yalnızca sana ibadet/kulluk eder ve yalnızca senden yardım dileniriz, Sen bizi doğru yoluna hidayet et…

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir