Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Perşembe, Eylül 24, 2020

İbrahim Antlaşmasının Teo-Politik Kodları

1. Bugün (20 Eylül 2020), ABD başkanı Trump’ın baskısı altında Beyaz Saray’da İsrail ile iki körfez ülkesi, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ortak ata kabul ettikleri Hz. İbrahim’den mülhem ile “İbrahim Antlaşması” adını verdikleri bir pakta imza attılar. Evanjelik saplantıları olan Trump bu antlaşmadan 13 Ağustos 2020 tarihide ilk kez bahsetmişti. Trump bu günkü imza töreninde ise antlaşmayı “ onlarca senelik ihtilaflar ve bölünmelerden sonra tarihin seyrini değiştirecek nitelikte” diyerek övdü. Trump, Yahudiler ile Arapların ortak atası İbrahim’in anahtar rolde olduğunun bilincinde. BAE ve Mısır günümüzde bilhassa dinlerarası diyalog faaliyetlerinde Vatikan’ın ekmeğine yağ sürecek inisiyatifler almaktalar

2. Bu arada Papa Francesco 3 Ekim 2020 tarihinde İtalya, Assisi’de yeni bir metni tüm dünyayla paylaşacak. Bundan önce Lumen Fidei (2013), Laudato Si (2015) ve son olarak da Fratellenza Umana (2019) gibi misyonerlik kokan diyalog vurgularıyla ile gündeme gelmişti. Bunlardan sonuncusu Mısır Ezher’in de imzacı olarak siyasete soyunduğu “İnsan Kardeşliği” (Fratellanza Umana) adlı papalık belgesinde Papa hedef tahtasına Müslüman fundamentalistleri, tradisyonalistleri ve integralistleri oturtup aslında tüm Müslümanlara baskı kurmak üzere politik bir duruş göstermişti. Mısır (Sisi), bilhassa piyon gibi kullandığı Ezher şeyhi ve Baş Müftüsi aracılığıyla İslam dünyasının başına yeni çoraplar örerek aslında İsrail’in ekmeğine barış yağı sürmekte. Papa’nın “Tüm Kardeşlere” adıyla paylaşacağı bu metinde politik açıdan Ortadoğu’ya teolojik açıdan tüm Müslümanlara yönelik ekonomi, ekoloji ve eşitlik temaları ile İsrail’le yapılan barış antlaşmalarına yeni kulvar açacak görünüyor.

3. İsrail cephesine göre bu bir tür Arap Dünyası dengelemesi ( Muvazene) sayılabilir. Arap kabileci etnik sosyolojisine ait bir kavramdan yola çıkan İsrail tarafı için bu bir kültürel yakınlaşma addedilebilir. Ancak daha önemli olan şey, bu antlaşmanın İsrail’in hayati varlığı için olumlu, politik çabaları için doğal ve geleceği için ayakta kalma başarısıdır. İsrail medya cephesine göre bu bir tür bedevi tekerleme zihniyetini kırmaktır; ben kardeşime karşıyım; kardeşim ve ben kuzenime karşıyız; ben ve kuzenim yabancıya karşıyız”. İsrail tarafı bu “Arap ağızbirliğinin” Hiyerarşiye dayalı Arap kabileciliğini de yavaş yavaş kırıp onları modern sosyolojik bir yapıya doğru iteceğini düşünüyor. İsrail muhalefeti hatta iktidar koalisyonundaki Benny Gantz, yeni yerleşim yerlerini sekteye uğratabileceği endişesiyle bu antlaşmaya karşı olduklarını açıkladılar. Netanyahu ise gri tonlara sahip bu yeni antlaşmanın Trump baskısı ile ortaya çıktığını kabul etmekte. Ama gene de “Ortadoğu’daki İsrail dostlarına selamun aleyküm ve Şalom (İbranice selam) diyorum” diyerek sevincini dile getirmekte.

4. Jerusalem Post gibi etkin Yahudi gazetesine göre Trump, başkanlık seçimlerine yatırım yapmakta ama seçmen için ekonomik kaygılar hala öncelikli durum. Gazeteye göre bu Yahudiler için teopolitik bir jargon ile “beklenen müjde, büyük haber hatta ilahi bir nimet” gibi olmalı. Hatta Yahudi gazetesine göre bu tek taraflı bir avantaj görünüyor; İsrail’in toprak ilhakları devam edecek, Filistin meselesi İsrail aleyhinde olmadan statik beklerken İsrail hep kazançlı çıkmakta

5. Körfez Ülkeleri, İsrail adına önemli adımlar atmakta ve bu dengeli antlaşmayı sürekli diri tutmak adına Abu Dabi’nin öncülüğüne muhtaçlar. Hatta bu üç ülkeyi takip ederek diğer Körfez ülkeleri de bu antlaşma sayesinde, İsrail’den ileri teknoloji transferi, savunma sistemleri ve tarım geliştirme programlarına sahip olacak buna karşılık İsrail’de büyükelçilik açacaklar. Nüfuzun çoğu Şii etkisinde olan ama yönetici ailenin Sünni olduğu Bayreyn, İran’ın teopolitik etkisinden kurtulmak için İsrail’e yanaşmakta. Aslında bu iki Körfez ülkesinin arkasında daha istekli bir güç daha var; Suudi Arabistan. İbrahim Paktı hazırlıkları için Abu Dabi’ye uçan İsrailli ve Amerikanlı diplomatları taşıyan uçağa hava sahasını açan Selefi Suudiler, hem evanjelik Trump hem de Siyonist İsrail yönetimine hizmete hazır görünüyorlar. İsrail medyasından İsrael Hayom gazetesine göre bu antlaşma yeni antlaşmalara ve teopolitik jestlere gebe.. Türkiye’yi Doğu Akdeniz’e hapsetmek kolay ama bilmeliler ki O, Ruhban metni Talmud’un bahsettiği ve Yahudilerin tarih boyunca hepten korktukları “KUZEY’İN ASLANI”.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir