Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Çarşamba, Ekim 21, 2020

İYİ Parti’nin Geleceği ya da “Kurultay Sonuçlarını” Nasıl Okumalıyız?

Haziran 2015’ten sonra, “Milliyetçi Merkezin” tek temsilcisi olan MHP, “Dindar Merkezin” en güçlü temsilcisi AKP’nin lideri Erdoğan’ı, “kararlaştırılmış ortak güç merkezinin direği” yapmaya karar verdi.

Ya da, müştereken “Milliyetçi-Dindar Merkez” oluşturulmaya karar verildi.

Ve böylece belirlenmiş “karar” çerçevesinde, Kasım 2015 seçimlerine girildi.

AKP, Haziran 2015’te % 41 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te % 50’lere ulaştı. MHP ise; Haziran 2015’te % 16 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te %12’ye geriledi.

Devlet Bahçeli; “devletin bekası için” partisinin geleceğini de Erdoğan’ın başarısına bağlamış oldu.

Bahçeli’nin yeni stratejisi; “Erdoğan’ın mutlaka iktidarda tutulması” ya da “Erdoğan liderliğinde devletçi bir siyaset etrafında kilitlenilmesi” olarak özetlenebilir.

Ortaya “Milliyetçi-Dindar-Devletçi-Güvenlikçi” bir “koalisyon” ortaya çıktı.

Bahçeli’nin “MHP ve onun Liderliğini” Erdoğan etrafında konumlandırması da, MHP tabanında tartışmaları beraberinde getirdi. Kimileri “Devlet beyin vardır bir bildiği” diyerek bu kararı destekledi, Erdoğan’ın siyasetini onaylamayan MHP’li çoğunluk ise “yeni lider” arayışına girdi.

Meral Akşener de bu dönemde “siyasi lider” olarak ortaya çıktı ve “sivrildi”.

MHP Genel Başkanlığına talip olduğunda, Türkiye’deki “muhalif kitleleri heyecanlandıran kadın lider Meral Akşener”, kamuoyu yoklamalarında % 14-16 civarında bir “teveccühe” sahipti.

Polis barikatları önünde, parmaklıklara tutunmuş fotoğrafını unutmam.

Toplumsal muhalefetin “ümidi”, çıkış yolunun yeni “deniz feneri” gibiydi.

MHP Kurultayında kazanmasına rağmen, AKP’nin “yargı üzerindeki etkisi” devreye sokuldu, Cemal Enginyurt’un daha sonra “itiraf” ettiği gibi, kurultay yasal saydırılmadı, iptal ettirildi.

Akşener ve arkadaşları da İYİ Parti’yi kurarak, siyasete yeni bir partide devam etme kararı aldı.

Her yeni partinin kuruluş aşamasındaki iddiayı Meral Akşener de ortaya koydu. “Biz Merkez Partisiyiz” diyerek, Türk siyasetinin merkezine talip olma stratejisini benimsedi. Ekim 2017.

Ancak; ne kadroların, ne de ortaya konan fikirlerin, “merkezle” alakası yoktu. Sosyal hadiselere tek pencereden bakan, ırkçılık derecesinde Türkçü, dini değerleri “bayram namazı kılmak zanneden” ulusalcı, Kürt meselesini “ordu çözer” diyen güvenlikçi, eski DYP çizgisinden gelen “tabanı kalmamış vitrinlikler”, ülkücü mücadelenin içinden gelmiş bir ekipler, yani “karma karışık” bir kadrosu vardı, Meral Akşener’in.

Meral Akşener’in “parası” da yoktu. Parti, emekli maaşları, alınan borçlar vb. ile yürütülmeye çalışılıyordu.

Maddi sıkıntılar ve “Akşener’in üzerinde oynana oyunlar” Akşener’i çıkmaz sokaklara itmiş ve bize anlamsız görünen bu tür kararları da almış olabilir.

Ancak, “toplumsal muhalefete” liderlik etmesi beklenen liderin; yönünü kestiremediğini, siyaset stratejisini netleştiremediğini, parti içi güç dengeleri arasında savrulduğunu da söylemeliyim. Akşener’in borçlarını ödeyebildiğinde “şimdi kendimi genel başkan hissettim” sözünü unutmam. Hakkını teslim etmek gerek, gerçekten zor günler yaşadı.

Haziran 2018 seçimlerinde; MHP % 11, İYİ P ise % 10 oy aldı. Devlet Bahçeli, hem “Erdoğan’ı başkan seçtirdi” hem MHP’nin oy oranını korudu.

İYİ P’nin aldığı oyların; % 4’ünün MHP’den, % 3’ünün CHP’den, % 1’inin AKP’den, % 1 kadarının ise merkez sağ oylardan olduğu değerlendiriliyor analistlerce. MHP’nin de; AKP’ye giden eski MHP’li oyları geri alarak, eksiğini tamamladığı belirtiliyor.

İYİ P; milliyetçiliğe ve laikliğe önem veren, şehirli-daha ziyade sahil şehirlerindeki, bir seçmen kitlesine oturdu. MHP ise; dindar milliyetçi, kasabalı milliyetçi, Orta Anadolu profilli milliyetçi-dindar zeminine oturdu.

Bu seçim sonuçları ve oluşan seçmen profili, Meral Akşener için ne anlam ifade etmeliydi?

Meral Akşener’in sonraki duruşuna ve siyaset tarzına baktığımızda, Mart 2019 yerel seçimleri gibi, “bir ayağı milliyetçilikte olan bir merkez sağ parti olma” çizgisinin korunduğu görülüyor. Parti kadroları da bunu yansıtıyordu.

İYİ P; arzu edildiği ölçüde, merkez sağa yerleşemedi. Ya da eskinin merkez sağı dağıldığı için, bu tür seçmen bulamadı. CHP’li ve şehirli MHP’lilerle sınırlı gözüktü.

Kürtlerden anlamlı bir oya da ulaşamadı Meral Akşener. “Merkez sağı da temsil etmenin” en önemli siyasi karakteristiklerden biri olan, “Kürt meselesine çözüm üretilmesi” konusunda Akşener, yeteri kadar “cesaretli” olamadı. Bu konuda “arka kapı siyasetini” tercih etti. MHP’nin baskısını hep üzerinde hissetti.

AKP-MHP ve Ulusalcılar koalisyonunun, 2018 yılından bu yana, Türkiye toplumuna enjekte ettiği “milliyetçi-devletçi söylem”, ister istemez toplumda “milliyetçi eğilimleri” artırdı.

Bazı araştırmacılar; “iyi bir milliyetçi liderlik ile”, söz gelimi “Süleyman Soylu” gibi bir figürle, % 25’lere ulaşacak bir “milliyetçi-devletçi siyaset” tabanının varlığından söz etmekte.

Burada şunu ifade etmek gerekir. “Milliyetçilik” her toplum için çok önemli. Küresel entegrasyonun arttığı günümüzde dahi, “milliyetçiliğin sağlayacağı, küresel yarışta yer alma duygusu” henüz gelişmemiş ülkelerde bir manevela işlevi görüyor.

Ancak; bunun nasıl bir milliyetçilik anlayışı olacağı çok önemli.

Türkiye gibi, “imparatorluk bakiyesi toplumlarda” söz konusu milliyetçiliğin çok iyi tanımlanması gerekir. Toplumun bir kısmını ayrıştırabilecek “zehirli milliyetçiliklerden” kaçınmak şart. Toplumun tamamını kucaklayıcı “pozitif milliyetçilik”, toplumun bütün katmanlarına, ortak hedefler verebilecek “müşterek vizyonlu milliyetçilik” anlayışı önemli.

Etnik bir tanımlama olmamalı. “Türk Milliyetçiliği”, “Atatürk Milliyetçiliği” gibi, toplumun bir kısmı tarafından “benimsenmeyecek” tanımlar yapılmamalı.

Yazının konusu bu olmadığı için, “nasıl bir milliyetçilik” meselesini sonraya bırakalım.

Gelelim Meral Akşener konusunda duyulan bazı tereddütlere.

–          “Meral Akşener, Cumhur İttifakı’na katılacak mı, Millet İttifakı ile yola devam mı edecek?”

–          “Meral Akşener, devleti mi önceleyecek, milleti mi?”

–          “Meral Akşener, Kürt meselesinin çözümünde; güvenlikçi çözümden mi, sosyolojik çözümden mi yana?”

–          “Millet İttifakının ortak cumhurbaşkanı adayına razı olacak mı, kendi adaylığında ısrar edecek mi?”

Yukarıdaki belirsizlikler, Meral Akşener’in gideceği istikamet konusunda şüpheye düşülmesine neden oluyor.

İYİ P; “milliyetçi-devletçi mi”, “demokrat-toplumcu mu” olacak?

Akşener’in duruşu tam kestirilemiyor. Ne toplumdan, ne de devletten ayağını çekiyor. İki ayağı farklı yerde.

Partinin kadroları da bu iki ana istikameti yansıtan özellikler taşıyor.

“Milliyetçi-Ülkücü-Devletçiler” ile “Demokrat-Toplumcular” iki güçlü grubu oluşturuyor. Ancak İYİ P’nin milliyetçi tabanının “daha demokrat olabileceği” işaretleri olduğunu belirtelim.

Son kurultayda, merkez sağdan gelen, yüzleri topluma ve demokrasiye daha dönük olan grup, milliyetçiler tarafından tasfiye edildi.

Bu tasfiye; sıradan “particilerin ayak oyunu mu?” yoksa, Meral Akşener’in bilinçli bir tercihi mi, bilemiyorum. Kulis yazılarına baktığımda, Meral Akşener’in bilinçli tercihi olduğu gözüküyor.

Biz, bilinçli bir tercih olduğunu varsayarak, analizimizi sürdürelim.

İYİ Parti; bundan böyle “milliyetçilerin otağı” olacaksa, parti omurgası “devletçi bir çizgiye oturtulmuş” anlamı da taşıyabilir. Bu da bizi “Akşener, Erdoğan’a destek verecek” sonucuna sürükler. Bu olabilir mi? Olabilir.

Milliyetçiler; “toplumcu milliyetçilik” ile “devletçi milliyetçilik” arasında bir tercih yapabilirler ve bu partiye başka bir anlam katabilir, MHP’ye kıyasla.

Akşener’in “devletçi yüzü” olduğunu düşünmüşümdür. Demokrasi adına da hep bundan endişe duymuşumdur.

Akşener’in İYİ P kadrolarını “daha fazla milliyetçileştirmesi” başka anlamlar da taşıyabilir. Bu ihtimali de hiç yabana atmamak gerek.

Millet İttifakı’nın hedefi; “Cumhur İttifakı’nı zayıflatmak” ve “Millet İttifakı’nı iktidara taşımak”. Yani, halen siyasi bloklaşmadaki güç mücadelesi böyle kurgulanmış durumda.

Türkiye’nin en kötü zamanları yaşamasına rağmen, Cumhur İttifakı’nın bileşenlerinin oyları belirli bir seviyenin altına indirilemiyor. Toplamları, ortalama % 44-46 arası. CHP’nin oyları % 25-26’yı geçemiyor. Millet İttifakı, HDP’yi ittifaka alamıyor. Gelecek Partisi ve Deva Partisi beklenen atılımı yapamadı, ikisinin toplamı % 4-5’lerde. Saadet Partisi’ne AKP’den anlamlı bir seçmen kayması gerçekleşmiyor. Bu durumda Millet İttifakı’nın % 50 artı biri bulması mucizelere bağlı. Çokluğa rağmen iktidar olamayabilirler.

İşte bu noktada, başka bir oyun planı işe yarayabilir.

Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı daha fazla eritilemediğine göre (AKP’nin kemik oyları % 30’un altına inmiyor), “Küçük ortağın üzerine oyna” taktiği, işe yarayabilir.

Devlet Bahçeli’nin iyice yaşlanmış olması da bu taktiğin uygulanmasını kolaylaştırabilir.

Türkiye genelinde % 20’lere yakın “milliyetçi oy tabanı” var. Bu oyların önemli bir kısmı İYİ P’de toplanabilir. Bunun için İYİ P’nin daha fazla milliyetçileştirilmesi işe yarayabilir.

Milliyetçi görünümü artırılan İYİ P ile MHP tabanını eritmek.

İYİ P’nin iktidar olma şansı arttığında, benim hiç şüphem yok, daha çok “milliyetçi” Meral Akşener’in yanına gelecektir. Bu Cumhur İttifakı’ndan en az % 5-6 daha oy koparabilmek anlamı taşır. Cumhur İttifakı % 38-40’lara düşer, iktidardan gideceği ortaya çıkacağı için AKP’deki çözülmeyi de tetikler.

Meral Akşener’in “yeni stratejisi” bu mu? Yoksa benim “hüsnü kuruntum mu?” Açıkçası emin değilim.

İYİ P bu yolla kendi oy potansiyelini % 15 ve üzerine taşıyabilir. İYİ P, “toplumcu-milliyetçi” çizgi benimseyerek, milliyetçilik de daha pozitif bir çizgiye çekilmiş olur.

“Toplumcu-Milliyetçilik” ile ırkçılıktan uzaklaşılır, toplumun tamamına hitap edilmeye gayret edilir.

En önemlisi ise, Millet İttifakı; hem cumhurbaşkanlığını, hem de parlamento çoğunluğunu “garantiler”.

Meral Akşener’in, “devletçi-milliyetçi” veya “toplumcu-milliyetçi” tercihi, nerede duracağını da belirleyecektir.

Benim kanaatim, Akşener “toplumcu-milliyetçi” bir çizgiyi tercih edeceği yönünde.

Ancak “devletçi-milliyetçi” bir çizgiyi tercih etmesi de ihtimalden uzak değil.

Kaynak: adelinasfishta.blogspot.com

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir