Yörünge Dergisi

"Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası"

Cumartesi, Ekim 24, 2020

Halil Sezai’yi Asmadan Önce

Halil Sezai’nin yaptığı hoş görülecek gibi değil. Lakin olaya çok yönlü bakmak gerekir. Sosyal medya linçleri çok oluyor. Bu da mahkemeleri ve savcıları etkiliyor. Verdikleri karardan anında caydıkları ya da bir üst mahkeme tarafından bozulduğu çok oldu. Ben bunu hakimlerin bilgi eksikliğine, yetersizliğine hatta kişilik zayıflığına bağlıyorum. Verdiği kararın arkasında kapı gibi duracak bir hakim yok mu diye çıkıp bağırasım geliyor. Elbette tüm yargı camiasını aynı kefeye koymuyorum. Mutlaka böyle hakimler de vardır. Ama bu tür sansasyonel kararlardaki ikircim yargıya inancımı zayıflatıyor.

Ben bu satırları yazarken Halil Sezai’nin henüz tutuklanıp tutuklanmadığı belli değildi. Savcı hangi delillere dayanarak tutuklama istedi bilemiyorum. Kararı mahkeme verecek. Fakat tutuklama konusunda kendi düşüncemi yazacağım. Tutuklama bir cezalandırma yöntemine dönüşmemelidir. Tutuklamanın kuralları vardır. Devlet her olayda her önüne geleni ‘alın bunu, tıkın içeri’ diye davranamaz. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti ise -ki öyledir- yargı, bu kurallara göre hareket etmek zorundadır. İşlendiği iddia edilen suçun faili illa ki tutuklu yargılanacak diye bir kural yok. Eğer her olayda sanık tutuklanırsa peşinen cezalandırılmış olur ki böyle bir hukuk kuralı dünyanın hiç bir yerinde yok. Peki tutuklama tartışması nereden çıkıyor? Hakimler ya da sorgu savcısı tutuklama kararı verme konusunda kimi zaman zayıf davranıyor da ondan. Ama bu yüzden sosyal medyanın ve kamuoyunun etkisiyle karar verirse bu onu yaralar. İnanılırlığını ve saygınlığını zedeler. Nitekim de öyle oluyor.

Ben bu olayla ilgili pek çok kanalda pek çok video izledim. Halil Sezai tartışmasız suçlu. Fakat yaşlı adam da sütten çıkmış ak kaşık değil. Bir videoda Halil Sezai ile itişip kakışırken elinde kocaman bir odun tutuyor. Sonra Halil’in bir arkadaşı gelip ikisinin arasına giriyor ve o da odunu atıyor. Ayrıca Halil’in arkadaşlarının müdahale etmediği doğru değil. Ama bir yerden sonra -sanırım her ikisi de kontrolden çıkınca- ne halleri varsa görsünler kabilinden geri duruyorlar. Halil Sezai’nin siyasi tercihini bilmem; fakat yaşlı adamla her ikisinin giyim tarzları aynı. Burada işin içine bir de kelime-i şehadet ve ezan tartışması sokulmasını maksatlı buldum. Bir iş ve komşuluk ilişkisinden kaynaklanan kavgayı buralara çekmek doğru değil.
Halil Sezai yaptığının ne olduğunu anlamış zaten; ‘hayvanlık yaptım’ diyor. Evet hayvanlık yapmış. Ama ben bunun güçlü bir tahrik karşısında zıvanadan çıkmak olduğu kanısına vardım. Benim kanaatimin hukuk karşısında bir önemi olmamalı. Hukuk, yazılı kurallar manzumesidir. ‘Kara kaplı kitapta’ ne yazıyorsa o. Hakimler hukuka göre karar vermelidir. Kayırma, ayrıcalık tanıma olmaması gerektiği gibi kamuoyu baskısıyla haksız bir uygulama da olmamalıdır. Böyle olunca öbür taraf ‘Erdoğan’ın yargısı’ diye zıplıyor ve eleştirilmesi gerekenlerin yerine nahak yere cumhurbaşkanı konuluyor. O taraf zaten bu tür olayları suistimal etmeye dünden teşne. Nitekim yaptılar da.

Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir